e-ISSN 1309-2545      ISSN 1301-062X
TR    ENG
 

Download Current Issue.

Volume : 23 Issue : 3 Year : 2017

Current Issue Archive Popular Articles Ahead of Print Submit Your Article Login
Turkish Journal of Neurology Indexed By
 
  Search






Turk J Neurol: 23 (1)
Volume: 23  Issue: 1 - 2017
Hide Abstracts | << Back
REVIEWS
1.Major Vascular Neurocognitive Disorder: A Reappraisal to Vascular Dementia
Emre Kumral, Ozan Özgören
doi: 10.4274/tnd.98250  Pages 1 - 8 (342 accesses)
Vasküler demans veya majör vasküler nörokognitif bozukluk (NCD), tüm demans hastalarının %17-20’lik bir kısmını oluşturur ve Alzheimer hastalığından sonra ikinci en sık görülen demans tipidir. Vasküler demans, çoklu büyük alanlı ya da laküner infarktlara bağlı serebral kan akımındaki azalmayla ortaya çıkan, bilişsel yetilerde ani başlangıçlı veya basamaklı azalmayla karakterize ilerleyici bir hastalıktır. Sıklığına ve klinik önemine rağmen halen vasküler demans terminolojisinde farklılıklar bulunmaktadır. Amerikan Psikiyatri Birliği, 2013 yılında yayımladığı Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı-5’te (DSM-5), vasküler demans yerine “majör vasküler NCD” tanımına yer vermiştir. Bu makalede, vasküler demans risk faktörleri, patofizyolojisi, güncel tedavi modaliteleri yanı sıra, DSM-5’te yer alan majör vasküler NCD de tanım ve tanısal kriterler yönünden ele alınmıştır.
Major vascular neurocognitive disorder (NCD) is the second leading form of dementia after Alzheimer’s disease, accounting for 17-20% of all dementias. Vascular NCD is a progressive disease caused by reduced cerebral blood flow related to multiple large volume or lacunar infarcts that induce a sudden onset and stepwise decline in cognitive abilities. Despite its prevalence and clinical importance, there is still controversy in the terminology of vascular NCD. Only after the release of Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders-5 (DSM-5) (2013) did the American Psychiatric Association define vascular dementia as “major vascular NCD”. This review includes an overview of risk factors, pathophysiology, types, diagnostic and clinical features of major vascular NCD, and current treatment options of vascular NCD regarding to DSM-5 criteria.

