e-ISSN 1309-2545      ISSN 1301-062X
TR    ENG
 

Download Current Issue.

Volume : 25 Issue : 2 Year : 2019

Current Issue Archive Popular Articles Ahead of Print Submit Your Article Login
Turkish Journal of Neurology Indexed By
 
  Search






Turk J Neurol: 25 (1)
Volume: 25  Issue: 1 - 2019
Hide Abstracts | << Back
1.Cover

Pages I - XI

REVIEWS
2.Neuroanatomy of Postural Stability: Links to Parkinson’s Disease
Burak Erdeniz, David Selveraj, Merve Bulut
doi: 10.4274/tnd.galenos.2018.46793  Pages 1 - 6
Postüral stabilite çevresel koşullara uygun tepki verebilmek için farklı duyumsal girdilerin entegre edilmesini gerektiren karmaşık bir denge görevidir. Vücudun stabiliteyi koruma becerisi bedenin içsel temsilinin mekandaki konumu gibi biyomekanik kısıtlamalar ile sınırlandırılmıştır. Postürel stabilite, bedeni yönlendirmeye yarayan ve dengeyi korumaya yardım eden birden farklı beyin bölgesinin etkileşimini gerektirir, örneğin düşeyliğin vestibüler kortekste ve somatosensori korteksteki etkileşimi buna bir örnektir. Dahası, denge sistemi duyumsal girdileri entegre etmek için bilişsel kaynakları kullanır. Bradikinezi, rijidite, istirahat halinde izlenen tremor gibi birçok motor semptom ile karakterize edilen Parkinson hastalığı (PH) genellikle tremor tipi ve postüral instabilite yürüyüş güçlükleri (PİYG) tipi olmak üzere iki alt kategoride sınıflandırılır. Önceki çalışmalar PİYG tipinin L-dopa içeren güncel tedavilere daha az yanıt verdiğini göstermiştir. Dolayısıyla PİYG tipi Parkinson hastalarını daha iyi tedavi etmek için denge sisteminin ve postüral eksikliklere neden olan etkilerinin daha iyi anlaşılmasına ihtiyaç vardır. Bu derleme makalede, dengenin korunmasına dahil olan nöral mekanizmalar gözden geçirilmekte ve bu denge ağlarının PH tarafından nasıl etkilenebileceğine ilişkin çıkarımlar sunulmuştur.
Postural stability is a complex task that requires the integration of many sensory inputs to produce an appropriate response for every environmental situation. The balance systems employ both reactive and anticipatory strategies to maintain the body’s center of mass. The body’s ability to maintain stability is limited by biomechanical constraints, such as the bodies’ internal representation of position in space. The balance system has multiple internal representations of verticality including those in the vestibular and somatosensory cortexes that serve to orient the body and help to maintain balance. Moreover, the balance system uses cognitive resources to integrate sensory inputs. These cognitive resources are used to produce the appropriate motor responses in situations when the balance system is malfunctioning. Parkinson’s disease (PD) is characterized by many motor symptoms, such as resting tremors, bradykinesia, and rigidity. PD is generally characterized by two subcategories of symptoms: the tremor type and the postural instability gait difficulties type (PIGD). Previous studies showed that the PIGD type is less responsive to current treatments, which include L-dopa. Thus, a better understanding of the balance system and how it affects the production of postural deficits is needed to better treat individuals suffering from the PIGD type of PD. Here, we review the candidate neural mechanism involved in balance, and inferences are made on how these balance networks may be affected by PD.

