e-ISSN 1309-2545      ISSN 1301-062X
TR    ENG
 

Download Current Issue.

Volume : 23 Issue : 2 Year : 2017

Current Issue Archive Popular Articles Ahead of Print Submit Your Article Login
Turkish Journal of Neurology Indexed By
 
  Search






Turk J Neurol: 22 (4)
Volume: 22  Issue: 4 - 2016
Hide Abstracts | << Back
1.Cover

Pages I - XIII (369 accesses)

REVIEWS
2.The Role of Adult Hippocampal Neurogenesis in Learning and Memory Function
Zülal Kaptan, Gülay Üzüm
doi: 10.4274/tnd.68889  Pages 149 - 155 (699 accesses)
Erişkin hipokampal nörogenez, erişkin beyninde yaşam boyu nöral kök hücrelerden yeni fonksiyonel nöron üretimidir. Erişkin beyninde nöron üretimi iki bölgeye sınırlıdır. Bunlardan biri hipokampus dentat girusundaki (DG) subgranüler bölge, diğeri lateral ventriküllerin subventriküler bölgesidir. Hipokampus DG’sinde üretilen yeni nöronlar fonksiyonel olarak olgun devrelere entegre olurlar, özellikle öğrenme ve hafıza fonksiyonu olmak üzere kognisyon ve emosyonel kontrole katkıda bulunurlar. Bu katkının nasıl gerçekleştiği hala açık değildir ve yoğun olarak araştırılan önemli bir konudur. Hipokampal nörogenezin hem yaşla birlikte hem yaşa bağlı hafızanın bozulması ile karakterize nörodejeneratif hastalıklarda azaldığı bilinmektedir. Hipokampal nörogenezin hafıza fonksiyonuna katkısını anlamak ve nörogenezi etkileyen faktörleri araştırmak bu nörodejeneratif hastalıklara karşı koruyucu ya da tedavi edici yaklaşımlar için önem kazanmıştır. Hipokampal DG’de üretilen yeni nöronların olgunlaşma süreçlerindeki elektrofizyolojik özellikleri (olgun nöronlara göre daha kolay uyarılabilir olmaları) sayesinde patern ayrımı (hipokampusa gelen benzer bilgilerin ayrı sunumları yapılarak örtüşmelerinin engellenmesi) yaparak spasyal ve epizodik hafıza fonksiyonuna katkıda bulundukları düşünülmektedir. Bu derlemede hipokampal nörogenezin nasıl oluştuğunu, nörogenez sürecine etkili faktörleri ve hafıza fonksiyonunda nörogenezin rolünü mevcut literatüre dayanarak açıklamaya çalışacağız.
Adult hippocampal neurogenesis is the lifelong production of new functional neurons from neural stem cells in the adult brain. Production of neurons in the adult brain is limited to two areas. One of these is the subgranular region in the hippocampus dentate gyrus (DG), the other is the subventricular zone of the lateral ventricles. New neurons produced in the hippocampus DG functionally integrate into mature circuits, and contribute to cognition and emotional control, learning and memory functions in particular. It is still unclear how that contribution occurs and a key issue that is being intensively investigated. Hippocampal neurogenesis declines both with age and in neurodegenerative diseases characterized by deterioration of memory. Understanding the contribution of hippocampal neurogenesis to memory function and investigating factors that affect neurogenesis have gained importance for protective or therapeutic approaches against these neurodegenerative diseases. It is suggested that new neurons produced in the DG contribute to spatial and episodic memory function by pattern separation (prevent overlapping of similar information by making separate presentations) through their electrophysiologic properties (being stimulated easier than mature neurons) in the maturation process. Hippocampal neurogenesis is important in episodic and spatial memory formation. In this review we will try to explain how hippocampal neurogenesis occurs, factors that affect the neurogenesis process, and the role of neurogenesis in memory function based on the present literature.

