e-ISSN 1309-2545      ISSN 1301-062X
TR    ENG
 

Download Current Issue.

Volume : 24 Issue : 3 Year : 2018

Current Issue Archive Popular Articles Ahead of Print Submit Your Article Login
Turkish Journal of Neurology Indexed By
 
  Search






Turk J Neurol: 24 (3)
Volume: 24  Issue: 3 - 2018
Hide Abstracts | << Back
PERSPECTIVE
1.Shift in Time Zone: The Biologic Clock and Neurology
Feray Güleç, Raika Durusoy Onmuş, Neşe Çelebisoy
doi: 10.4274/tnd.82084  Pages 201 - 202
Abstract | English Full Text

REVIEWS
2.Prognostic-disability Biomarkers in Multiple Sclerosis: Review of the Literature from the Last Five Years
Nefati Kıylıoğlu
doi: 10.4274/tnd.79836  Pages 203 - 215
Multipl skleroz hastalığı tedavisine yeni ajanların girmesi ile yeni tedavi modelleri oluşmuş (basamaklı tedavi-indüksiyon tedavisi) ve ilaçların artan etkinliği beraberinde ilaç ile ilişkili artan riskleri de taşımıştır. Risk/yarar dengesi daha dikkatle değerlendirilir hale gelmiştir. Prognozu-özürlülüğü tahmin ettiren güvenilir işaretçilere artan gereksinim ile bu alanda yapılan araştırmalar da artma göstermiştir. Bu kısa gözden geçirme çalışmasında 2012-2017 yılları arasında yapılmış yayınlarda özellikle prognoz ve özürlülük ile ilişkili olanlar derlenmiştir.
With the advent of new agents in the treatment of multiple sclerosis, new treatment modalities have emerged (escalation-induction therapy) and the increased efficacy of the drugs has led to increased drug-related risks. The risk/benefit balance has become more carefully assessed. The increased need for reliable markers to predict prognosis-disability has also led to an increase in research conducted in this area. In this short review, studies published between 2012-2017, especially those related to prognosis and disability, were compiled.

3.The Effect of Ketogenic Diet Treatment in Drug-resistant Epilepsies of Childhood
Gizem Özata Uyar, Nevin Şanlıer
doi: 10.4274/tnd.71473  Pages 216 - 225
Epilepsi önemli bir sağlık sorunudur. Son yıllarda dirençli epileptik çocuk ve adölesanlarda ketojenik diyet (KD) uygulamalarına olan ilgi giderek artmaktadır. KD 2-3 çeşit antikonvülzan ilaçla nöbet kontrolü sağlanamadığı durumlarda son çare tedavi yöntemi olarak düşünülmektedir. Proteinden sınırlı, düşük karbonhidrat ve yüksek yağ içeriğine sahip KD uygulamaları daha önceleri son çare olarak uygulanırken günümüzde sıklıkla kullanılan bir tedavi haline gelmiştir. Diyetteki karbonhidrat içeriğinin düşük ve yağ içeriğinin yüksek olması nedeniyle kanda keton cisimlerinin artışı söz konusudur. Keton cisimlerinin artışıyla beyin keton cisimlerini enerji kaynağı olarak kullanmakta ve epileptik nöbetlerde azalma görülmektedir. Çocukluk döneminde epilepsi tedavisi süresince yapılan beslenme tedavisi normal büyüme ve gelişmeyi sağlamalıdır. Bunun için de diyete uyumun tam olması oldukça önemlidir. Bu derlemede çocukluk çağı dirençli epilepsilerinde KD’nin etkisi, yeri ve önemi irdelenmiştir.
Epilepsy is an important health issue. The interest in ketogenic diet (KD) treatment in children and adolescents with drug-resistant epilepsy has increased in recent years. It was thought that KD was a last option of treatment in patients who were unresponsive to 2 or 3 anticonvulsant drugs. KD with limited protein, low carbohydrate, and high fat content was thought as a last option of treatment, previously. However, nowadays it is the most selected therapy worldwide in epileptic children and adolescents. Ketone bodies are elevated in the blood due to low carbohydrate and high lipid content of KD. Through the elevation of ketone bodies, the brain uses ketone bodies as energy sources, which results in decreased in epileptic seizures. Medical nutritional therapy during treatment of childhood epilepsies should also provide normal growth and development. For this reason, full compliance with the diet is important. The effect, place, and importance of ketogenic nutrition therapy in drug-resistant epilepsies of childhood are discussed in this review.