ORIGINAL ARTICLES
2.Frequency of Falls and Relationship Between Falls, Socio-demographic and Clinical Factors in Idiopathic Parkinson’s Disease
Ferhan Soyuer, Feyzan Cankurtaran, Murat Gültekin, Meral Mirza, Gözde Ertürk
doi: 10.4274/tnd.58855  Pages 9 - 14 (271 accesses)
Amaç: Düşmeler, Parkinson hastaları için yaygın ve önemli bir problemdir. Çalışma, idiopatik Parkinson hastalarında (İPH) düşme sıklığını, sosyo-demografik ve klinik faktörlerin düşme ile ilişkisini belirlemek amacıyla planlanmıştır.
Gereç ve Yöntem: Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı Poliklinikleri’nde izlenen 87 İPH [37 kadın (%42,5), 50 erkek (%57,5)] çalışmaya alınmıştır. Olgular, nörolojik muayene, mini mental durum değerlendirme testi, Hoehn ve Yahr (H&Y) Evrelemesi, Birleşik Parkinson Hastalığı Değerleme Ölçeği (BPHDÖ), 6 metre yürüme testi, dönme zamanı, donma fenomeni, düşmekten ne kadar korktuğu yönünden değerlendirilmişlerdir. Düşme, testlerden önceki 6 aylık dönemde düşme hikayesi olarak kaydedilmiştir.
Bulgular: Olguların, 22’sinin (%25,3), değerlendirmeden önceki 6 ayda düştükleri belirlenmiştir. H&Y Evrelemesi’ne göre olguların 25’i (%28,7) 1,5, 22’si (%25,3) 2 evresinde oldukları tespit edilmiştir. Donma fenomeni 34 (%39,1) olguda tespit edilmiştir. Yaş, cinsiyet, eğitim, meslek ve medeni durum yönünden, düşen ve düşmeyen gruplar arasında istatistiksel olarak fark bulunmamıştır (p>0,05). Hastalık süresi, H&Y Evrelemesi, BPHDÖ motor, sağdan 360 derece dönüş zamanı, soldan 360 derece dönüş zamanı, sağdan 360 derece dönüşteki denge bozukluğu, soldan 360 derece dönüşteki denge bozukluğu, donma fenomeni yönünden, düşen ve düşmeyen gruplar arasında istatistiksel olarak fark bulunmamıştır (p>0,05). BPHDÖ mental, BPHDÖ-Günlük yaşam aktiviteleri (GYA), düşmekten ne kadar korktuğu, 6 metre yürüme zamanı, 6 metre yürüme testi adım sayısı yönünden, düşen ve düşmeyen gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,05). GYA ölçeğinin düşme durumuna göre yapılan risk karşılaştırma sonucunda, GYA ölçüm sonuçlarına göre düşme var diyenler yok diyenlere göre 1,373 kat daha riskli durumdadır. BPHDÖ mental durum ölçüm sonuçlarına göre düşme var diyenler yok diyenlere göre 1,029 kat daha riskli durumdadır.
Sonuç: Çalışmamız İPH için, düşmelerin sıklığını ve yürüme hızının, düşme korkusunun, mental durumun, günlük yaşam aktivitesinin düşmede etkili faktörler olduğunu göstermiştir. Düşmeleri değerlendirmede multi-faktöriyel yaklaşımların gerekli olduğu ve bu faktörlerin belirlenmesi ile düşmeleri önlemede gerekli önlemlerin alınabileceği sonucuna varılmıştır.
Objective: Falls are major problems for people with Parkinson’s disease. This study aimed to determine fall frequency, and the relation of socio-demographic and clinical factors in idiopathic Parkinson’s disease (IPH).
Materials and Methods: Eighty-seven patients with IPH who were under follow-up in Erciyes University Faculty of Medicine, Neurology Department [37 females (42.5%), and 50 males (57.5%)] were included in the study. The participants were evaluated with neurologic examination, mini-mental state examination, the Unified Parkinson’s Disease Rating Scale (UPDRS), 6-meter walking test, turning time, freezing phenomenon, Hoehn and Yahr (H&Y) Scale, and ranking of fear of falls. Fall was recorded as history of fall in the 6 months before testing.
Results: A total of 22 (25.3%) patients reported a fall in the 6-month period before testing. Twenty-five patients (28.7%) were stage 1.5, and 22 (25.3%) were stage 2 according to the H&Y Scale. Freezing phenomenon was observed in 34 39.1%) patients. There was no significant difference between patients with and without a history of falls according to age, sex, education, occupation, and marital status (p>0.05). According to disease period, H&Y Scale and the UPDRS, motor, turning time 360 degrees from right, turning time 360 degrees from left, balance defect at 360 degrees right turning, balance defect at 360 degrees left turning, and freezing phenomenon there were no significant difference between those with and without a history of fall (p>0.05). There was a significant difference between those who had fallen and had not fallen according to UPDRS-mental, UPDRS-ADL, degree of fear of falling, 6-m walking time, 6-m walking test, and number of steps (p<0.05).
Conclusion: Our study showed that frequency of falls and walking speed, fear of falling, activities of daily living, and mental function are important factors for falls in IPH. Fall assessment in IPH is needed for a multifactorial approach and determining these factors will be helpful for taking measures against falls.