ORIGINAL ARTICLES
3.A Study on the Prevalance of Epilepsy in the Provincial Center of Erzurum
İdris Kocatürk, Gökhan Özdemir
doi: 10.4274/tnd.galenos.2018.72324  Pages 7 - 11
Amaç: Epilepsi, dünyada etnik köken, yaş ve cinsiyete bakılmaksızın önemli bir sağlık sorunudur. Hastalık ve hastalıkla ilişkili faktörleri tanımlamada epidemiyolojik çalışmalar önemlidir. Bizim bu çalışmada amacımız Erzurum ilinde 15 yaş ve üzeri insanlarda epilepsi prevalansını tanımlamaktır.
Gereç ve Yöntem: Bu çalışmamız 4 kişilik bir doktor ekibiyle yapıldı. Kapı kapı dolaşılarak epilepsi ve sosyo-demografik bilgiler kaydedildi. Epilepsi prevalansı, yaş ve cinsiyet, mezuniyet derecesi, aldığı tedavi ve ailesel karakteristikleri kaydedildi. Bu çalışmada 15 yaş ve üzeri 4093 kişi incelendi.
Bulgular: Çalışmaya alınan kişilerin 2046’sı (%50) kadın, 2047’si (%50) erkekti. Yirmi iki kişide epilepsi tanısı saptandı. Epilepsi prevalansı 5/1000 hesaplandı (kadın prevalansı 4/1000, erkek prevalansı 6/1000). Epilepsi hastalarının yarısı jeneralize nöbet geçirirken, diğer yarısı fokal nöbet geçiriyordu. Epilepsiye neden olan en önemli etiyolojik faktörler kraniyal travma ve gelişimsel nörolojik malformasyonlardı. Yirmi iki epilepsi hastasının 20’si (%91) antiepileptik ilaç (AEİ) kullanıyordu. Bunların %75’i tek AEİ kullanırken, %25’i birden fazla AEİ alıyordu.
Sonuç: Epilepsi prevalansı ve karakteristik özellikleri gelişmiş ülkelerdeki oranlara benzerdi. Sonuç olarak çalışmamız epilepsi ile ilgili çalışmalarda ve epilepsi prevalansı ile ilgili konularda yol göstereceği kanaatindeyiz.
Objective: Epilepsy is an important healthcare problem that occurs in every society across the world regardless of any difference in sex, age and ethnicity. Epidemiologic studies are important for providing a common ground and determining the factors associated with the disease. The objective of our study was to determine the prevalence of epilepsy for the population aged 15 years and over in the provincial center of Erzurum.
Materials and Methods: A questionnaire on epilepsy and a socio-demographic data form were administered to each patient by four assistant physicians who made door-to-door visits. The prevalence rate, distribution by age and sex, grading, treatment and familial characteristics of the disease were studied. We evaluated 4093 subjects aged 15 years and over.
Results: Of these subjects, 2046 (50%) were female, and 2047 (50%) were male. We identified 22 patients with active epilepsy with a point prevalence of 5/1000 (4/1000 in female and 6/1000 in male patients). Fifty percent of patients had partial-onset seizures, and 50% had generalized-onset seizures. The possible etiology was identified in 50% of patients. The most common identifiable etiology was cranial trauma and developmental brain malformation. Of these 22 patients, 20 (91%) were on antiepileptic drugs (AEDs), 75% on a single AED, and 25% on multiple AEDs.
Conclusion: In the present study, the prevalence of active epilepsy and other characteristics were similar to those found in developed countries and studies in Turkey. The results can be attributed to careful use of International League Against Epilepsy guidelines and to the urban cohort.