4.Nutritional Approach and Treatment in Patients with Stroke, An Expert Opinion for Turkey
Ethem Murat Arsava, İbrahim Aydoğdu, Levent Güngör, Canan Togay Işıkay, Erdem Yaka
doi: 10.4274/tnd.92603  Pages 226 - 242
Beyin damar hastalıkları nöroloji uzmanlarının en çok yatırarak izlemek durumunda kaldığı hasta grubunu oluşturmaktadır. İnme sonrası disfaji ve beslenme bozukluğu nadir değildir. Akut dönemde ve taburculuk sonrasında inme hastalarının malnütrisyon ve yutma bozukluğu açısından izlemi ve tedavisi nöroloji uzmanları tarafından gerçekleştirilmelidir. Ancak mevcut literatür ve kaynaklarda inme hastalarının nütrisyonel tedavisi ile ilgili net veriler yoktur. Bu gözden geçirme ve öneri makalesi, Türkiye özelinde beyin damar hastalığının akut ve kronik fazlarında nütrisyonel yaklaşım ve tedavi yöntemlerini standardize hale getirebilmek ve nöroloji uzmanlarına rehberlik etmesi amacıyla hazırlanmıştır.
Cerebrovascular diseases comprise the most common category of inpatient cases taken care of by neurologists. Dysphagia and malnutrition are not rare after stroke. It is strongly recommended for neurologists to screen and treat swallowing disturbances and malnutrition in stroke patients. However, present scientific literature lacks clear evidence with regards to nutritional treatment strategies for stroke patients. This review and recommendation paper is written with the aim to standardize nutritional screening and treatment algorithms during acute and chronic phases of cerebrovascular diseases and guide neurologists in Turkey for their daily practice.

ORIGINAL ARTICLES
5.Posterior Auricular Muscle Response: Observations in Brainstem Lesions
Yeşim Gülen Abanoz, Yasin Abanoz, Yasemin Akıncı, Ayşegül Gündüz, Eser Buluş, Melih Tütüncü, Sabahattin Saip, Meral Erdemir Kızıltan
doi: 10.4274/tnd.57255  Pages 243 - 247
Amaç: Posterior auriküler kas yanıtı (PAMR), işitsel uyarı sonrası, PAK üzerinden kaydedilen miyojenik bir potansiyeldir. Devresi, jeneratörü beyin sapında bulunan koklear ve fasiyal sinirler tarafından oluşturulur. Beyin sapı lezyonlarının belirlenmesinde veya lokalize edilmesinde göz kırpma refleksinin (GKR) önemi bilinmektedir, biz de PAMR incelemesinin izole beyin sapı lezyonlarının belirlenmesinde veya lokalize edilmesinde ek bir kullanım sağlayıp sağlamayacağını araştırdık. Bizim hipotezimiz, her iki refleksin incelenmesinin klinik faydayı artıracak olmasıydı.
Gereç ve Yöntem: İzole beyin sapı lezyonu multipl skleroz, iskemik inme ve serebellopontin açı schwannomu olan 34 hasta ve 41 sağlıklı birey çalışmaya alındı. PAMR işitsel uyarı sonrası PAK üzerinden kaydedildi. GKR, supraorbital sinirin elektriksel uyarımı ile elde edildi.
Bulgular: PAMR, sağlıklı bireylerin %82,9’unda mevcutken, hasta grubunda varlığı oldukça düşüktü (%38,2, p=0,001). PAMR’nin ortalama latansı hasta bireylerde sağlıklı bireylerle karşılaştırıldığında gecikmişti (p=0,001). Tüm sağlıklı bireylerden GKR alınabilmesine karşılık, hasta grubunda GKR latanslarının uzamış olduğu ya da GKR’nin alınamadığı gözlenmiştir. Farklı etiyolojilere veya lokalizasyona göre farklılık yoktu.
Sonuç: PAMR varlığı oldukça yüksek olmasına rağmen, elde edilmemesi her zaman bir patolojiye işaret etmez. Ancak uzamış latanslar hemen her zaman PAMR yolağının tutulumunu düşündürür. Benzer şekilde, anormal GKR ve PAMR yokluğunun bir arada bulunması, beyin sapı fasiyal nükleus veya proksimal fasiyal sinir tutulumuna dair bilgi sağlar.
Objective: Posterior auricular muscle response (PAMR) is a myogenic potential recorded over PAM after auditory stimulation. Its circuit is formed by cochlear and facial nerves with the generator in the brainstem. Here, we investigated whether the addition of a PAMR examination would add additional use in determining or localizing isolated brainstem lesions given that the importance of blink reflex (BR) in determining or localizing brainstem lesions is known. Our hypothesis was that examination of both reflexes would increase clinical utility.
Materials and Methods: We included 34 patients with isolated brainstem lesions (multiple sclerosis, ischemic stroke and cerebellopontine angle schwannoma) and 41 healthy subjects. PAMRs were recorded over the PAM after auditory stimulation. BR was elicited by the electrical stimulation of the supraorbital nerve.
Results: PAMR was present in 82.9% of healthy subjects, whereas the presence was quite low in the patient group (38.2%, p=0.001). The mean latency of PAMR was delayed in patients compared with healthy subjects (p=0.001). BR was obtained in all healthy subjects, whereas prolonged latencies or absence of BR was observed in the patient group. There were no differences according to the different etiologies or localization.
Conclusion: Although the presence of PAMR is quite high, its absence does not always indicate a pathology. However, prolonged latencies almost always suggest an involvement of the PAMR pathway. Likewise, absent PAMR with an abnormal BR provides information for the involvement of brainstem facial nucleus or the proximal part of the facial nerve.