3.The Evaluation of Botulinum Toxin Injection Effect for Poststroke Spasticity Treatment
Bekir Enes Demiryurek, Aslı Aksoy Gündoğdu
doi: 10.4274/tnd.48264  Pages 15 - 20 (235 accesses)
Amaç: Bu çalışmada, inme sonrası üst ya da alt ekstremite spastisitesi gelişen hastaların tedavisinde Botulinum toksin-tip A (BTX-A) enjeksiyonunun spastisite ve spastisiteye bağlı ağrı tedavisindeki etkinliği ile günlük yaşam aktivitelerine olan etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya inme sonrası üst ekstremite ya da alt ekstremitede spastisite nedenli 249±41 U BTX-A uygulanmış 35 (23 sağ taraf, 12 sol taraf) hasta alındı. Üst ekstremitede dirsek, el bileği ve parmaklarda, alt ekstremitede ise bacak, diz ve ayak bileğinde spastisite derecesi; BTX-A enjeksiyonu öncesi, işlem sonrası 1. ay ve işlem sonrası 3. ay Modifiye Ashworth Skalası (MAS) ile değerlendirildi. Ayrıca BTX-A işlemi öncesi, işlem sonrası 1. ay ve işlem sonrası 3. ay günlük yaşam aktiviteleri Barthel indeksi ile, spastisiteye bağlı ağrı ise Vizüel Analog Skalası (VAS) ile değerlendirildi.
Bulgular: Çalışmaya alınan hastaların yaş ortalaması 60±6 idi. Hastaların %69’unda üst ve alt ekstremite, %31’inde ise üst ya da alt ekstremite etkilenmişti. MAS, VAS ve Barthel indeksi kullanılarak BTX-A’nın tedavi öncesine göre anlamlı olarak spastisite ve ağrı şiddetinde azalma, fonksiyonellikte ve yaşam kalitesinde ise artma sağladığı sonucuna varıldı. Birinci ayda sağlanan faydanın 3. ay takiplerinde de sürdüğü saptandı.
Sonuç: İnmeye bağlı spastisite tedavisinde BTX-A uygulanması yan etki açısından güvenli, hastaların ağrısını azaltan, fonksiyonelliği ve yaşam kalitesini artıran, uzun süreli etkinlik sağlayabilen bir yöntemdir.
Objective: In this study we aimed to evaluate the effectivity of treatment with the botulinum toxin-type A (BTX-A) on spasticity, spasticity-related pain, and the daily living activities in post-stroke patients with upper or lower limb spasticity.
Materials and Methods: A total of 35 (23 right side, 12 left side) post-stroke patients who had upper and/or lower limb spasticity were enrolled to the study. BTX-A (249±41 U) was applied to their affected extremities. The degree of spasticity in the upper (elbow, wrists, and fingers) and lower (leg, knee and ankle) extremities was evaluated before treatment, 1 month, and 3 months after treatment using Modified Ashworth Scale (MAS). Daily life activities and severity of spasticity-related pain were also evaluated using the Barthel index and Visual Analogue Scale (VAS) at the same time points.
Results: The average age of the patients in the study was 60±6 years. Both upper and lower extremities were affected in 69%, whereas upper or lower extremities were affected in 31% of patients. BTX-A provided improvement in severity of the spasticity, pain scale, functionality, and quality of life according to the MAS, VAS, and Barthel indexes.The benefits were sustained in the first 3 months of the post-treatment.
Conclusion: BTX-A in the treatment of post-stroke spasticity is a reliable method in terms of adverse effects, pain reduction, its ability to provide long-term effectiveness, and increase functionality and quality of life.

4.Efficacy of Telerehabilitation in Patients with Stroke in Turkey: A Pilot Study
Esra Doğru Hüzmeli, Taşkın Duman, Hatice Yıldırım
doi: 10.4274/tnd.37268  Pages 21 - 25 (234 accesses)
Amaç: Telerehabilitasyon (TR), ülkemizde çok yaygın bir şekilde kullanılmamaktadır. Çalışmamız inmeli hastalarda TR’nin kullanılabilirliğinin ve etkisininin araştırılması amacıyla planlandı.
Gereç ve Yöntem: Çalışma, Mustafa Kemal Üniversitesi, Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Ünitesi’ne başvuran hastalar üzerinde yapıldı. Hastaların demografik bilgilerinin alınmasını takiben kognitif düzey, Mini Mental Test ile; denge, Berg Denge Ölçeği ile; yaşam kalitesi, Kısa Form-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği ile değerlendirildi. TR programı 3 hafta süre ile haftada 3 seans olmak üzere 9 seans olarak gerçekleştirildi. Çalışma programı planlandıktan sonra, hastalarla kameralı ve mikrofonlu, internet bağlantısı olan dizüstü bilgisayarlar aracılığıyla iletişime geçilerek TR uygulandı. İlk ve son değerlendirme klinikte yapıldı.
Bulgular: Çalışmanın sonucunda tedavi sonrasında tedavi öncesine göre bireylerin denge düzeylerinde anlamlı düzeyde fark olduğu ve dengenin geliştiği saptandı (p=0,026). Ancak yaşam kalitesi ve mental durum düzeyinde fark olmadığı bulundu (p>0,05).
Sonuç: TR’nin inmeli hastalarda fonksiyonelliği desteklediğinden dolayı rutin kullanımının faydalı olacağı düşünüldü. Ancak TR uygulaması için gerekli teknolojik donanımın ülkemizin kırsal kesimlerinde henüz yeterli olmadığı bulundu.
Objective: Telerehabilitation (TR) is not used very widely in our country. Our study was planned to evaluate the usefulness and effect of TR in patients with hemiplegia.
Materials and Methods: The study was performed at Mustafa Kemal University Health Practice and Research Hospital. After the demographic data were questioned, cognitive levels were assessed using the Mini Mental State Examination, balance using the Berg Balance Scale, and quality of life using the Short Form-36 (SF-36) Quality of Life Scale. A TR program was performed for 3 weeks with 3 sessions per week, a total of 9 sessions. After the therapy program was planned, TR was applied by contacting the patients via laptops with a camera and microphone and an internet connection. The first and last assessments were done at the clinic.
Results: According to the results of the study, the balance levels of patients significantly improved after the TR program (p=0.026). There was no difference in terms of quality of life and mental status before and after TR (p>0.05).
Conclusion: It was concluded that TR could improve the functionality of patients with stroke and routine use of TR would be beneficial. However, our country’s technological equipment for TR application has been found not sufficient in the countryside.

