e-ISSN 1309-2545      ISSN 1301-062X
TR    ENG
 

Download Current Issue.

Volume : 28 Issue : 2 Year : 2022

Current Issue Archive Popular Articles Ahead of Print Submit Your Article Login Copyright Transfer Form
Turkish Journal of Neurology Indexed By
  Turk J Neurol: 1 (3)
Volume: 1  Issue: 3 - 1995
Hide Abstracts | << Back
1.Cover

Pages I - V

2.
PRİON HASTALIKLARI
Mehmet Akif TOPÇUOĞLU
Pages 113 - 115
Abstract

3.Neurogerontology: A Reviev
Ali İhsan BAYSAL
Pages 116 - 119
İnsanın yaşlanma sürecinde, özellikle ,ileri yaşlarda, hastalıkla açıklanamayan birçoknörolojik bulgu ortaya çıkar. Bunların iyi bilinmesi tanıdaki yanılmaları azaltabilir. Sonyıllarda nörogerontoloji giderek önem kazanmaktadır, çünkü zamanımızda yaşlı insanpopülasyonu hızla artmaktadır. insan yaşlandıkça beyin ağırlığı, beyin kan akımı, sinirliflerinin sayısı ve bunlann iletim hızı tedrici düşüşler gösterir; bu süreç 70 yaşın üzerindedaha da hızlanır. Aynca nörolojik muayenedeki normal bulgularda bazı değişiklikler olur.Bunlann içinde nöroojtalmolojik, piramidal ve ekstrapiramidal sistemlere ait olanlar enönemlileridir. Bilişsel alanda yaşlanmaya yenik düşen işlevler ise görsel algılama, geometrikşekiller çözme ve oluşturma ile ilgili olanlardır. Buna karşılık bellek işlevleri oldukça iyidüzeyde kalır. Yaşlanmanın kişilik üzerinde de bazı etkileri vardır.Sinir sistemindesenilitenin yol açtığı morfolojik değişiklikler nöronların küçülmesi ve beynin bazıbölgelerinde sayıca azalmalarıdır. Bu kayıplar yaşa ve anatomik bölgeye göre farklılıklargösterir. Bunun sonucu asetilkolin ve norepinefrin gibi bazı nörotransmitterlerin aktiviteleriazalır.
During the aging process of the human being, especially at advanced age, severalneurologic findings emerge which cannot be explained by any disease. It is important to be aware of these changes for it may help reduce mistakes in diagnosis. Neurogerontology has recently gained popularity because of the speedy increase in the number of the aged people. With advancing age; brain weight, cerebral blood flow, the number of nerve fibers and their conduction velocity decreases steadily. After age 70, this process is accelerated. In addition, findings partly change in the normal neurologic examination. These are mainly related to the neuroophthalmologic, pyramidal and extrapyramidal systems. With regard to cognition, functions that fail in the senile population are visual perception, whereas mnemonic abilities remain quite normal. Old age also has various ejjects on the personality trait. The essential morphological changes in the nervous system that accompany senility are reduction in the size of the neurons and decrease in their number in certain anatomical regions. As a result of this, activities of some neurotrnsmitters like acetylcholine and norepinephrin are also reduced.

4.Neck-tongue Syndrome: Anatomic and Electropbysiological Approach
Burhanettin ULUDAĞ, Yeşim YETİMALAR, Ali AKYOL, Cumhur ERTEKİN
Pages 120 - 123
Boyun-Dil Sendromu ani, keskin boyun rotasyonu ile ortaya çıkan aynı tarafta C2dermatomunda ağrı, aynı tarafta dilde uyuşukluk, kabalaşma hissi ile belirgin sıkrastlanılmayan bir ağrı sendromudur. 47 yaşında bir bayan hasta, 5 yıldır başını aniolarak sağa çevirdiğinde daima sol tarafta enseye, kulak arkası alana, ön boyun bölgesineyayılan yaklaşık 1 dakika süreli ağrı ve bununla eş zamanlı olarak aynı taraf dil yarısındahantallık, dilinin ağzının içine sığmama duyumu, disartri ve burun ucunda uyuşmayakınması ile literatürdeki 39. olgu olarak sunulmuştur. Klinik, laboratuar veelektrofizyolojik bulguları eşliğinde olgu ve boyun-dil sendromu anatomo-patolojisitartışılmış, boyun rotasyonu sırasında C2 spinal sinirle birlikte spinal trigeminal traktusunda basıya uğradığı sonucuna varılmıştır.
The Neck-Tongue syndrome (NTS) is a rare syndrome cbaracterized by pain in C2dermatome and numbness in ipsilateral part of tongue during abrupt head rotation. Thisarticle presents a 47 year-old patient complaining pain in the left retroauricular areaduring sudden turns of head ta the right band side, simultaneous numbness in tbe tongueand the tip of nose and disartria. This patient is the 39th case with NTS in the literature. We conclude that the C2 spinal nerve is impaired together with the trigeminal tractus during head rotation in this patients .