6.Essential Tremor and Alexithymia
Yıldızhan Şengül, Hakan Serdar Şengül, Elif Gökçal, İsmet Üstün, Ahmet Öztürk, Onur Yılmaz, Gülsen Babacan Yıldız
doi: 10.4274/tnd.98216  Pages 248 - 251
Amaç: Esansiyel tremor (ET) en sık görülen tremor nedenidir. Çok yakın bir zamana kadar monosemptomatik olduğu öngörülen bu hastalığa günümüzde aksiyon tremoru dışında motor ve bir dizi motor dışı bulguların da eşlik edebileceğini artık biliyoruz. Aleksitimi ise duyguları isimlendirememek, ifade edememek, duygularını birbirinden ayrıştıramamak veya duygularını farkında olmaksızın yaşamak şeklinde özetlenebilir. Çalışmamızda ET hastalarında aleksitiminin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza 44 ET hastası (yaş ortalaması=38,22±18,05 yıl) ve 46 kontrol birey (yaş ortalaması=37,17±10,68 yıl) alındı. Hasta grubuna Fahn-Tolosa-Marin Tremor Değerlendirme Ölçeği ve her iki gruba Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAÖ), Beck Depresyon Ölçeği, Beck Anksiyete Ölçeği uygulandı.
Bulgular: TAÖ ortalamaları hasta grubunda 49,16±8,94 ve kontrol grubunda 42,34±6,27 idi (p<0,001). Alt grup skorlarına göre hasta grubu duygularını tanımada zorluk ve dışa dönük düşüncede artış yaşıyordu. Depresif belirtiler ve anksiyete düzeyleri hasta grubunda fazlaydı.
Sonuç: Çalışmamız ET hastalarında aleksitiminin olabileceğini göstermiştir. Bu konuda daha geniş hasta gruplarıyla yapılacak ve görüntülemenin de dahil edildiği çalışmaların, aleksitiminin hastalığın motor dışı belirti yelpazesindeki yerinin aydınlatılmasında faydalı olacağı kanaatindeyiz.
Objective: Essential tremor (ET) is the most common cause of tremor. We know that this disease, which was presumed to be monosymptomatic until recently, may be accompanied by motor findings and a series of non-motor findings other than action tremor. Alexithymia can be defined as not being able to name emotions, express emotions, distinguish emotions from each other, or living without being aware of one’s own emotions. The aim of our study was to evaluate alexithymia in patients with ET.
Materials and Methods: Forty-four patients with ET (mean age=38.22±18.05 years) and 46 control subjects (mean age=37.17±10.68 years) were included in the study. The Fahn-Tolosa-Marin Tremor Rating Scale was used for the patient group and the Toronto Alexithymia Scale (TAS), Beck Depression Inventory and Beck Anxiety Inventory were applied to both groups.
Results: The mean TAS was 49.16±8.94 in the patient group and 42.34±6.27 in the control group (p<0.001). The comparison between subgroup scores showed that the patient group had difficulty in recognizing their feelings and increase in externally-oriented thinking.
Conclusion: Our study has shown that alexithymia may be present in patients with ET. Studies involving larger patient groups and imaging in this respect will be useful in illuminating the place of alexithymia in the non-motor symptom spectrum of the disease.