CASE REPORT
5.Mirror Imaginary Movement Disorder and Pachygyria Association: Case Report
Yusuf Ehi, Sefer Üstebay, Döndü Ülker Üstebay, Yunus Yılmaz, Sunay Sibel Karayol
doi: 10.4274/tnd.30507  Pages 26 - 28 (188 accesses)
Ayna hayali hareket bozuklukları, istemli hareketlerin kontralateral tarafta istemsiz olarak taklit edilmesiyle karakterize semptomlar topluluğudur. Patofizyolojisinde ipsilateral kortikospinal traktın anormal gelişimi ve transkallozal inhibisyon eksikliği hipotezleri kabul edilmektedir. Pakigiri serebral korteksin düz ve yüzeysel sulkuslarla ayrılmış, azalmış girus sayısını ifade etmektedir. Bir eliyle yazı yazarken diğer eliyle de benzer hareketler yapması şikayeti ile tarafımıza başvuran 8 yaşındaki erkek olgunun yapılan kranyal görüntülemesinde pakigiri tespit edilmiştir. Organik, psikolojik ve sosyolojik sorunlara yol açabilecek bu bozukluğun pakigiri ile birlikteliği literatürde nadir görüldüğü için sunulmuştur.
Mirror imaginary movement disorders are a group of syndromes characterized by automatic reflex mimicking of voluntary movements on the contralateral side. Two hypotheses for these symptoms are currently accepted: abnormal development of the ipsilateral corticospinal tract and transcallosal inhibition deficiency. Pachygyria refers to a decreased number of gyri divided with flat and superficial cerebral cortex sulci. We found pachygyria on cranial imaging of a boy aged 8 years who made similar movements with the one hand while writing with the other hand at presentation. Hence, pachygyria may play a role in mirror imaginary movement disorders.