5.Subcortical Global Aphasias
Mustafa BAKAR, Faruk TURAN, İbrahim BORA, Mehmet ZARİFOĞLU, Erhan OĞUL
Pages 124 - 126
Dominant hemisferin subkortikal yapılarının lisanda önemli rolü olduğu bilinmektedir.Subkortikal bölgedeki lezyonun lokalizasyonuna bağlı olarak farklı tiplerde afazik tablolargözlenmiştir. Bu çalışmada global afazisi olan 20 stroklu olgu incelendi. BT lerindenukleus kaudatus, talamus, internal kapsül anterior ve posterior bacakları, globus pallidus,putamen ve periventriküler beyaz cevherde lokalize bir veya daha fazla alanı tutanlezyonlar gözlendi.. Olgulann 12 sinde(% 60) putamen ve periventriküler alanlardalokalize hematom veya infarkt saptandı. Bulgularımız subkortikal yapılar içerisindeözellikle putamen ve periventriküler beyaz cevher alanlarının global afaziye yol açanönemli alanlar olduğunu düşündürdü.
It is known that subcortical structures of the dominant hemisphere have an important rolein language. Different aphasia forms have been observed depends on lesion localisation on subcortical area. In this study 20 patients with global aphasia were examined. Their CT scan have shown one ar more lesions in nucleus caudatus, thalamus, anterior andposterior limbs of internal capsule, globus pallidus, putamen and periventricular whitematter. In 12 of 20( 60 %) were shown hematoma ar infarct in putamen and periventricular white matter. Our findings suggested that putamen and periventricularwhite matter in subcortical region were important areas which cause ta global aphasia.

6.The Evaluation of the Effect of Flumazenil in Hepatic Encephalopathy by Median Nerve Somatosensory Evoked Potentials
Musa ONAR, Ziya ARIK, G. KESİM, Hakkı KAHRAMAN, Esin ÖZYILKAN
Pages 127 - 129
Hepatik ensafalopatili hastalarda benzodiazepin reseptör antagonisti Flumazenil'in etkisisomatosensoryel uyarılmış potansiyellerle(SEP) incelendi. Median SEP incelemelerindepatoloji saptanan 10 hepatik ensefalopatili hastaya 1,2,6 mg Flumazenil verildikten sonraSEP incelemeleri tekrarlandı. N20 latansı, N20 -P23 amplitüdü ve santral iletizamanlarında(SİZ) ilaç öncesi ve sonrası değerleri arasında anlamlı fark bulunmadı.Benzodiazepin reseptör antagonisti Flumazenil'in, hepatik ensafalopatili hastalardabozulmuş elektroserebral fizyolojiyi düzeltmediği sonucuna varıldı.
In order to evaluate the effect of flumazenil, a benzodiazepine receptor antagonist, onhepatic encephalopaty, 10 patients with hepatic encephalopaty with abnormal SEPs werestudied after 1,2,6 mg Flumazenil were given intravenously. Median nerve SEPs wererecorded. There were no significant differences between the values of N20 wave latency, N20-P23 wave amplitude and central conduction time (N13- N20 wave peak interval)according to the Wilcoxon paired test(P>0.05).