4.Correlations Between Endothelial Dysfunction and Cerebral Imaging in Migraine
Hikmet Saçmacı, Meral Mirza, Şükrü Bişiren, Selma Gökahmetoğlu, Recep Saraymen, Abdullah Talaslıoğlu
doi: 10.4274/tnd.galenos.2018.81904  Pages 12 - 18
Amaç: Yüksek prevalans oranına rağmen migren patofizyolojisi halen anlaşılamamıştır. Bu çalışmada, yeni tanı almış epizodik migren hastalarında endotel disfonksiyonunun araştırılması, bulguların sağlıklı kontrollerle karşılaştırılması ve manyetik rezonans görüntülemede (MRG) beyaz cevher lezyonları (BCL) oluşmuş ise bu lezyonlar ile endotel disfonksiyonu arasında bir korelasyon olup olmadığının değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
Gereç ve Yöntem: Bu çalışma 2013 ve 2014 yılları arasında yürütülmüştür. Çalışmaya toplam 51 hasta ve 27 sağlıklı kontrol alındı. Hasta grubunda MRG yapıldı. Hasta ve kontrol grubunda, kan lipitleri, tiroid hormonları, asimetrik dimetil arjinin ve endotelin seviyeleri için kan numuneleri toplandı. Her iki grupta insülin direnci = homeostasis model değerlendirmesi ve brakiyal arter indeksi flow-aracılı dilatasyon (FMD) araştırıldı.
Bulgular: Migrenli 40 hastada MRG’de BCL mevcuttu. Migren hastalarında FMD düşüktü (p=0,021). Migren baş ağrısı şiddeti ile FMD arasında negatif korelasyon bulundu. Baş ağrısı şiddeti ile BCL’ler arasında pozitif bir ilişki görüldü (p=0,001). Hasta ve kontrol grubunda belirtilen belirteçlerin konsantrasyonları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmedi. Kan parametreleri ile MRG lezyon yükü korelasyonuna bakıldığında yaş, kolesterol, düşük yoğunluklu lipoprotein, vücut kitle indeksi ve trigliserid düzeyi ile pozitif korelasyon saptandı ve beklenenin aksine homosistein düzeyi arasında ilişki yoktu. Bununla birlikte, insülin direnci ve lezyon yükü arasında anlamlı bir ilişki vardı (p<0,03).

Sonuç: Bu çalışmada özellikle BCL’li epizodik migrenli hastalarda, endotel disfonksiyonu için bir belirteç olan FMD’nin istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur. Bu bulgu migren patogenezine katkıda bulunabilir. Özellikle profilaksiye ihtiyaç duyan hastalarda endotel düzeyinde tedavi edici bir farmakoterapi seçenek olarak düşünülebilir.
Objective: Despite its high prevalence, the basic pathophysiologic mechanism of migraine is still poorly understood. Our aim was to research endothelial dysfunction in patients with recently diagnosed episodic migraine, and to determine whether there was a correlation between endothelial dysfunction and white matter lesions (WMLs) on magnetic resonance imaging (MRI).
Materials and Methods: This study was conducted between 2013 and 2014. A total of 51 patients and 27 healthy controls were included in the study. MRI was performed in the patient group. Blood samples were collected to investigate serum level of lipids, thyroid hormones, asymmetric dimethyl arginine, and endothelin levels in the patient and control groups. Homeostasis model assessment = insulin resistance factor and brachial artery index flow-mediated dilatation (FMD) were investigated in both groups.
Results: WMLs on MRI were present in 40 patients with migraine. FMD was low in patients with migraine (p=0.021). There was a negative correlation between the severity of migraine headache and FMD. A positive correlation was seen between severity of headache and WMLs (p=0.001). The other blood sample concentrations in both the case and control groups were not significantly different. When the blood parameters were evaluated with MRI lesion load, there was a positive correlation with age, cholesterol, low-density lipoprotein, body mass index and triglyceride, and contrary to expectations, there was no relationship with homocysteine. However, there was a significant correlation between insulin resistance and lesion load (p<0.03).
Conclusion: In this study, especially in patients with episodic migraine with WMLs, FMD as a marker for endothelial dysfunction was found to be statistically significant. This finding contributes to the pathogenesis of migraine. An endothelial therapeutic drug could be considered as an option, especially in patients who need prophylaxis.