ORIGINAL ARTICLE
3.The effect of abobotulinum toxin A in the prophylactic treatment of refractory migraine
Morteza Mazloum Farsi Baf, Afrouz Alipour, Mehran Homam, Mostafa Khorashadizadeh, Maedeh Beheshti Saadat
doi: 10.4274/tnd.15986  Pages 156 - 160 (376 accesses)
Amaç: Migren hastalarının bir kısmı uygun profilaktik tedavi kullanımına rağmen ciddi migren atakları yaşamaya devam etmektedirler. Dirençli migrende kullanılan çeşitli tedaviler vardır ve bunlardan birisi abobotulinum toksin A’dır (Dysport). Bu çalışmada dirençli migrenin profilaktik tedavisinde abobotulinum toksin A’nın etkinliğinin araştırılması hedeflenmiştir.
Gereç ve Yöntem: Bu prospektif tek kollu klinik çalışmaya 18 dirençli migren hastası dahil edildi. Hastalar çalışmadan 1 ay önce migren karakteristiklerini içeren bir anketi tamamladılar. Her hastanın spesifik baş ve boyun bölgelerine 150 U abobotulinum toksin A enjeksiyonu uygulandı. Tedavi öncesi ve 3 ay sonrasında migren şiddeti değerlendirildi.
Bulgular: Enjeksiyon öncesi aylık ortalama atak sayısı 7,56±4,06 iken, enjeksiyondan 3 ay sonra bu sayı 1,89±1,32’ye geriledi (p<0,0001). Ortalama atak süresinin de enjeksiyondan 3 ay sonra anlamlı olarak azaldığı görüldü (ayda 20,33 saatten 2,56 saate) (p=0,0001). İzlem süresince üç hastada (%16,6) hiç atak gözlenmezken, 11 hasta (%61,1) hafif, dört hasta ise (%22,2) orta şiddette ataklar bildirdi.
Sonuç: Abobotulinum toksin A (Dysport) dirençli migren hastalarının atak sıklığı, süresi ve ciddiyetini azaltabilir ve bu hasta grubunda profilaktik tedavi olarak kullanılabilir.
Objective: Some patients with migraine headache still experience severe migraine attacks despite use of proper prophylactic treatments. There are several treatments for refractory migraine (RM), one of which is abobotulinum toxin A (Dysport). This study aimed to investigate the efficacy of abobotulinum toxin A in the prophylactic treatment of RM.
Materials and Methods: In this prospective single-arm clinical trial, 18 patients with RM were included. Patients completed a questionnaire including migraine characteristics one month before the study. Each patient received an injection of 150 U abobotulinum toxin A in the specific head and neck regions. Before and 3 months after treatment, migraine severity was evaluated.
Results: The average number of attacks per month before injection was 7.56±4.06, which decreased to 1.89±1.32 3 months after injection (p<0.0001). The
average duration of attacks also decreased significantly after 3 months of injection (from 20.33 hrs to 2.56 hrs per month) (p=0.0001). Three patients (16.6%) had
no attacks during the follow-up period. Eleven patients (61.1%) reported mild attacks and four patients (22.2%) reported moderate pain.
Conclusion: Abobotulinum toxin A (Dysport) can reduce frequency, duration, and severity of migraine attacks in patients with RM and it can be used as a prophylactic treatment in this group of patients.

