e-ISSN 1309-2545      ISSN 1301-062X
TR    ENG
 

Download Current Issue.

Volume : 28 Issue : 2 Year : 2022

Current Issue Archive Popular Articles Ahead of Print Submit Your Article Login Copyright Transfer Form
Turkish Journal of Neurology Indexed By
  Turk J Neurol: 22 (3)
Volume: 22  Issue: 3 - 2016
Hide Abstracts | << Back
1.Cover

Pages I - IX

REVIEWS
2.Relapses in Multiple Sclerosis: Definition, Pathophysiology, Features, Imitators, and Treatment
Serhan Sevim
doi: 10.4274/tnd.75318  Pages 99 - 108
Multipl sklerozda (MS) ateş ve enfeksiyon yokken en az 24 saat süren akut enflamatuvar demiyelinizan süreçle uyumlu nörolojik defisitler atak olarak tanımlanır. Ataklarda miyelin yıkımı ve aksonal transeksiyon oluşur. Hastalığın tanısı, seyri, tedavisi ve diğer birçok özelliği ataklarla doğrudan ilişkilidir. MS hastaların %85’inde atak ve düzelmelerle giden formda başlar. İlk yıllarda atak sayısının fazla olması, atakların birden çok semptomla ortaya çıkması, motor sistemi içermesi, beyin sapı ya da spinal atak formunda olması kötü prognoz göstergeleridir. Atak ve düzelmelerle giden formun başlangıç yıllarında yıllık ortalama atak sayısı 1’dir. Sistemik enfeksiyonlar, psişik stres ve postpartum 3 aylık dönemde atak sıklığı artar. Atakların %75’i monosemptomatiktir. Yalancı ataklar ve paroksismal bulgular genellikle ani başlayıp ani sonlanmalarıyla ve kısa sürmeleriyle ataklardan ayrılır. Görüntülemede kontrast tutulumu değerlidir, ancak atakların çoğunda saptanamaz. Ataklarda ilk birkaç hafta içindeki düzelme ödem etkisinin azalmasıyla, aylar içindeki düzelme ise remiyelinizasyonla açıklanır. Ataklar ve özellikleri tedavinin de ana belirleyicilerindendir. Yüksek doz metilprednizolon ve adrenokortikotropik hormon ile erken tedavi atak sonrası özürlülüğü azaltır ve atak süresini kısaltır. Plazmaferez, steroid tedavisine yanıt vermeyen hastalar için iyi bir seçenektir. Atakların hasta ve hekim tarafından tanınması, taklitçilerinden ayırt edilmesi, uygun şekilde incelenmesi, gerekli görüldüğünde tedavi edilmesi ve sonuçlarının izlemi MS hastaları için büyük önem taşır. Bunlara yönelik olarak hasta ve hekim eğitimlerinin artırılması gerekir. Atak tedavisinin uzun dönemde özürlülük üzerine etkisini değerlendiren iyi düzenekli çalışmalara gereksinim vardır.
Relapse in multiple sclerosis (MS) is defined as a neurologic deficit associated with an acute inflammatory demyelinating event that lasts at least 24 hours in the absence of fever and infection. Myelinoclasis and axonal transection occur in relapses. Diagnosis, prognosis, treatment, and many other features of the disease are directly related to the relapses. MS starts as the relapsing-remitting (RRMS) form in 85% of patients. A large number of relapses in the first years, polysymptomatic relapses, and pyramidal system, brain stem, and spinal cord involvement are signs of a poor outcome. The average frequency of relapses is approximately one per year during the first years of RRMS. The frequency of relapses increases during systemic infections, psychological stress, and in the postpartum first 3 months. Seventy-five percent of relapses are monosymptomatic. Pseudo-relapses and paroxysmal symptoms are distinguished from relapses by their sudden onset, sudden termination, and shorter duration. Contrast enhancement is valuable in imaging, but undetectable in most relapses. The regression in the first few weeks of relapses is explained by reduction of the edema, and by remyelination in the following months. Relapses and their features are also among the main determinants of treatment. High-dose methylprednisolone and early treatment with adrenocorticotropic hormone reduce post-relapse disability and shorten the duration of relapses. Plasmapheresis is a good option for patients who do not respond to steroid treatment. Identification of relapses by patients and physicians, distinguishing them from imitators, proper evaluation, treatment when necessary, and monitoring the results are of great importance for patients with MS. The educational levels of patients and physicians regarding these parameters should be increased. Well-designed studies that evaluate the long-term effect of relapse treatment on disability are needed.