5.Experience of Intravenous Thrombolytic Treatment in Sanliurfa: A Prospective Study
Murat Mert Atmaca, Özcan Kocatürk, Fidan Marufoğlu, Ahmet Candan Köylüoğlu, Melek Çolak Atmaca, Metin Balduz, Ayşenur Önalan, Emine Kargı
doi: 10.4274/tnd.galenos.2018.69335  Pages 19 - 25
Amaç: İnme, Türkiye’de ölüme neden olan hastalıklar içerisinde ikinci sırada ve özürlülüğe yol açan nedenler içerisinde üçüncü sıradadır. Akut iskemik inmeye (Aİİ) bağlı her geçen dakikada ortalama 1,9 milyon nöron ölmektedir ve bu nedenle “zaman beyindir”. Hızlı bir şekilde intravenöz trombolitik tedaviye (İTT) ve mümkünse endovasküler tedaviye başlanmalıdır. Biz bu çalışma ile Şanlıurfa’daki İTT deneyimimizi paylaşmayı amaçladık.
Gereç ve Yöntem: Haziran 2015 ve Temmuz 2017 arasında başvuran, Aİİ tanısı konarak İTT verilen 21 hastanın klinik ve demografik özelliklerini, risk faktörlerini ve 3 aylık izlemlerini kaydettik.
Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 21 hastanın 12’si kadın, 9’u erkekti ve yaş ortalamaları 72,1±11,8 (48-87) idi. Etiyolojik incelemede hastaların beşinde (%23,8) büyük damar hastalığı, dokuzunda (%42,9) kardiyoembolizm, ikisinde (%9,5) küçük damar hastalığı saptanırken, beşinde (23,8%) neden bulunamadı. Hastaların %38,1’inde atrial fibrilasyon, %57,1’inde hipertansiyon, %23,8’inde diabetes mellitus, %33,3’ünde koroner arter hastalığı, %19’unda hiperlipidemi ve %33,3’ünde sigara kullanımı mevcuttu. Hastaların tedavi öncesi National Institutes of Health Stroke Scale (NIHSS) skoru 11,7±6,7 (2-24) idi. Semptom başlangıcından tedaviye başlanana kadar geçen süre 19 hasta değerlendirildiğinde 185±55,8 dakika idi. İki hastada (%9,5) tedavi sonrası intraserebral kanama gözlendi. Birisi asemptomatikti, semptomatik (%4,75) olan bir hasta ise dekompresif cerrahi uygulanmasına rağmen kaybedildi. Üç aylık takipte on hasta kaybedildi ve mortalite oranı (%47,6) olarak hesaplandı. Üçüncü ay modifiye Rankin skalası skoru, sekiz hastada (%38,1) 0-2, yedi hastada (%33,3) 0-1 idi. Yedi hastada ≥80 yaş, beş hastada NIHSS <5 ve iki hastada 4,5 saatlik tedavi penceresi aşılmış olmasına rağmen, ruhsatlandırma dışı olarak İTT uygulanmıştır.
Sonuç: İTT etkili ve güvenlidir. Bağımsız yaşayan hasta sayısını anlamlı olarak arttırır. Bu tedavinin Türkiye’nin her yerinde uygulanmasına gayret göstermeli ve meslektaşlarımızı cesaretlendirmeliyiz.
Objective: Stroke ranks second among the diseases that cause death and third among the causes of disability in Turkey. An average of 1.9 million neurons die every minute due to acute ischemic stroke and therefore ‘time is brain’. Intravenous thrombolytic treatment (ITT) and, if possible, endovascular treatment should be initiated quickly. We aimed to share our ITT experience in Sanliurfa with this study.
Materials and Methods: We recorded the clinical and demographic characteristics, risk factors, and three-month follow-up of 21 patients with acute ischemic stroke who were given ITT between June 2015 and July 2017.
Results: Of the 21 patients, nine were male and 12 were female, and the mean age was 72.1±11.8 (range, 48-87) years. Large vessel occlusion was found in five (23.8%) patients, cardioembolism in 9 (42.9%), and small vessel occlusion in 2 (9.5%) patients; etiology was not determined in five (23.8%) patients. Atrial fibrillation was found in 38.1%, hypertension in 57.1%, diabetes mellitus in 23.8%, coronary artery disease in 33.3%, hyperlipidemia in 19%, and smoking in 33.3% of the patients.The NIHSS score was 11.7±6.7 (range, 2-24) prior to treatment. The symptom-onset to needle time was 185±55.8 minutes when 19 patients were evaluated. Intracerebral hemorrhage was observed in two (9.5%) patients after treatment. One patient was asymptomatic and the symptomatic patient (4.75%) died despite decompression surgery. Ten patients died and the mortality rate was 47.6% at the end of the three-month follow-up period. The modified Rankin scale score was 0-2 in eight patients (38.1%) and was 0-1 in seven patients (33.3%). ITT was given to seven patients aged ≥80 years, five patients with NIHSS <5, and two patients in whom the treatment window was exceeded, which was non-adherent to the label.