7.Comparison of the Original and Parallel Forms of the Three Words-Three Shapes Test
Çiğdem Kudiaki, Asli Aslan, Dilem Dinç
doi: 10.4274/tnd.74508  Pages 252 - 258
Amaç: Üç Kelime-Üç Şekil testi, klinik uygulamalarda kullanmaya uygun bir bellek ve öğrenme testidir. Sözel ve sözel olmayan materyalleri aynı yöntemle değerlendirmeye izin verir. Özellikle dejeneratif hastalıklarda (Alzheimer veya Parkinson tipi demans, primer ilerleyici afazi vb.) ilerlemenin takip edilmesi gerektiği durumlarda, bir hastada belirli aralıklarla nöropsikolojik değerlendirmeler tekrar edilebileceği için, testin paralel formu da bulunmalıdır. Testin asıl formu için normatif veriler bulunmasına rağmen, paralel formunun eşdeğerliği hakkında veri bulunmaması testin güvenilirliğini azaltmaktadır. Bu nedenle bu çalışmanın amacı hem paralel form için norm veriler elde etmek hem de paralel ve orijinal formlardan elde edilen verileri karşılaştırmaktır.
Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya herhangi bir nörolojik ya da psikiyatrik hastalığı bulunmayan 50-84 yaşları arasında 179 kişi gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcıların ön değerlendirmeleri, Standardize Mini-Mental Test ve Geriatrik Depresyon Ölçeği kullanılarak yapılmıştır ve Türkiye için belirlenen sınır değerlerin üzerinde puan alan kişiler çalışma kapsamına alınmıştır.
Bulgular: Orijinal ve paralel formlardan elde edilen ortalama skorlar, testler iki haftalık aralıklarla uygulandığında birbirine oldukça yakın bulunmuştur. Yapılan korelasyon analizi sonuçlarına göre, tesadüfi hatırlama, edinim ve gecikmiş geri çağırma alt testleri arasında anlamlı korelasyon bulunmuştur. Aralarında anlamlı korelasyon bulunmayan kopyalama ve tanıma alt testlerine ait sonuçlar için skorların sıklık grafikleri ayrıca verilmiştir.
Sonuç: Gözlenen değerler, Üç Kelime-Üç Şekil testinin her iki formunun da paralel olarak güvenilir bir şekilde kullanılabileceğini göstermektedir.
Objective: The Three Words-Three Shapes test is a moderately difficult memory and learning test, which is very suitable for use in clinical applications. It allows the evaluation of both verbal and non-verbal materials in the same modality. Because neuropsychological evaluations may be repeated with certain intervals to follow a patient’s progress, in situations where the progress of particularly degenerative diseases (e.g., Alzheimer or Parkinson-type dementia, primary progressive aphasia) need to be followed up, a parallel form of the test must be employed. Although normative data can be found for the original form of the test, the absence of data about the equivalency of its parallel form reduces the reliability of the test. Therefore, the aims of this study were to obtain normative data on the parallel form and compare the data on the parallel and original forms.
Materials and Methods: One hundred seventy-nine participants aged 50 to 84 years with no neurologic or psychiatric disorders were included in the study. Pre-evaluations of potential participants were performed using the Standardized Mini-Mental State Examination and Geriatric Depression Scale, and the individuals who scored above the cut-off points set for Turkey were included in the study.
Results: The average scores for the original and parallel forms of the test were found to have good agreement when they were applied with two-week intervals. According to the results of the correlation analysis, the correlation between incidental recall, acquisition and delayed recall subtests were significant. For the results that indicated no significant correlation for the copying and recognition subtests, separate charts of score frequencies are presented.
Conclusion: The observed values indicate that both forms of the three words-three shapes test can be reliably employed in parallel.