4.The Prevalence of Fibromyalgia in Patients with Restless Legs Syndrome
Nesrin Helvacı Yılmaz, Emir Cantürk, Özge Arıcı Düz, Bilge Parlakoğlu, Burcu Polat, Engin Çakar, Sema Demirci, Ahmet Mithat Tavlı, Didem Taşkın, Ayşe Pınar Doğru, Lütfü Hanoğlu, Fahriye Feriha Özer
doi: 10.4274/tnd.04764  Pages 161 - 166 (386 accesses)
Amaç: Çalışmamızın amacı Huzursuz bacaklar sendromlu (HBS) hastalarda fibromiyalji (FM) sıklığını belirlemek, yaşam kalitesi ölçekleri ve FM arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir.
Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza 18-65 yaş arasında HBS tanısı almış 30 hasta (20 kadın, 10 erkek) ve 30 sağlıklı kontrol (17 kadın, 13 erkek) katıldı. Hasta grubuna HBS Ağırlık Derecesi Ölçeği uygulanırken, hem hasta hem de kontrol grubuna Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ), Beck Depresyon Ölçeği, Beck Anksiyete Ölçeği ve Yaşam Kalitesi Kısa form-36 (KF-36) verildi. FM tanısı için Romatoloji Amerikan Koleji tarafından düzenlenen kriterler kullanıldı.
Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 44,73±11,23 yaş, kontrol grubun yaş ortalaması 46,00±12,23 yaş idi. Hastaların %36,7’sinde FM varken, kontrol grubunun %6,7’sinde vardı (p=0,01). Hastaların PUKİ, depresyon ve anksiyete skorları anlamlı olarak daha kötüydü (p=0,0001; p=0,004; p=0,000). Yaşam kalitesini değerlendirme ölçeğine (KF-36) göre ise HBS’si olanlarda enerji, ruhsal sağlık, sosyal fonksiyon, ağrı ve genel algı puanları anlamlı olarak daha yüksekken (p=0,004; p=0,023, p=0,0001; p=0,001; p=0,13), fiziksel ve emosyonel kısıtlılık puanları arasında kontrol grubu ile fark saptanmadı. Ancak HBS olanlarda ek olarak FM varlığı sadece vücut genel algı değerinde kötüleşmeye neden olmaktaydı (p=0,029). HBS ve FM bulguları olan hastalar hiçbir hastalığı olmayan grupla karşılaştırılınca en çok anksiyete puanlarında (üç kat) artma olduğu tespit edildi.
Sonuç: Orta ve şiddetli HBS’li hastalarda FM sıktır (%36,67). HBS yaşam kalitesini bozmaktadır. Ancak iki hastalığın birlikteliği sadece hastaların kendi sağlıklarını değerlendirme skorlarını kötüleştirmekte ve en çok anksiyete skorlarını olumsuz etkilemektedir.
Objective: To determine the prevalence of fibromyalgia (FM) in patients with Restless legs syndrome (RLS), and to evaluate the relationship of FM and the scales of quality of life.
Materials and Methods: Thirty patients aged between 18-65 years (20 females, 10 males) with RLS and 30 healthy control subjects (17 female, 13 male) participated in our study. The patients were assessed using the the RLS Severity Rating Scale. The Pittsburg Sleep Quality Index (PSQI), Beck Depression Inventory, Beck Anxiety Questionnaire, and Quality of Life Short form-36 (SF-36) were given to both the patient and control group. The American College of Rheumatology criteria were used to diagnose FM.
Results: The average age of the patients was 44.73±11.23 years, the average age of the control group was 46.00±12.23 years. The prevalence of FM was 36.7% in the patient group and 6.7% in the control group (p=0.01). PSQI, depression and anxiety scores were significantly worse in the patient group (p=0.0001; p=0.004; p=0.000). The patients with RLS had higher scores of mental health, social functioning, pain, and general perception of SF-36, and scale for the evaluation of quality of life (p=0.004; p=0.023; p<0.001; p=0.001; p=0.13); the scores for physical and emotional limitations did not differ between the patient and the control group. However, if a patient with RLS had additional FM symptoms, the general perception scores of the body were worse (p=0.029). When we compared the scores of the patients with both RLS and FM with the healthy group, the anxiety scores were the most increased (three times).
Conclusion: The prevelance of FM was frequent (36.67%) in patients with moderate and severe RLS. RLS impairs quality of life. However, coexistence of the two diseases only worsened patients’ assessments of their own health score, and affected their anxiety scores the most.