Conclusion: ITT is effective and safe. It increases the number of independent living patients. We must strive to perform this treatment all over Turkey and encourage our colleagues.

6.Analysis of Peripapillary Retinal Nerve Fiber Layer and Macular Volume in Patients with Multiple Sclerosis, Neuromyelitis Optica Spectrum Disorders, and Healthy Controls Using Spectral Domain Optical Coherence Tomography in a Turkish Cohort
Ayşe İlksen Çolpak, Duygu Gülmez Sevim, Aslı Tuncer, Sevda Diker, Rana Karabudak, Sibel Kadayıfçılar, Tülay Kansu
doi: 10.4274/tnd.galenos.2018.33230  Pages 26 - 31
Amaç: Multipl skleroz (MS), nöromiyelitis optika spektrum bozuklukları (NMOSB) ve sağlıklı kontrollerde, peripapiller retina sinir lifi tabakası kalınlığı (pRSLT) ve maküla hacminin karşılaştırılmasıdır.
Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada pRSLT ve maküla hacmini ölçmek için spektral optik koherans tomografi kullanılmıştır. MS veya NMOSB nedeniyle izlenen 40 hasta ve 19 sağlıklı kontrol dahil edilmiştir.
Bulgular: Tek bir optik nevrit sonrası ortalama pRSLT’nin NMOSB olanlarda [60 µm (34-105)] ve MS’lerde [85 µm (41-109)], sağlıklı kontrollere göre [99 µm (88-109)] daha düşük olduğu görülmüş ve bunun NMOSB olanlarda MS’lere göre anlamlı düşük olduğu saptanmıştır (p=0,002). Fovea hacmi NMOSB ve MS hastalarının optik nevrit geçiren gözlerinde farklılık göstermemiştir (NMOSB 1,18±0,3 mm3, MS 1,82±2,07 mm3). Ortalama pRSLT kalınlığı seronegatif NMOSB olan grupta [58 µm (47-111)] seropozitif gruba göre [76 µm (42-105)] daha ince olma eğilimde saptanmış olmakla birlikte, bu istatiksel olarak anlamlı bulunmamıştır.
Sonuç: Çalışmamızda sağlıklı kontrollere göre NMOSB ve MS’lilerde hem fovea (1,5 mm ETDRS halkası) hem de maküla (6 mm ETDRS halkası) hacminin azaldığı gösterilmiştir. NMOSB optik nevritinin MS ile karşılaştırıldığında, daha ince ortalama RSLT ile ilişkili olduğunu ve etkilenen optik sinirde daha erken aksonal hasar geliştiğini desteklemektedir.
Objective: To compare the peripapillary retinal nerve fiber layer (pRNFL) thickness and macular volume in patients with multiple sclerosis (MS), neuromyelitis optica spectrum disorders (NMOSD), and healthy controls.
Materials and Methods: This study used spectral domain-optical coherence tomography to measure pRNFL and the volume of retinal layers at the macula. Forty patients with MS or NMOSD and 19 healthy controls were enrolled.
Results: After at least one clinical episode of optic neuritis, the average pRNFL for NMOSD [60 µm (34-105)] and patients with MS [85 µm (41-109)] were lower than in healthy controls [99 µm (88-109)], and patients with NMOSD had significantly lower pRNFL compared with patients with MS (p=0.002). Foveal volume did not differ between optic neuritis eyes of patients with NMOSD and MS (NMOSD 1.18±0.3 mm3, MS 1.82±2.07 mm3). The mean pRNFL values in seronegative NMOSD eyes [58 µm (range, 47-111)] tended to be thinner compared with seropositive NMOSD eyes [76 µm (range, 42-105)]. This finding was not considered to be statistically significant.
Conclusion: Our study revealed that both foveal (area in a 1.5 mm ETDRS ring) and total macular volume (area in a 6 mm ETDRS ring) were lower in both patients with MS and NMOSD compared with healthy controls. Optic neuritis of NMOSD is associated with a thinner average RNFL compared with MS, suggesting earlier axonal injury in the affected optic nerves.