8.Evaluation of Inflammation with Neutrophil-to-lymphocyte Ratio and Platelet-to-lymphocyte Ratio in Restless Legs Syndrome
Ali Zeynal Abidin Tak, Yıldızhan Şengül
doi: 10.4274/tnd.98474  Pages 259 - 263
Amaç: Huzursuz bacaklar sendromu (HBS); ekstremitelerde öncelikle bacaklarda hareket ettirme dürtüsü ve anormal duyularla karakterize, kronik, ilerleyici sensorimotor bir bozukluktur. Semptomların başlangıcı gece olsa da hastalık ilerledikçe gün içindeki hareketsiz dönemlerde de görülebilir. Nüfusun %5-15 kadarında görülür. Çalışmamızda HBS patofizyolojisinde enflamatuvar mekanizmaların rolü olabileceği hipotezinden hareketle HBS olan hastalarda nötrofillenfosit oranı (NLR) ve trombosit-lenfosit oranı (PLR) ile sistemik enflamasyonu değerlendirmeyi amaçladık.
Gereç ve Yöntem: Toplam 62 HBS hastası ile 40 sağlıklı gönüllü çalışmaya alınarak her iki gruba ait sosyo-demografik özellikler incelendi. Tüm hastaların rutin biyokimya ve hemogram incelemeleri yapıldı. NLR, mutlak nötrofil sayısının lenfosit sayısına bölünmesi ile, PLR ise mutlak trombosit sayısının lenfosit sayısına bölünmesi ile elde edildi.
Bulgular: NLR düzeyleri değerlendirildiğinde hasta grubuyla (1,80±1,10) kontrol grubu (2,01±0,67) arasında anlamlı fark saptanmadı (p=0,26). PLR değeri ise; HBS grubunda (104,86±46,52) kontrol grubuna göre yüksek seviyede (97,78±39,09) olmasına rağmen anlamlı değildi (p=0,42). Vitamin B12 ve folat seviyeleri değerlendirildiğinde hasta ve kontrol grupları arasında anlamlı bir fark bulunmadı. Ferritin düzeyleri ise hasta grubunda anlamlı derecede düşüktü (p=0,03).
Sonuç: HBS olan hastalarda NLR ve PLR ile birlikte değerlendirildiğinde her iki parametre için anlamlı bir artış olmadığı saptandı. Bu durumun nötrofil, lenfosit ve trombosit sayısı gibi hematolojik parametrelerin çeşitli durumlardan kolayca etkilenebiliyor olmasından ya da hasta sayısının az olmasından kaynaklanabileceğini düşünüyoruz. Gelecekte sistemik enflamasyonu ve nöroenflamasyonu göstermesi muhtemel yeni biyobelirteçlerin saptanması bu duruma açıklık getirecektir.
Objective: Restless legs syndrome (RLS) is a chronic, progressive sensorimotor disorder characterized by an irresistible urge to move the extremities-especially the legs-and abnormal sensations. Although symptoms are observed during the night at the initial stage of the disease, as the disease progresses, they can be observed at rest during the day. It is seen in 5-15% of the population. We aimed to evaluate the neutrophil-to-lymphocyte ratio (NLR) and platelet-to-lymphocyte ratio and systemic inflammation in patients with RLS based on the hypothesis that inflammatory mechanisms may play a role in the pathophysiology of RLS.
Materials and Methods: A total of 62 patients with RLS and 40 healthy volunteers were included in the study and the sociodemographic characteristics of both groups were examined. Routine biochemistry and hemogram studies were performed on all patients. NLR was obtained by dividing the absolute number of neutrophils by the number of lymphocytes and PLR by dividing the absolute platelet count by the lymphocyte count.
Results: When the NLR levels were evaluated, no significant difference was found between the patient group (1.80±1.10) and the control group (2.01±0.67) (p=0.26). PLR was higher in the RLS group (104.86±46.52) than in the control group (97.78±39.09), but it was not statistically significant (p=0.45). When vitamin B12 and folate levels were evaluated, there was no significant difference between the patient and control groups. Ferritin levels were significantly lower in the patient group (p=0.03).
Conclusion: When we evaluated NLR and PLR in the patients with RLS, it was determined that there was no significant difference in either parameter. It can be assumed that hematologic parameters such as neutrophils, lymphocytes, and platelets are easily affected by various conditions, or may be due to the small number of patients. Identifying new bio-indicators that will probably show systematic inflammation and neuro inflammation will clarify this issue in the future.