ORIGINAL ARTICLES
3.Cognitive Impairment in Young Multiple Sclerosis and Essential Tremor Patients: A Comparative Study
Hakan Serdar Şengül, Yıldızhan Şengül, Selma Yücel, Hulki Forta
doi: 10.4274/tnd.46704  Pages 109 - 113
Amaç: Multipl sklerozda (MS) kortikal demiyelinizasyon ve atrofi ile ilişkili bellek, dikkat, bilgi işleme hızı ve yönetici işlev bozuklukları hastalığın ilk dönemlerinden itibaren görülmektedir. Esansiyel tremorda (ET) ise serebello-talamo-kortikal yol disfonksiyonunu ile viziospasyal fonksiyonlar, verbal hafıza ve yine yürütücü işlevlerin bozulması ile karakterize kognitif etkilenmenin olduğu gösterilmiştir. Çalışmamızda MS ve ET hastalarında kognitif bozukluğunun değerlendirilmesini ve özellikleri açısından karşılaştırılmasını amaçladık.
Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza 30 ET (27,7±6,8), 30 MS (32,4±6,6) ve 20 sağlıklı gönüllü (28,81±7,3) dahil edildi. Katılımcılara kognitif fonksiyonları değerlendirmek amacıyla Montreal Kognitif Değerlendirme Ölçeği (MoCA) testi, hastalık derecesini değerlendirmek amacıyla ET grubuna Fahn Tolosa Marin- Tremor Değerlendirme Ölçeği ve MS grubuna Genişletilmiş Özürlülük Durum Ölçeği uygulandı.
Bulgular: MoCA toplam skor ortalaması MS hastalarında 22,4±4,34, ET hastalarında 25,8±2,7 ve kontrol grubunda 28,2±1,8 olarak saptandı. Hasta gruplarının skorları kontrol grubu ile karşılaştırıldığında düşük olarak bulundu. MS hastalarıyla ET hastaları karşılaştırıldığında MS hastalarında kognitif bozulmanın daha fazla olduğu; adlandırma, dikkat, lisan ve gecikmeli hatırlama alt gruplarının ET hastalarına göre daha belirgin etkilendiği görüldü.
Sonuç: Bu çalışmada her iki hastalık grubunda erken dönemde dahi kognitif bozukluğun görülebileceği ve bu bozulmanın MS hastalarında daha belirgin olduğu tespit edildi. Bununla birlikte MoCA testinin bu hastalık gruplarında kognitif bozulmanın gösterilebilmesi amacıyla kullanılabileceği saptandı.
Objective: In multiple sclerosis (MS); memory, attention, information processing speed, and executive function deficits associated with cortical demyelination and atrophy can be seen in the early phases. In essential tremor (ET) cognitive impairment associated with cerebral-thalamocortical pathway dysfunction, which is characterized by visuospatial functions, verbal memory, and executive functions were seen. We aimed to evaluate cognitive impairment in patients with MS and ET, and to compare the features of impairment.
Materials and Methods: Thirty patients ET (mean age 27.7±6.8 years), 30 patients with MS (mean age 32.4±6.6 years) and 20 healthy controls (mean age 28.81±7.3 years) were recruited for the study. For assessing cognitive impairment, the Montreal Cognitive Assessment (MoCA) test was applied to all participants. For grading the disease, the Fahn-Tolosa-Marin Tremor Rating Scale was used in the ET group, and the Expanded Disability Status Scale was used in the MS group.
Results: The total MoCA mean scores in patients with MS was 22.4±4.34, 25.8±2.7 in patients with ET, and 28.2±1.8 in controls. When we compared the patients with the controls, the patients’ mean score was lower than in the controls. Cognitive impairment in patients with MS was more apparent than in patients with ET. Naming, attention, language, and delayed recall subgroups in patients with MS were more affected than in patients with ET.
Conclusion: In this present study, we determined cognitive impairment can be seen in both group of patients, and MS can cause more prominent deficit than ET. In addition, our study confirms that cognitive impairment in MS and ET can be detected using the MoCA test.