7.Isolated Third, Fourth, and Sixth Cranial Nerve Palsies in the Turkish Population: Etiologic Factors and Clinical Course
Ayşe İlksen Çolpak, Hale Batur Çağlayan
doi: 10.4274/tnd.galenos.2019.29795  Pages 32 - 35
Amaç: İki farklı referans merkezin nöro-oftalmoloji polikliniklerinde izlenen, izole üçüncü, dördüncü ve altıncı kraniyal sinir felçlerinin etiyolojik faktörleri ve klinik profillerinin tespit edilmesidir.
Gereç ve Yöntem: Hasta kayıtlarının geriye dönük olarak taranmasıdır.
Bulgular: Toplamda 127 hasta (78 erkek, 49 kadın) incelendi. Kırk beş hastanın (%35,4) izole üçüncü sinir felci, 34 hastanın (%26,8) izole dördüncü sinir felci ve 48 hastanın (%37,8) izole altıncı sinir felci vardı. Ortalama yaşlar benzerdi, sırasıyla: 58,87 (±13,6), 56,32 (±16,1) ve 54,9 (±14,4) olarak saptandı (p=0,4). Ana semptom çift görme olup, tüm hastalarda izlendi. Yirmi bir hastanın anizokorisi vardı (20 üçüncü, 1 dördüncü sinir). Anizokorisi olan hastalardan 3 tanesi vaskülopatiye bağlı üçüncü sinir felciydi, diğerleri edinilmiş non-travmatik grup olarak kabul edildi ve etiyolojilerinde anevrizma, Tolosa-Hunt sendromu, C karotiko-kavernöz fistül gibi tanılar vardı. Tüm hasta gruplarında en sık saptanan etiyoloji vaskülopati idi. Üç hasta pupilin korunduğu üçüncü sinir felci olmasına rağmen Tolosa-Hunt sendromu tanısı aldı. Tüm sinirler için düzelme zamanı benzerdi.
Sonuç: Her ne kadar üçüncü, dördüncü ve altıncı sinir felçlerinin en sık etiyolojik sebebi vaskülopati olsa da, tedavi potansiyeli olan ve tehlikeli durumların dışlanabilmesi için nöro-görüntüleme çalışmaları önemlidir.
Objective: To determine the etiologic factors and clinical profile of isolated third, fourth, and sixth nerve palsies in neuro-ophthalmology outpatient clinics of two different reference centers.
Materials and Methods: Retrospective evaluation of medical records from the institutional database.
Results: A total of 127 (78 male, 49 female) patients were analyzed. Forty-five (35.4%) patients had isolated third nerve palsy, 34 (26.8%) had isolated fourth nerve palsy, and 48 (37.8%) patients had isolated sixth nerve palsy. The mean ages were similar; 58.87±13.6, 56.32±16.1, and 54.9±14.4 years, respectively (p=0.4). Diplopia was the main symptom seen in all patients. Twenty-one patients had anisocoria (20 third, 1 fourth). Among patients with anisocoria, 3 patients had final diagnoses of vasculopathy, the rest were diagnosed as having acquired non travmatic palsy with different etiologies such as aneurysm, Tolosa-Hunt syndrome, and carotico-cavernous fistula. The most common etiology for all groups was vasculopathy. Three patients with isolated oculomotor nerve palsy were diagnosed as having Tolosa-Hunt sydnrome despite pupillary sparing. The mean recovery time was similar for all cranial nerve palsies.
Conclusion: Although, the most common etiology of third, fourth, and sixth nerve palsies is vasculopathy, neuroimaging studies are crucial to exclude potentially treatable and dangerous conditions.