7.Moclobemide Therapy in Chronic Tension Type Headache: Clinical and Neurophysiological (P300) Follow-up.
Sibel ÖZKAYNAK, Zülküf ÖNAL, Berrin AKTEKİN, Sevin BALKAN, Uğur KAHVECİOĞLU, Korkut YALTKAYA
Pages 130 - 134
Moklobemid'in Kronik Gerilim Tipi Başağrısındaki proflaktik etkinliği 21 olguda çalışıldı (yaş ortalaması 39.33 ± 8.53). Olgular Uluslararası Başağrısı Birliği'nin tanı kriterlerine göre teşhis edildi. Hamilton Depresyon skalası ve klinik muayene ile olguların depresyon daolmadıkları gösterildi. İlacın bilişsel etkilerini değerlendirmek için, tedaviden önce ve 4hafta sonra P300 kayıtladık. Tedaviden 10.05 ± 5.8 hafta sonra% 38'inde başağrısı yokken, % 43'ünde tama yakın düzelme ile % 14'ünde başağrısında minimal azalma vardı ve % 5'inde de başağrısı tedavi öncesi gibiydi. P300 parametreleri tedaviden etkilenmemişlerdi . Bu çalışmada, Moklobemid kronik gerilim tipi başağrısının projlaktik tedavisinde iyi seçeneklerden biri olduğu sonucu elde edildi.
The prophylactic effectiveness of Moclobemide in Chronic Tension Type Headache wasstudied in 21 patients (mean age 39.33 ± 8.53). Tbey were diagnosed by InternationalHeadache Society diagnostic criteria. They didn't have depression, revealed by Hamilton'sdepression scale and clinical examination. We recorded P300, before and 4 weeks after the treatment for evaluating the cognitive effects of the drug. After the treatment of 10.05 ± 5.8 weeks, 38 % had no headache, 43 % had nearly complete remission, 14 % had minimally decreased headache and 5 % had headache just as before the treatment. P300 parameters, weren't affected by the treatment. As a result in this study, Moclobemide is one of the good alternatives of prophylactic treatment of Chronic Tension Type Headache.

8.Anxiety and Depression in Chronic Headache
Deniz SELÇUKİ, Canan YÜCESAN, Nermin MUTLUER, Rana TANRIDAĞ, Gönül OZAN
Pages 135 - 136
Uluslararası Baş Ağrısı Derneği 'nin belirlediği ölçütlere göre tanı konan 23 gerilim tipi ve16 migren baş ağrısı hastasına, Beck Depresyon ve Spielberger Sürekli ve Durumluk Kaygıölçekleri verildi. 2 grup arasında depresyon ve anksiyete açısından anlamlı farklılıksaptanmadı. Sonuçlar literatür eşliğinde tartışıldı.
It was given Beck Depression and State Trait Anxiety Inventories to 23 patients who suffered from tension type and 16 patients who suffered migraine type headaches. The patients were classified by using the diagnostic criteria of the International Headache Society. Significant differences were not found between two headache groups.

9.Syncope and Epilepsy
Esen SAKA, Serap SAYGI, Abdurrahman CİĞER
Pages 137 - 140
Ani bilinç kaybı ile gelen hastalarda, senkop ve epilepsinin ayrımı her zaman kolayolmamaktadır. Öykü ve klinik presentasyon senkop ve epilepsinin ayrımında çok önemlidir.Ayrıca, öykünün yönlendirdiği şekilde yapılacak tetkiklerle hastaların ayrıntılı olarakaraştırılması gereklidir. Ambülatör kombine EEG ve EKG monitorizasyonu arada kalınanvakalarda kullanılmalıdır.
In patients with sudden loss of conscious, differentiation of syncope and epilepsy is noteasy in all cases. History and clinical presentations are very important in diagnosis. Also,detailed evaluation of patients in the light of history is necessary. Combined ambulatoryEEG and ECG monitorization must be made in cases with atypical presentation.