6.A Rare Case of Focal Neuropathy: Posterior Interosseous Neuropathy due to Lipoma
Ayşen Süzen Ekinci, Şeyma Çiftçi, İbrahim Aydoğdu
doi: 10.4274/tnd.90582  Pages 29 - 31 (161 accesses)
Posterior interosseöz sinir; radiyal sinirin supinator kası geçtikten sonra ayrılan saf motor dalıdır. Özellikle ön kolda parmak ekstansörlerini inerve eder. Posterior interosseöz sinir tutuluşu en çok ulna kırığı ile proksimal radius başı çıkığının kombinasyonu olan monteggia kırıklarında görülür. Travmatik olmayan nedenleri arasına idiyopatik, enflamatuvar hastalıklar, supinator kas geçişinde sıkışma, nöraljik amiyotrofi, yer kaplayan oluşum gibi nedenler yer almaktadır. Hastaların özellikle parmak ekstansörleri etkilenmektedir. Duyu kusu yoktur. Kırk dokuz yaşında kadın hasta, 4 sene önce sağ el üçüncü, dördüncü parmaklarından başlayıp diğer parmaklara yayılan güçsüzlük nedeniyle başvurdu. Nörolojik muayenesinde duyu kusuru olmaksızın parmak ve bilek ekstansiyonunda zafiyet saptandı. Özgeçmişinde aynı yakınma ile başvurduğu hekimler tarafından önce karpal tünel sendromu ardından kubital tünel sendromu tanısı konularak ameliyat öyküsü mevcuttu. Şikayetlerinde düzelme olmaması nedeniyle bize başvuran hastaya yapılan tetkikler sonucunda nadir olarak görülen lipoma bağlı gelişen posterior interosseöz nöropati (PİN) tanısı konuldu. Operasyon sonrası rehabilitasyon programına alınan hastada 5 ay sonra belirgin düzelme saptanmadı. Nadir görülen PİN’li hastalarda erken tanı ve tedavi yaklaşımının prognoz açısından önemli olması nedeniyle olgumuzu sizlerle paylaşmak istedik.
The posterior interosseous nerve is a pure motor branch of the radial nerve after passing the supinator muscle. It especially innervates the extensor muscles of fingers in the forearm. Injury of the posterior interosseous nerve is most commonly seen in Monteggia fractures, which results from a combination of ulna fracture and proximal radius head dislocation. Idiopathic-inflammatory disease, impingement of the nerve at supinator muscle, neuralgic amyotrophy, and space-occupying lesions are other non-traumatic causes of posterior interosseous neuropathy (PIN). Motor deficits of finger extensors is the main clinical manifestation in the posterior interosseous nerve injury and sensory loss is never seen. A woman aged 49 years presented due to weakness that began 4 years ago in the right 3rd and 4th fingers, which had spread to other fingers. On neurologic examination, paresis of finger and wrist extensors without sensory loss was detected. The patient underwent surgery due to carpal tunnel syndrome and later, cubital tunnel syndrome because of her symptoms. After the operations, her symptoms did not regress and she was evaluated again by us. With her clinical and electrophysiological findings, PIN was diagnosed and on radiologic imaging, a focal lesion and lipoma was found. A rare cause of PIN due to lipoma was diagnosed and she underwent surgery again. A physiotherapy program was started after the operation but after 5 months, there was no significant regression of paresis. We want to report this case because early diagnosis and treatment is important in regaining motor functions in this rare clinical entity.

IMAGES IN CLINICAL NEUROLOGY
7.Late-onset Tremor and Ataxia Syndrome: Fragile X-Associated Tremor/Ataxia Syndrome and Neuroimaging Findings
Levent Öcek, Onural Tümer, Figen Tokuçoğlu, Özgür Öztekin, Yaşar Zorlu
doi: 10.4274/tnd.68878  Pages 32 - 33 (255 accesses)
Abstract | English Full Text

8.A Rare Cause of Superficial Cerebral Hemosiderosis: Spinal Surgery
Levent Öcek, Feray Güleç Uyaroğlu, Ali Çayır, Özgür Öztekin, Yaşar Zorlu
doi: 10.4274/tnd.77785  Pages 34 - 36 (120 accesses)
Abstract | English Full Text

9.Juvenile Neuronal Ceroid Lipofuscinoses: A Rare Case
Deepak Jain, H K Aggarwal, Pulkit Chhabra, Avinash Rao
doi: 10.4274/tnd.92668  Pages 37 - 38 (153 accesses)
Abstract | English Full Text

FRONTIERS IN NEUROLOGY
10.The Predictive Role of NEDA in the Long-Term Course of Multiple Sclerosis
Özgü Kizek
doi: 10.4274/tnd.65391  Pages 39 - 40 (277 accesses)
Abstract | English Full Text

MEETING HIGHLIGHTS
11.Following the 52nd National Neurology Congress
İpek Güngör Doğan
doi: 10.4274/tnd.92195  Pages 41 - 42 (198 accesses)
Abstract | English Full Text

12.Meeting Highlights
İpek Güngör Doğan
Pages 41 - 42 (187 accesses)
Abstract | Full Text PDF



 
© Copyright nse.Write(DateTime.Now.Year); %> Turkish Journal of Neurology
Home        |        Contact
LookUs & OnlineMakale