CASE REPORT
8.Cockayne Syndrome as a Rare Cause of Hemiplegia: Review of the Literature Accompanied by a Case Report
Beşir Şahin İnceer, Onur Bulut, Yılmaz Savaş
doi: 10.4274/tnd.galenos.2018.49827  Pages 36 - 38
Cockayne sendromu, karakteristik klinik özellikleri gelişme geriliği, erken yaşlanma, retinal ve yaygın nörolojik anormallikler olan genetik bir hastalıktır. Olgumuz, fizik tedavi ve rehabilitasyon polikliniğine sağ üst ve alt ekstremitelerinde güçsüzlük ile başvuran, başvurusundan uzun zaman önce Cockayne sendromu tanısı almış 29 yaşında bir erkek hastadır. Sekiz ay önce, travmaya bağlı olmayan akut başlangıçlı sağ taraf güçsüzlüğü ve yürüme zorluğu ile acil servise başvuran hastanın kraniyal bilgisayarlı tomografisinde akut subdural hematom saptanmıştır. Olgu tarafımızca değerlendirildiğinde kronik evre subdural hematomu mevcuttu. Kronik subdural hematom esas olarak yaşlı bireylerde görülen bir hastalık olup, ileri yaş majör risk faktörlerinden birisidir. Olgumuz, esasen yaşlı bireylerin bir hastalığı olan kronik spontan subdural hematomun, erken yaşlanma sendromu olan genç bir bireyde de olabileceğini göstermektedir.
Cockayne syndrome is a rare genetic disease that presents with growth retardation, premature aging, retinal and generalized neurologic abnormalities. The presented case is a 29-year-old male patient, who was previously diagnosed as having Cockayne syndrome and who was admitted to the physical medicine and rehabilitation outpatient clinic with loss of strength in the right upper and lower extremity. The patient was detected to have acute-onset, non-traumatic rightsided muscle weakness secondary to acute subdural hematoma diagnosed in cranial computed tomography imaging at admission to emergency care department 8 months ago. When the patient was evaluated by us, he had a chronic stage subdural hematoma. Chronic subdural hematoma is a disease of elderly and aging is a well-known risk factor. Our case demonstrates that the disease of old age, chronic spontaneous subdural hematoma, can be seen in a very young age secondary to premature aging syndrome known as Cockayne syndrome.

IMAGES IN CLINICAL NEUROLOGY
9.Giant Carotid Aneurysm Causing Acute Ischemic Stroke
Fettah Eren, Şerefnur Öztürk
doi: 10.4274/tnd.galenos.2018.97957  Pages 39 - 40
Abstract | English Full Text

10.Spinal Kord Hasarına Sebep Olan Spinal Epidural Hematom
Berke Aras, Serdar Kesikburun, Emre Adıgüzel, Bilge Yılmaz
doi: 10.4274/tnd.galenos.2018.39114  Pages 41 - 42
Abstract | English Full Text

11.Spasm of the Near Reflex: Clinical Appearance
Ezgi Yakupoğlu, Yusuf Emre Doğan, Nihan Parasız Yükselen, Pelin Doğan, Eren Gözke
doi: 10.4274/tnd.galenos.2018.62582  Pages 43 - 44
Abstract | English Full Text

LETTERS TO THE EDITOR
12.Holmes’ Tremor due to Hemi-cerebellar Encephalomalacia and Improvement with Valproic Acid Therapy
Halil Önder
doi: 10.4274/tnd.galenos.2018.84666  Pages 45 - 46
Abstract | English Full Text | Video

13.Cerebral Venous Thrombosis Can Be Followed by Electroencephalography: Accompanied By a Case Discussion
Yağmur İnalkaç Gemici
doi: 10.4274/tnd.galenos.2018.87847  Pages 47 - 49
Abstract | English Full Text

FRONTIERS IN NEUROLOGY
14.Trial of Fingolimod Versus Interferon Beta-1a in Pediatric Multiple Sclerosis
Miraç Ayşen Ünsal
doi: 10.4274/tnd.galenos.2019.00187  Pages 50 - 51
Abstract | English Full Text

15.Inotersen Treatment for Patients with Hereditary Transthyretin Amyloidosis
Faruk Uğur Doğan, Murat Kürtüncü
doi: 10.4274/tnd.galenos.2019.57224  Pages 52 - 53
Abstract | English Full Text



 
© Copyright 2019 Turkish Journal of Neurology
Home        |        Contact
LookUs & OnlineMakale