10.Rat Brain Mast Cells
Erdal Kalkan, Halit Demiralay, Galip Akhan, S. Serpil Kalkan, Ahmet Dağtekin
Pages 141 - 144
Anaflaksi, enjlamatuar reaksiyon ve gecikmiş tip aşırı duyarlılıktaki rolleri kanıtlanmışolan mast hücrelerinin beyin dokusundaki fonksiyonları, lokalizasyonları, fizyolojik vepatolojik olaylardaki rolleri giderek daha fazla araştırılmaktadır. Bu çalışmada, eteranestezisi uygulanan ratlarda, mast hücrelerinin beyin hemisferleri ve cinsiyetlerarasındaki sayısal farkları ile lokalizasyonlarının incelenmesi amaçlandı. 10 erkek, 10 dişi,20 adet albino rat eter anestezisi ile uyutulduktan sonra beyinleri disseke edilerek, sağ ve sol hemisferlerine ayrıldı. %10'luk formalinle fikse edilerek her bloktan eşit aralıklarla 3µmkalınlığında 5'er kesit alındı ve Toluidin -Blue ile boyandı. Preparatların tüm sahalarıincelenip mast hücreleri sayıldı ve istatiksel analizleri yapıldı. Mast hücre sayılarında sağ vesol hemisferler ile dişi ve erkek rat beyinleri arasında istatistiksel olarak belirgin bir farkolmadığı tespit edildi. Mast hücrelerinin genelde meninkslerde ve meninkslere yakın gricevherde perivasküler olarak yerleşmiş olduğu görüldü.
Mast cells which were established acts in anaphylaxis and inflammatory reactions, havebeen recently interested in functions, localization's, physiological and pathological acts inbrain tissue. In this study we aimed to search whether there were any difference of mast cellsin some parameters between hemispheres and sexes such as distributions and amount inrats. 10 male and 10 female, total 20 albino rats following anesthesied by ether weredecebuted and removed brain divided left and right hemispheres. Materials were fixed by%10 formaline and cut in 5 equal slide and colored by torudin-Blue. Mast cells werecounted in every side. Mast cells in both hemispheres and both sexes were analyzed bystudent t test. There were any statical important differences between right and lefthemispheres and sexes. Mast cells were seen in perivasculer area in the meningia and the cortex near the meningia .

11.Etiology of Cerebral Palsy in a Group of Patients
Galip AKHAN, N. EREN, Ahmet Rıfat ÖRMECİ, Bahattin TUNÇ, Hüseyin YORGANCIGİL
Pages 145 - 147
Spastik çocuklar Derneği Isparta şubesine başvuran 55'i kız, 60'ı erkek toplam 115 serebralpalsili (SP) hasta çalışmaya alındı. SP nedeni olarak bulduğumuz doğum öncesi faktörler:mikrosefali (%4), ikiz eşi (%4), gebelikte ilaç kullanımı (%2), maternal enjeksiyon (%2),ailede SP öyküsü (%2) ve diabetik anne (%1) idi . Doğum sırası etkenler içinde en sıkrastlanan: %37 ile doğum asfiksisi olup bunu %14 ile düşük gestasyonel yaş ve ağırlık ve %3 ile sürmatürite izlemekteydi. SP'nin doğum sonrası nedenleri olarak da hastalarımızın% 7'sinde hiperbiluribinemi, %5'inde ateşli hastalık öyküsü, %3'ünde konvulsiyon ve%1 'inde travma vardı. Tüm olguların %16'sında sebep tespit edilemedi. Literatür ilekarşılaştırıldığında çalışına grubumuzda doğum sırası faktörlerin, özellikle doğumasfaksisinin yüksek olduğu gözlendi. Eğer SP'li çocukların prevelansını düşürmek istiyor isekdoğumların optimal koşullarda yapılmasına ek olarak, annelere hamilelik öncesi vesüresince modern labaratuvar imkanları ile desteklenen sağlık hizmeti verilmelidir.
A total of 115 children (55 girls and 60 boys), who are attending to the Isparta Branch ofThe National Association of Spastic Children, were examined. The cause of cerebral palsy(CP) were determined to be due to the following factors, in order: natal, 54%; unknown,16%; postnatal, 15%; and prenatal, 15%. Prenatal factors were taking medicine duringpregnancy (2%), maternal infection (2%), infants of diabetic mothers (1%) , microcephaly( 4%), mu/tiple birtb (4%) and having a relative with CP (2%). Natalfactors qf" CP weredetermined to be birtb aspbyxia (37%), prematurity and low birtb weigbt (14%) andsurmaturation (3%). Causative postnatal everıts were infection (5%), convulsion (3%),trauma (1%), and hyperbiluribinemia (7%). Birth asphyxia, which was diagnosed in 37%of patients with CP, is not dependent solely on labor. To lower the prevalence of CP, not only optimal conditions should be provided for the birth process, but also medical care should be given to the mothers before and during their pregnancy.