9.Effect of Deep Brain Stimulation on Quality of Life in Patients with Parkinson’s Disease
Esra Doğru Hüzmeli, Atilla Yılmaz
doi: 10.4274/tnd.49260  Pages 264 - 268
Amaç: Çalışma, derin beyin stimülasyonunun (DBS) Parkinson hastalığı (PH) tanılı bireylerde yaşam kalitesine etkisini bulmayı amaçlamaktadır.
Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi, Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı’nda ilaca dirençli idiyopatik PH tanısıyla subtalamik nükleus bölgesine DBS cerrahisi uygulanmış 19 birey dahil edildi. Demografik bilgiler hasta kayıtlarından toplandı. Değerlendirme cerrahi öncesi (cerrahi öncesi 1 hafta içinde) ve cerrahiden 2 ay sonra (55-65 gün arası) olmak üzere iki kez yapıldı. Değerlendirmede, yaşam kalitesi RAND 36-Item Health Survey 1.0 (RAND-36) ile PH’ye özgü semptomlar ise Birleşik PH Derecelendirme Ölçeği ile değerlendirildi.
Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 12’si erkek 7’si kadın 19 hastanın yaş ortalaması 52,07 yıl (38-72 yıl arasında) ortalama hastalık süresi ise 6,60 yıldı. Kadın olguların RAND-36 değerlendirmesinin vücut ağrısı parametresinin medyan sonuçları cerrahi öncesi 33 (minimum-maksimum=0-80), cerrahi sonrası ise 90 (minimum-maksimum=23-100) olduğu ve aradaki farkın anlamlı olduğu (p=0,028). Erkek olguların duygu durum iyilik hali parametrelerinin medyan sonuçlarının ise cerrahi öncesi 72 iken (minimum-maksimum=48-96), cerrahi sonrası 64 (minimum-maksimum=48-88) olduğu ve aradaki farkın yine anlamlı olduğu tespit edildi (p=0,032). Her iki cinsiyet grubunun ameliyat öncesi ve sonrası diğer değerlendirme parametrelerinin sonuçlarının arasında ise anlamlı bir fark olmadığı tespit edildi (p>0,05). Bununla birlikte Birleşik PH Derecelendirme Ölçeği motor parametreleri ortalamasında cerrahi sonrası düşüş saptanmıştır.
Sonuç: Çalışmamız; bölgemizde STN-DBS cerrahisinin PH üzerindeki etkisinin araştırıldığı ilk kapsamlı çalışma olup, elde ettiğimiz sonuçlara göre STN-DBS cerrahisinin özellikle kadın olgularda yaşam kalitesi üzerinde istatistiksel olarak anlamlı pozitif etkiye sebep olduğu tespit edilmiştir.
Objective: To investigate the effect of deep brain stimulation (DBS) on quality of life (QOL) in patients with Parkinson’s disease (PD).
Materials and Methods: The study included 19 patients with idiopathic PD who underwent DBS surgery at Mustafa Kemal University Faculty of Medicine, Neurosurgery Department. Patient characteristics, duration of disease, and the dominant hand of each patient were noted from the patients’ clinical records. The QOL of the patients was assessed using the RAND 36-Item Health Survey 1.0 (RAND-36) and the symptoms of PD were evaluated using the Unified PD Rating Scale (UPDRS), which was administered preoperatively when the medication was on (within one week prior to surgery) and postoperatively when the medication and stimulation were on (2 months after the surgery; range, 55-65 days).
Results: The study included 19 patients with PD, comprising 12 (63.2%) men and 7 (36.8%) women with a mean age of 52.07±9.89 (range, 38-72) years. The mean duration of disease was 6.60±5.92 years. A sex-based analysis of the RAND-36 scores indicated that there was a significant difference between the pre- and postoperative scores of the female patients for bodily pain (p=0.028) and between the pre- and postoperative scores of the male patients for emotional well-being (p=0.032). However, no significant difference was found between the pre- and postoperative scores of other subcategories in both sexes (p>0.05). On the other hand, postoperative UPDRS scores decreased compared with preoperative scores in all patients.
Conclusion: This study is the first region-wide prospective study to investigate the effects of subthalamic nucleus (STN)-DBS in patients with PD for our region. The results indicated that STN-DBS surgery had a positive effect on the QOL in patients with PD.