4.Switch from Immediate-release Pramipexole to Extended-release Pramipexole: The Safety and Efficacy Characteristics of Sixty-eight Patients
Müge Kuzu, İnci Şule Özer, Oğuzhan Herdi, Sabiha Tezcan, Muhittin Cenk Akbostancı
doi: 10.4274/tnd.48751  Pages 114 - 116
Amaç: Bu çalışmada, kısa etkili pramipeksolden (pex) uzun etkili pramipeksole (pex-ER) geçişteki etkililik ve güvenliğin kendi hasta popülasyonumuz açısından ölçülmesi amaçlanmıştır.
Gereç ve Yöntem: Pex-ER’nin ülkemizde kullanıma girmesinden yaklaşık bir yıl sonra retrospektif olarak Parkinson hastalığı (PH) dosyaları tarandı. Çalışmaya tek gecede pex’den pex-ER’ye geçilen hastalar alındı. Altmış sekiz hasta (26’sı kadın) (%38) çalışmaya dahil edildi. Hastaların yaş, cinsiyet, hastalık süresi, ek hastalıkları, kullandığı ilaçlar, pex dozları, pex-ER dozları, yan etki (YE) olup olmadığı, YE çeşidi ve şiddeti, ilaca devamlılığı kaydedildi.
Bulgular: Ortalama yaş 63,3 (44-88 arası), ortalama hastalık süresi 7,1 yıl (1-27 arası) idi. PH için dopamin agonisti dışı kullandıkları ilaçlar levodopa (57 hasta, %82,6) rasajilin (20 hasta, %29), amantadin (18 hasta, %26,1), apomorfin (altı hasta, %8,7) idi. Hastaların 62 (%91,2) tanesinde pex’den pex-ER geçiş sorunsuz bir şekilde tamamlandı. Altı (%8,8) hastada ise YE görüldü. YE’ler; ayak bileğinde şişlik (iki hasta), kusma (bir hasta), diskinezi (bir hasta), hiperseksüalite (bir hasta) ve psikozdu (bir hasta). Pex’den pex-ER’ye geçen hastaların pramipeksol dozu ve levodopa eşdeğer dozu anlamlı derecede artmıştı (p=0,00).
Sonuç: Pramipeksol dozu hastaların semptomatik ihtiyaçlarına göre artırılmış olup bu durum pex’den pex-ER’ye geçen hastalarda levodopa eşdeğer dozunun anlamlı derecede artmasına yol açmıştır. Pex’den pex-ER’ye bir gecede geçiş hastaların %90’ına, sorunsuz gerçekleşmiştir. Bulgularımız önceki çalışmalar ile uyumludur.
Objective: To evaluate the safety and efficacy of switching from immediate-release pramipexole (pex) to extended-release pramipexole (pex-ER).
Materials and Methods: Pex-ER became available in Turkey about a year ago, since then we documented satisfactory information on patients (26 women; 38%) who were switched from pex to pex-ER. We recorded pre- and post-switch pex and levodopa, equivalent doses of other anti-parkinsonian medication, and analyzed the frequency and nature of reported adverse effects.
Results: The mean age of the patients was 63.3 years (range, 44-88 years), and the mean disease duration was 7.1 years (range, 1-27 years). The other drugs were levodopa (57 patients, 82.6%), entacapone (24 patients, 34.58%), rasagiline (20 patients, 29%), amantadine (18 patients, 26.1%), and apomorphine (six patients, 8.7%). Switch from pex to pex-ER was uneventful in 62 (91.2%) patients. Adverse events were reported in six (8.8%) patients: ankle swelling (two patients), nausea (one patient), dyskinesia (one patient), hypersexuality (one patient), and psychosis (one patient). Problems resolved with further medication change in two patients. Four patients preferred to return to pex.
Conclusion: The great majority of patients (91.2%) switched from three times daily pex to once daily pex-ER uneventfully. A slight increase in pex daily dose, which was tailored according to patients’ symptomatic needs, resulted in an increase in post-switch levodopa equivalent doses. Our experience is compatible with previously reported studies.