OLGU SUNUMU
12.Adrenomyeloneuropathy (AMN): Case Report
Şakir FADILOĞLU, Raif ÇAKMUR, Birsen KESKİN, Meral FADILOĞLU, Sevinç BİBEROĞLU, Handan GÜLERYÜZ
Pages 148 - 152
Bu sunumda kliniğimize başvuruşundan önce ailesel özellikleri nedeniyle "Familyal Spastik Paraparezi" tanısı almış 27 yaşında bir erkek olguyu bildiriyoruz. Olguda klinik tabloyanısıra adrenal yetmezliğin laboratuvar verileri ve periferal nöropatinin elektrofizyolojikbulguları adrenomyelonöropati (AMN) tanısını düşündürmekteydi. AMN tanısı serumdaçok uzun zincirli yağ asidleri düzeyindeki artış ile doğrulandı. Kraniyal ve spinal manyetikrezonans görüntüleme (MRG) incelemeleri de tanıyı destekledi. Çok uzun zincirli yağasidlerinden kısıtlanmış diyet ile klinik tablo ve elektrofizyolojik parametrelerde kısmidüzelme elde edildi. AMN, diyetle kısmen de olsa tedavi edilebilir olması nedeniyle spastikparaparezinin ve özellikle de :"Familyal Spastik Paraparezi "nin ayırıcı tanısında akıldabulundurulmalıdır.
Here we report a 27year-old male who had been previously misdiagnosed as having'familial spastic paraparesia 11 because of his family history. Diagnosis ofadrenomyeloneuropathy (AMN) was suspected with clinical features, laboratory data ofadrenal irısufficiency and electrophysiological signs of peripheral neuropathy. AMN wasdiagnosed with increased levels of saturated very-long-chain fatty acids (VLCFA). Cranialand spinal MRI investigations also supported the diagnosis of AMN. Administration of adietary regimen with resiriction of VLCFA caused improvement of neurological disability, as well as electrophysiological parameters. AMN should be kept in mind in differentialdiagnosis of spastic paraparesia, especially of familial spastic paraparesia, because of itspartial curability with dietary restriction.

13.Hemiparkinsonism-Hemiatrophy syndrome-Case report
İhsan Özcan ERTÜRK, Münife MÜFTÜOĞLU
Pages 153 - 154
Parkinsonizmin nadir bir formu olan hemiparkinsonizm-hemiatrofi sendromu ilk kezKlawans tarajindan tanımlanmıştır. İlk yayınlanan dört olgu yavaş progresyonlu unilateralparkinsonizm, erken distoni gelişimi ve levo-Dopa tedavisine nispeten zayıf cevapözelliklerine sahiptiler. Biz de benzer klinik özelliklere sahip bir vaka sunuyonız.
A rare form of parkinsonism has been firstly described by Klawans as Hemiparkinsonism-Hemiatrophy syndrome. The four patients originally reported had slowly progressive parkinsonism that remained unilateral, early dystonia, and relatively poor response ta levoDopa therapy. We reported a case with such clinical features.

14.
KAROTİD ENDARTEREKTOMİ İÇİN GEÇERLİ ENDİKASYONLAR
Turgay DALKARA
Pages 155 - 158
Abstract

15.
EPİLEPSİ EPİDEMİYOLOJİSİ VE GENETİĞİ
J. F. ANNEGERS, Galip AKHAN
Pages 159 - 161
Abstract

OTHER
16.DERNEK'TEN HABERLER

Page 162
Abstract



 
© Copyright 2022 Turkish Journal of Neurology
Home        |        Contact
LookUs & OnlineMakale