5.The Clinical and Electroencephalography Findings of Children with Pervasive Developmental Disorder
Semih Ayta, Candan Gürses, Zerrin Topçu Bilgen, Ayşe Kılınçarslan, Mefkure Eraksoy
doi: 10.4274/tnd.67778  Pages 167 - 176 (400 accesses)
Amaç: Bu çalışma yaygın gelişimsel bozukluk (YGB) tanısı almış 43 olguda, klinik ve inceleme bulguları arasındaki ilişkilerin gösterilmesi amacını taşımaktadır.
Gereç ve Yöntem: Çalışma Çocuk Nörolojisi ve Çocuk Psikiyatrisi Poliklinikleri’nde görülerek otizm tanısı almış çocuklarda gerçekleştirilmiştir. Olgular nörolojik ve psikiyatrik yönden ayrıntılı anamnez ve muayene ile değerlendirilmiş, gelişimsel testleri, uyku elektroensefalografileri (EEG), bazılarında kranyal manyetik rezonans görüntüleme incelemeleri yapılmıştır.
Bulgular: Araştırmaya alınan 43 olgunun yaşları 2,7-14,0 arasında, ortalama yaş 7,6±2,8, erkek/kız oranı 3,3 olarak bulundu. Sistemik ve nörolojik muayeneler ve ileri tetkiklerde otizme neden olabilecek özgül hastalık bulgusu saptanmadı. Stereotipik hareketler 28 (%65,2) olguda vardı; en sık gözlenenler el-kollarda kanat çırpma idi. Epileptik nöbetler sekiz (%18,6) olguda, ateşli nöbet öyküsü dokuzunda (%20,9) vardı. Olguların 14’ünün (%32,6) otistik regresyondan geçtiği, 29’unda (%67,4) klinik tablonun baştan itibaren geri olduğu belirlendi. Regresyonu olan 14 olgunun üçünde, regresyon öyküsü olmayan 29 çocuğun beşinde nöbet öyküsü vardı. EEG incelemeleri 21 (%48,8) çocukta normal sınırlarda bulundu. EEG’lerinde epileptiform aktivite (EA) olanların sayısı 22 (%51,2) idi. Otistik regresyondan geçen 14 olgunun dokuzunda (%64,3), regresyonu olmayan 29 olgunun 13’ünde (%44,8) EA saptandı. EA’sı olan 22 olgunun altısında (%27,3) nöbet öyküsü vardı.
Sonuç: YGB tanısı ayrıntılı anamneze, kapsamlı psikiyatrik ve nörolojik muayeneye dayanır. Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı tanı kriterleri ile çeşitli ölçeklerden yararlanılır. Az sayıda olguda tanı konabilir bir hastalık tabloya eşlik etmekte, bu nedenle rutin ve ileri incelemelerin çok yararı ol(a)mamaktadır. EEG ise hem beynin temel biyoelektrik aktivitesinin değerlendirilmesi, hem de otizmde -epileptik nöbeti olmayan olgularda bile- sıklıkla görülebilen EA’ların saptanması ve takibi açısından değerlidir. Otistik regresyonlu olgulara, bu zaman diliminde yapılan ve uykuyu içeren EEG incelemelerinin, potansiyel yararı olabilecek antiepileptik ilaç tedavilerine kanıt sağlayabileceği akılda tutulmalıdır. Regresyon öyküsü olan/olmayan otistik olgularda süreç içinde yapılacak EEG tetkiklerinin stereotipik hareket ve tikler ile nöbetlerin ayırıcı tanısında katkı sağlayabileceği, ayrıca subklinik EA’ların saptayabileceği düşüncesindeyiz.
Objective: The aim of this study was to document the findings in a case series of 43 patients diagnosed as having pervasive developmental disorder (PDD) and to show the relationship between these findings.
Materials and Methods: This study on children with autism was performed in child neurology and child psychiatry outpatient clinics. After neurologic and psychiatric detailed history and examinations, developmental tests were performed and electroencephalographies (EEGs) were recorded.
Results: In the systemic and neurologic examinations and investigations, findings of a specific disease that could cause autism was not detected. Among 34 of 43 patients, history of febrile seizures existed; eight patients (18.6%) had epileptic seizures, 14 (32.6%) had a period of autistic regression, and in the remaining 29 patients, the clinical picture had been present since birth. Among the 14 patients with regression, three had epileptic seizure histories. Twenty-two patients (51.2%) showed epileptiform activity (EA) in their EEGs. In 14 patients with autistic regression, nine (64.6%) had EA. Of the 29 patients with no history of regression, 13 (44.8%) had EA. In the group of 22 patients with EA, six (27.3%) had a history of seizures.
Conclusion: The diagnosis of PDD is made according to detailed history and examination. A certain disease that can be diagnosed co-exists in only a small percent of patients. For this reason, laboratory tests can not show much benefit. On the other hand, EEG recordings have great importance in the measurement of background activity of the brain and the existence of EA. During autistic regression, EEG recordings can have great benefits for patients with or without clinical seizures. It may be possible to distinguish between stereotypical movements, tics and epileptic seizures with EEG recordings, which will be repeated in time in these patients.