5.P Wave Dispersion in Children with Breath-holding Spells
Tahsin Gider, Bülent Koca, Mustafa Çalık, Ali Yıldırım, Savaş Demirpençe
doi: 10.4274/tnd.72623  Pages 117 - 120
Amaç: Soluk-tutma nöbetleri sıklıkla süt çocukluğu ve erken çocukluk çağında görülen ve kalp hastalığı şüphesiyle çocuk kardiyoloji kliniklerine çocukların götürüldüğü klinik bir tablodur. Bu çalışmada elektrokardiyografide (EKG) atriyal depolarizasyona ait bölgesel farklılıkların bir göstergesi olan ve çeşitli hasta gruplarında supraventriküler taşikardi riskini belirlemede yararlı olduğu kanıtlanmış olan p dalga dispersiyonu soluk tutma nöbeti ile başvurmuş çocuklarda çalışılmıştır.
Gereç ve Yöntem: Çalışmaya hasta grubu olarak 47 soluk-tutma nöbetli ve kontrol olarak da 36 sağlıklı çocuk alınmıştır. Her 2 gruba EKG ve ekokardiyografi yapılmıştır. P dalga dispersiyonu, maksimum ve minimum p dalga süreleri arasındaki fark olarak hesaplanmıştır. İstatistiksel analizde SPSS 22.0 programı kullanılmış olup p<0,05 anlamlı olarak kabul edilmiştir.
Bulgular: Hasta ve kontrol grubunda p minimum, p maksimum ve p dalga dispersiyonu süreleri arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır.
Sonuç: Soluk-tutma nöbetli çocuklarda atrial iletinin olasılıkla etkilenmediği gösterilmiştir.
Objective: A breath-holding spell (BHS) is a clinical feature frequently seen in infancy and early childhood and generally bringing children to pediatric cardiology outpatient clinics with the suspicion of cardiac disease. In this study, P wave dispersion (PWD), which is a marker of regional differences in atrial depolarization in electrocardiography and has been demonstrated to be beneficial in defining the risk of supraventricular tachycardia in various patient groups, was studied in children who presented with breath-holding spells.
Materials and Methods: Forty-seven patients with breath-holding spells and 36 healthy children as a control group were included in this study. We performed electrocardiography and transthoracic echocardiography on patients and controls. PWD, which is defined as the difference between maximum and minimum p wave duration, was also calculated. Statistical analysis in the study was performed using SPSS version 22.0 and p<0.05 was accepted as significant.
Results: Our study indicated that there were no statistically significant differences between the patients and controls in minimum, maximum p wave duration and PWD.
Conclusion: Our findings suggest that atrial conduction is probably unaffected in children with breath-holding spells.