IMAGES IN CLINICAL NEUROLOGY
10.Lentiform Fork Sign: Neuroradiologic Features and Differential Diagnosis
Fettah Eren, Ahmet Hakan Ekmekçi, Şerefnur Öztürk
doi: 10.4274/tnd.45087  Pages 269 - 270
Abstract | English Full Text

11.Sporadic Creutzfeldt-Jakob Disease with Isolated Cerebellar Findings at Onset
Nurettin Yavuz, Yüksel Erdal, Ufuk Emre, Arife Çimen Atalar, Osman Özgür Yalın
doi: 10.4274/tnd.79989  Pages 271 - 272
Abstract | English Full Text

12.Miliary Tuberculosis with Postpartum Involvement of the Central Nervous System
Mehmet Balal, Aslıhan Candevir Ulu, Meltem Demirkıran
doi: 10.4274/tnd.17093  Pages 273 - 274
Abstract | English Full Text

13.False-positive Basilar Artery Fenestration and Sexual Headache
Buse Rahime Hasırcı Bayır, Kemal Tutkavul, Yılmaz Çetinkaya, İbrahim Anıl Tuncer, Hülya Tireli
doi: 10.4274/tnd.23334  Pages 275 - 276
Abstract | English Full Text

14.Dystrophic Intracranial Calcification Accompanying Varix of the Dural Sinus and Arteriovenous Malformation
Mehmet Haydar Atalar, Rıfat Nuri Şener, Bülent Yıldız, Özlem Kayım Yıldız
doi: 10.4274/tnd.32396  Pages 277 - 278
Abstract | English Full Text

15.A Case of Pneumosinus Dilatans Presenting with Atypical Headache
Mehmet Hamamcı, Melih Pekcan, Zeynep Erdoğan Çetin, Refah Sayın, Levent Ertuğrul İnan
doi: 10.4274/tnd.77674  Pages 279 - 280
Abstract | English Full Text

LETTERS TO THE EDITOR
16.Varying AV Block Induced by Oxcarbazepine
Özcan Örsçelik, Buğra Özkan, Ertan Emre Şahin, Ozan Sakarya, Ahmet Çelik, Mehmet Necdet Akkuş, İsmail Türkay Özcan
doi: 10.4274/tnd.75735  Pages 281 - 282
Abstract | English Full Text

17.Anti-N-methyl-D-aspartate Receptor Encephalitis in Children: A Case Report
Hajar Rhouda, Khadija Abboudi, Yamna Kriouile
doi: 10.4274/tnd.02800  Pages 283 - 284
Abstract | English Full Text

18.Temporal Horns: Balance Coils of Ventricular System in Acute Obstructive Hydrocephalus?
Halil Önder, İ. Samet Daltaban
doi: 10.4274/tnd.45556  Pages 285 - 287
Abstract | English Full Text



 
© Copyright 2018 Turkish Journal of Neurology
Home        |        Contact
LookUs & OnlineMakale