6.The Neurophysiologic Frequency of Hereditary Neuropathy with Liability to Pressure Palsy in Entrapment Neuropathies
F Gökçem Yıldız, Gülay Nurlu, Sevim Erdem Özdamar, Çağrı Mesut Temuçin
doi: 10.4274/tnd.70446  Pages 177 - 180 (289 accesses)
Amaç: Ailesel basınca duyarlılık nöropatisi (ABDN) tanısı diğer tuzak nöropatilerden tedavi yaklaşımlarındaki farklılıkları açısından ayrılmalıdır.
Gereç ve Yöntem: 5075 elektrofizyolojik olarak tuzak nöropatisi tanısı konulan hastalar arasından, üç ve üçün üzerinde çoklu tuzak nöropatisi olan 20 hastanın elektrofizyolojik bilgileri geriye dönük olarak incelendi.
Bulgular: Bu hastalar arasından on hastaya genetik veya biyopsi sonucuna göre ABDN tanısı konuldu. Tanı konulan sekiz (%80) hastada bilateral Karpal tünel sendromu, sekiz hastada (%80) bilateral ulnar sinir tuzaklanması, dokuz (%90) hastada hem bilateral medyan, hem de bilateral ulnar sinir tuzaklanması birlikte bulunmaktaydı. Üç (%30) ise tek taraflı peroneal sinir tuzaklanması bulunmaktaydı.
Sonuç: Sonuçlarımız nörofizyolojik çalışma analizinin ve ABDN tanısının akılda tutulmasının nörofizyolojik olarak ABDN hastalarını, tuzaklanma nöropatisi için danışılan hastalardan ayrılmasına yardımcı olduğunu göstermektedir.
Objective: Hereditary neuropathy with liability to pressure palsy (HNPP) needs to be differentiated from entrapment neuropathies due to differences in the treatment management.
Materials and Methods: Among 5075 patients with entrapment neuropathy, we retrospectively evaluated the neurophysiologic results of 20 patients with three or more entrapments.
Results: Ten patients were diagnosed as having HNPP according to their genetic or nerve biopsy results; eight (80%) had bilateral Carpal tunnel syndrome, nine (90%) had bilateral ulnar entrapment neuropathy, eight (80%) had bilateral median and ulnar entrapment together; and three (30%) had one-sided peroneal neuropathy.
Conclusion: Our data suggest that analyzing the neurophysiologic studies and keeping HNPP in mind are essential to characterize underdiagnosed patients with HNPP referred for entrapment neuropathy.