6.Sleep Quality and Cognitive Impairment in Patients with Parkinson’s Disease in Iran
Narges Sahebzadeh, Morteza Mazloum Farsi Baf, Seyed Mehran Homam
doi: 10.4274/tnd.84755  Pages 121 - 126
Amaç: Parkinson hastalığı (PH) olan hastalarda, bilişsel durum ve uyku kalitesi ve bunların birlikteliğini değerlendirmektir.
Gereç ve Yöntem: Bu analitik kesitsel çalışmada, PH olan 120 hasta, 22-Bahman ve 17-Shahrivar hastanelerinden seçildi. Demografik bilgi formu dolduruldu ve Parkinson şiddeti Hoehn ve Yahr (HY) ölçeği kullanılarak belirlendi. Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) ve Epworth uykululuk skalası (ESS), sırasıyla uyku kalitesini ve gündüz aşırı uykululuğun değerlendirilmesi için kullanılmıştır. Bilişsel durum Montreal Bilişsel Değerlendirme anket formu kullanılarak değerlendirildi.
Bulgular: PH hastalarının yaş ortalaması 65,9±11,7 yıl idi ve bunların %67,5’i erkekti. Hastaların 27’sinde (%22,5) kognitif bozukluk, 87’sinde (%72,5) gündüz aşırı uykululuk ve 113’ünde (%94,2) kötü uyku kalitesi bulundu. PUKİ ortalama ve ESS skorları sırasıyla 9,03±4,70 ve 3,73±7,38 idi. Kognitif durum ve uyku kalitesi yanı sıra gündüz uykululuk arasında bir anlamlı ilişki saptandı (p<0,0001).
Sonuç: Kognitif bozukluk ve kötü uyku kalitesi yanı sıra gündüz aşırı uykululuk arasında anlamlı bir ilişki vardır.
Objective: To evaluate the cognitive status and sleep quality and their association in patients with Parkinson’s disease (PD).
Materials and Methods: In this analytical cross-sectional study, 120 patients with PD were selected from 22-Bahman and 17-Shahrivar hospitals. Demographic information was recorded on a form and Parkinson’s severity was determined using the Hoehn and Yahr scale (HY). Pittsburgh Sleep Quality Index (PSQI) and Epworth sleepiness scale (ESS) were used for the assessment of sleep quality and excessive daytime sleepiness, respectively. Cognitive status was assessed using the
Montreal Cognitive Assessment questionnaire.
Results: The mean age of patients with PD was 65.9±11.7 years, and 67.5% were men. Cognitive impairment was found in 113 (94.2%) patients, poor sleep quality in 87 (72.5%), and excessive daytime sleepiness in 27 (22.5%) patients. The mean PSQI and ESS scores were 9.03±4.70 and 7.38±3.73, respectively. There was a significant association between cognitive status and sleep quality, as well as daytime sleepiness (independent sample t-test, p<0.0001 for both).
Conclusion: There is a significant association between cognitive impairment and poor sleep quality as well as excessive daytime sleepiness.

CASE REPORTS
7.A Case of Neurosyphilis Presenting with Multiple Cranial Neuropathy
Eda Kılıç Çoban, Mehmet Ali Aldan, Sedat Gez, Nilüfer Kale, Mesude Özerden, Nazan Sakallı, Aysun Soysal
doi: 10.4274/tnd.75002  Pages 127 - 129
Sifiliz, bir spiroket olan Treponema pallidum tarafından oluşan cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Hastalıkta merkezi sinir sistemi tutulumu her dönemde gözlenebilir. Hastalık en sık akut sifilitik menenjit, meningovasküler sifiliz ve parankimal nörosifiliz olarak karşımıza çıkar. Akut baziller sifilitik menenjit primer olarak kafa çifti tutulumu ile kendini gösterir. Çoklu kafa çiftleri mevcudiyeti merkezi sinir sistemi tutulumu yapan pek çok hastalıkta görülebilmekle birlikte nörosifilizin de tek klinik bulgusu olabilir.
Syphilis is a sexually-transmitted disease caused by the spirochete bacterium Treponema pallidum. Central nervous system involvement can occur in every stage of the disease. It is classified into: acute syphilitic meningitis, meningovascular syphilis, and parenchymatous neurosyphilis. Acute basilar syphilitic meningitis is characterized primarily by the presence of cranial nerve involvement. As cranial nerve enhancement may be seen in a broad range of diseases, it can be the only clinical feature of neurosyphilis.

8.Lhermitte-Duclos Disease with Orthostatic Hypotension
Nesrin Helvacı Yılmaz, Mehmet Şeker, Mehmet Onur Omaygenç, Umut Yaka, Nazan Eryiğit, Burak Yuluğ
doi: 10.4274/tnd.75428  Pages 130 - 132
Lhermitte-Duclos hastalığı serebellumun nadir görülen displastik ganliyositomuna verilen isimdir. En sık başvuru şikayetleri baş ağrısı, bulantı, kusma, dengesizlik ve görme bulanıklığıdır. Tanıda kranyal manyetik rezonans görüntülemede T2 ağırlıklı kesitlerde hiperintens, T1 ağırlıklı kesitlerde hipointens görünüm oldukça tipiktir. Sıklıkla iyi seyirlidir. Obstrüktif hidrosefali gelişimi acil cerrahi müdahale endikasyonudur ve sonuç yüz güldürücüdür. Ortostatik hipotansiyon bu sendromun çok nadir görülen klinik prezentasyonu olup bizim hastamız literatürde bildirilen ikinci olgudur.
Lhermitte-Duclos disease is a rare cerebellar dysplastic gangliocytoma. The most common symptoms include headache, nausea, vomiting, blurred vision, and imbalance. The typical appearance on cranial magnetic resonance imaging is hyper-intensity on T2-weighted images and hypo-intensity on T1-weighted images. The disease generally presents with benign progress. Development of obstructive hydrocephalus is an indication for urgent surgical intervention and surgery outcomes are satisfactory. Orthostatic hypotension is a very rare clinical presentation of this syndrome and ours is the second case of orthostatic hypotension to be reported in the literature.

9.Hypoxic-Ischemic Encephalopathy after Bee Sting and Treatment with Zolpidem: A Case Report
Turgay Demir, Miray Erdem, Aygül Tantik, Şebnem Bıçakcı
doi: 10.4274/tnd.92005  Pages 133 - 136
Hipoksik iskemik ensefalopati (HİE) beyne gelen kan akımı ve oksijenin durması ya da azalması sonucu gelişen metabolik ensefalopatidir. Klinik tablo minimal nörolojik defisitten komaya kadar değişebilir. Yaşayan olgularda kalıcı nöropsikolojik sekeller gelişmektedir. Burada arı sokması sonrası anafilaktik reaksiyona bağlı HİE gelişen ve zolpidem tedavisi ile anlamlı klinik yanıt aldığımız bir olgu sunulmuştur.
Hypoxic-ischemic encephalopathy (HIE), a metabolic encephalopathy, develops as a result of cessation or reduction of oxygen and blood flow to the brain. The clinical picture may vary in severity from minimal neurologic deficits to coma. In living patients, permanent neuropsychological sequelae can develop. Herein, we present a case of HIE that occured after anaphylactic reaction due to bee sting, which was treatedm with zolpidem.

IMAGES IN CLINICAL NEUROLOGY
10.Cerebral Infarct due to Traumatic Carotid Artery Dissection
Burcu Yüksel, Elif Küçükseymen, Pınar Koç, Eylem Özaydın Göksu, Ertan Karaçay, Aylin Yaman, Yasemin Biçer Gömceli
doi: 10.4274/tnd.26937  Pages 137 - 138
Abstract | English Full Text

11.A Conflicting Case of Childhood Oligodendroglioma
Doğa Gürkanlar, Ferhat Harman, Senem Mut
doi: 10.4274/tnd.43926  Pages 139 - 140
Abstract | English Full Text

LETTERS TO THE EDITOR
12.Hypokalemic Periodic Paralysis that Presented with Hemiparesis after Dexamethasone Injection
Özdem Ertürk, Can Özlü
doi: 10.4274/tnd.21605  Pages 141 - 142
Abstract | English Full Text

13.Myasthenia Gravis after Botulinum Toxin Type A Injection
Hacer Durmuş Tekçe, Feza Deymeer, Piraye Oflazer Serdaroğlu, Yeşim Parman
doi: 10.4274/tnd.02703  Pages 143 - 144
Abstract | English Full Text

FRONTIERS IN NEUROLOGY
14.Stroke Treatment: Current News and Developments
Mehmet Akif Topcuoglu, Ethem Murat Arsava
doi: 10.4274/tnd.47640  Pages 145 - 147
Abstract | English Full Text

MEETING HIGHLIGHTS
15.Following the 10th National Epilepsy Congress
Candan Gürses
doi: 10.4274/tnd.87049  Page 148
Abstract | English Full Text



 
© Copyright 2022 Turkish Journal of Neurology
Home        |        Contact
LookUs & OnlineMakale