CASE REPORT
7.Hot Water Epilepsy: Presentation of Three Cases
Yusuf Ehi, Sefer Üstebay, Döndü Ülker Üstebay, İnan Gezgin, Şeyho Cem Yücetaş
doi: 10.4274/tnd.79446  Pages 181 - 183 (384 accesses)
Sıcak suyun baştan aşağı dökülmesi ile oluşan, taktil ve sıcaklığa bağlı stimuluslarla uyarılan nöbetlerin ortaya çıktığı refleks epilepsi tipi sıcak su epilepsisi (SSE) olarak tanımlanmıştır. Literatürde en çok Türkiye ve Hindistan’dan olgu bildirilmesine rağmen tüm dünyada bildirilmiş olgu sayısı azdır. SSE’nin patofizyolojisi tam olarak bilinmemektedir, ancak hastaların anormal bir termoregülasyon sistemlerinin olduğu, kafa derisinin sıcak suyla teması ile beyin korteksindeki belirli bir bölgenin uyarılması nedeniyle nöbetlerin ortaya çıktığı düşünülmektedir. Çalışmamızda, SSE olan üç hastanın klinik ve laboratuvar bulguları sunularak hastalığın patogenezi literatür eşliğinde incelenmiştir. SSE, gerekli önlemler alındığında çoğunlukla önlenebilen bir refleks epilepsi tipidir. Ancak hastalarda SSE ile birlikte non-refleksif nöbetler de eşlik ediyorsa, uygun medikal tedavi alınan önlemlere eklenerek nöbetsiz başarılı takip sürelerine ulaşılabilir.
Hot water epilepsy (HWE) is a reflex epilepsy that develops after pouring hot water on the head; seizures are induced through tactile and temperature-related stimuli. The number of cases reported worldwide is low, with most cases in Turkey and India. The exact pathophysiology of HWE is unknown but patients are thought to have abnormal thermoregulation systems with seizures that emerge due to the stimulation of a particular region in the brain cortex via contact of hot water on the skin of the head. We investigated the pathogenesis of this disorder through a literature review and by presenting the clinical and laboratory findings of three patients with HWE. Fortunately, HWE can largely be prevented; however, if non-reflexive seizures co-occur with HWE, proper medical treatment can be added to ensure seizure-free follow-up.

8.Charles Bonnet Syndrome: Three Cases
Aygün Akbay Özşahin, Zeynep Çiğdem Diler, Sevinç Çelik, Gülay Kenangil, Füsun Domaç
doi: 10.4274/tnd.25986  Pages 184 - 187 (336 accesses)
Charles Bonnet sendromu (CBS) görme kaybı veya görme keskinliğinin azalmasıyla ortaya çıkan ve herhangi bir psikopatolojinin eşlik etmediği görsel halüsinasyonlarla giden sendromdur. CBS tanısı ile izlenen 73 ve 76 yaşında erkek ile 75 yaşında kadın üç ayrı olgunun klinik özellikleri incelenmiştir. Tipik CBS’ye ait görsel halüsinasyonları olan birinci olgu katarakt operasyonundan sonra tamamen düzelmiş, maküler dejenerasyonu olan ikinci olgunun şikayetleri devam etmiş ve tedaviye bağlı ekstrapiramidal yan etkiler gelişmiştir. Üçüncü olguda katarakt operasyonuna bağlı ileri derecede görme bozukluğu ve görsel halüsinasyonlarla birlikte amnestik demans tablosu da mevcuttur. CBS kendiliğinden iyileşebilir veya aylarca, yıllarca sürebilir. Görme bozukluğunun düzeltilebilmesi önemli bir tedavi aşamasıdır. İyi prognozlu kabul edilse de bazı hastalarda ciddi anksiyete yaratabilir. Hastalar tedavi arayışlarında yan etkiler konusunda da uyarılmalıdır. Bilişsel fonksiyonlar hastalığın başlangıcında veya ileri döneminde kısmen etkilenebilmektedir.
Charles Bonnet syndrome (CBS) is characterized by the presence of visual hallucinations due to the decrease in visual acuity or loss of vision without any pschiatric problem. We report three patients of aged 73, 76, and 75 years with a severe loss of vision due to ocular diseases and visual hallucinations. Case 1 was a man aged 73 years who presented with visual hallucinations that completely recovered after cataract surgery. Case 2 was woman aged 75 years with severe visual impairment from end-stage age-related macular degeneration, thus visual hallucinations continued to persist. Case 3 was legally blind with CBS-type visual hallucinations and amnestic dementia syndrome. CBS may terminate spontaneously or continue for months or years. Ideally, the patient should be considered for ophthalmologic intervention. Although CBS is benign, the visual hallucinations can cause great anxiety for patients. Patients should be warned about the adverse effects of pharmacologic therapy. Cognitive decline may occur at early stages or later.

9.Intracranial Hypotension Syndrome with Cortical Venous Thrombosis: A Rare Case
Deepak Jain, Ashima Mittal
doi: 10.4274/tnd.65471  Pages 188 - 191 (277 accesses)
Otuz bir yaşında, evli, vejetaryen kadın hasta 7 gündür devam eden ortostatik zonklayıcı baş ağrısı ve yüksek ateş yakınmaları ile başvurdu. Lomber ponksiyonunda manometri ile ölçülen açılış basıncı düşük saptandı (40 mmH2O). Beyin manyetik rezonans görüntülemesinde intrakranyal hipotansiyon sendromunu düşündüren venöz sinüslerde belirgin angorjman ile bilateral, simetrik belirgin pakimeningeal kontrastlanma izlendi. Manyetik rezonans venografide kortikal venöz trombozu düşündüren sol transvers ve sigmoid sinüsün görüntülenemediği izlendi. Spontan intrakranyal hipotansiyon, nadir olsa da, kortikal venöz tromboz için gerçek bir risk faktörüdür. Zamanında tanı için yüksek derecede şüphe gereklidir.
A married woman aged 31 years who was a vegetarian presented with symptoms of fever with orthostatic throbbing headache, which she had for 7 days. Lumber puncture with manometry showed a low pressure of 40 mmH2O. Magnetic resonance imaging of the brain showed prominent bilateral symmetric pachymeningeal enhancement with prominent engorged venous sinuses suggestive of intracranial hypotension syndrome. Magnetic resonance venography showed non-visualization of the left transverse and sigmoid sinus suggestive of cortical venous thrombosis. Spontaneous intracranial hypotension, though rare is a real risk factor for cortical venous thrombosis. A high degree of suspicion is needed for a timely diagnosis.

IMAGES IN CLINICAL NEUROLOGY
10.Steroid Withdrawal related Relapse in a Patient with Neuro-Behçet’s Disease
Bekir Enes Demiryurek
doi: 10.4274/tnd.80008  Pages 192 - 193 (280 accesses)
Abstract | English Full Text

11.Choroid Plexus Xanthogranuloma: Is it an Incidental Finding?
Selin Yetkinel, Semai Bek
doi: 10.4274/tnd.01112  Pages 194 - 195 (428 accesses)
Abstract | English Full Text

LETTER TO EDITOR
12.Differential Diagnosis Approach to Bilateral Peripheral Facial Paralysis: A Case Report
Nihan Hande Akçakaya, Meltem Hale Alpsan Gökmen, Yeşim Gülşen Parman, Feza Deymeer, Piraye Oflazer
doi: 10.4274/tnd.02212  Pages 196 - 198 (209 accesses)
Abstract | English Full Text

13.A Case of Listeria Rhombencephalitis Mimicking Vertebrobasilar Stroke
İlay Hilal Kılıç, Ayşe Güler, Hadiye Şirin
doi: 10.4274/tnd.19971  Pages 199 - 201 (286 accesses)
Abstract | English Full Text

FRONTIERS IN NEUROLOGY
14.Effect of Thymectomy in Myasthenia Gravis
Tuncay Gündüz
doi: 10.4274/tnd.09581  Page 202 (258 accesses)
Abstract | English Full Text

15.Does Serum Vitamin D Level During Pregnancy Influence the Risk of Multiple Sclerosis?
Tuncay Gündüz
doi: 10.4274/tnd.28566  Page 203 (232 accesses)
Abstract | English Full Text

16.Effect of Early Treatment of Hypertension in Acute Cerebral Hemorrhage: New Evidences
Tuncay Gündüz
doi: 10.4274/tnd.82642  Page 204 (191 accesses)
Abstract | English Full Text

OTHER
17.Referee Index

Page E1 (186 accesses)
Abstract | English Full Text

18.Author Index

Page E2 (227 accesses)
Abstract | English Full Text

19.Subject Index

Page E3 (187 accesses)
Abstract | English Full Text



 
© Copyright nse.Write(DateTime.Now.Year); %> Turkish Journal of Neurology
Home        |        Contact
LookUs & OnlineMakale