e-ISSN 1309-2545      ISSN 1301-062X
TR    ENG
 

Download Current Issue.

Volume : 25 Issue : 3 Year : 2019

Current Issue Archive Popular Articles Ahead of Print Submit Your Article Login
Turkish Journal of Neurology Indexed By
 
  Search






Turk J Neurol: 21 (4)
Volume: 21  Issue: 4 - 2016
Hide Abstracts | << Back
EDITORYAL
1.Editorial

Page I

PERSPECTIVE
2.Why should Neurology Residency Training be five years in duration?
Birgül Baştan, İrem Bedile Tiftikçioğlu, Hale Batur Çağlayan, Şerefnur Öztürk
doi: DOI: 10.4274/tnd.97830  Pages 144 - 146
............
......................

REVIEWS
3.Current View of Autonomic Findings During Epileptic Seizures
Leyla Baysal Kıraç, Betül Baykan
doi: DOI: 10.4274/tnd.35403  Pages 147 - 153
Epileptik nöbetler sırasında ortaya çıkan otonomik bulgular sıklıkla diğer nöbet belirtilerine eşlik edebildiği gibi izole olarak da belirebilir. Bu bulgular diğer dramatik motor belirtilerin gölgesinde kaldıklarından az tanınmaktadır. Epilepsi hastalarında ortaya çıkan ani açıklanamayan ölümlerde (sudden unexplained death in epilepsy, SUDEP) otonomik sinir sisteminin, özellikle kardiyovasküler sistem üzerindeki etkisinin rol oynadığı düşünülmektedir. SUDEP için yüksek riskli hastaların belirlenmesi ve uygun hastalara erken dönemde kardiyak tedavi seçenekleri yanı sıra mümkünse epilepsi cerrahisi planlanması mortaliteyi azaltabilir. Literatürde peri-iktal otonomik bulguların özellikleri ve lateralizasyon değeriyle ilgili bilgiler tartışmalıdır. Bu derlemede epileptik nöbetlere eşlik eden otonomik belirtilerin sıklığı, lateralizan ve lokalizan değerleri literatür ve öğretici örnek olgular eşliğinde tartışılacak, epilepside ani ölüm riski, kardiyak ritim bozukluğu ve diğer elektroklinik veriler arasındaki ilişki değerlendirilecektir.
Autonomic findings during epileptic seizures frequently associate other ictal symptoms or may appear isolated. These changes are often overshadowed by other dramatic motor symptoms and were not recognized. The cardiovascular system changes are thought to play a particular role in sudden unexplained death in epilepsy (SUDEP). In the literature, information about the features of peri-ictal autonomic symptoms and their lateralizing value are controversial. It is important to identify patients who are at high risk for SUDEP and plan early and appropriate medical treatment as well as epilepsy surgery options to reduce mortality related with seizures.
This paper will review frequency of peri-ictal autonomic findings and their lateralizing and localizing information in the literature with didactic case examples. Furthermore the relation between cardiac rhythm disorders, other electroclinical data and risk of sudden unexplained death in epilepsy will be evaluated.

ORIGINAL ARTICLES
4.Evaluation of Thalamus Area In Essential Tremor Patients With Proton Magnetik Resonance Spectroscopy
Adile Ozkan, Fatma Candan, Nihal Işık, İlknur Aydın Cantürk, Semra Arı, Özgür Öztop Çakmak, Tunahan Ayaz
doi: DOI: 10.4274/tnd.67044  Pages 154 - 158
GİRİŞ ve AMAÇ: Esansiyel tremor (ET) en sık görülen hareket bozukluğu olmasına rağmen patogenezi hala bilinmemektedir. Talamusun ventral intermediat nükleusunun(VIM) patofizyolojide rol oynadığı öne sürülmektedir
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu çalışmada proton magnetik rezonans spektroskopi (H1-MRS) tetkiki kullanarak 42 ET tanısı almış hasta ve 16 kontrol vakasının talamus bölgesinin N-Asetil L-Aspartat (NAA), kolin (Cho) ve kreatinin (Cr) değerlerinin incelenmesi amaçlandı.
BULGULAR: ET hastalarında talamus vim nükleus bölgesi ortalama NAA/Cr ve NAA/Cho değerleri kontrol grubuna göre istatiksel olarak anlamlı derecede düşük olarak tespit edildi (sırasıyla p=0,001; p=0,005). ET hastalarının yaş, aile öyküsü, hastalık süresi, tremor ciddiyeti, tremor dominant ekstremite lokalizasyonu ve ilaç kullanım öyküsü ile NAA/Cr, NAA/Cho değerleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmadı (p>0,05).
TARTIŞMA ve SONUÇ: ET hastalarının talamus bölgesindeki düşük NAA değerleri, bu bölgedeki nöron kaybı ve hücre yıkımını işaret etmektedir. Hastalığın patofizyolojisinde rol oynadığı öne sürülen talamus bölgesindeki nöron kaybı, ET' un nörodejeneratif bir hastalık olduğunun göstergesi olabilir.
INTRODUCTION: Although Essential tremor (ET) is the most common movement disorder, its pathogenesis is poorly understood. It is asserted that ventral intermediate nucleus (VIM) of thalamus is important in pathophysiology
METHODS: Previous study was aimed to evaluate N- acetyl L- Aspartate (NAA), choline (cho) and creatinine (Cr) values of 16 control cases and 42 ET patients diagnosed via proton magnetic resonance spectroscopy (H1-MRS) on VIM of talamus.
RESULTS: Mean NAA/Cr and NAA/Cho values of thalamus vim nucleus region in ET patients was statistically significantly lower than control group (respectively p=0.001; p=0.005). No significant relation was found between NAA/Cr, NAA/Cho values and age, family history, disease duration, tremor severity, dominant extremity localization of tremor and history of drug use of ET patients (p>0.05).
DISCUSSION AND CONCLUSION: Low NAA values in thalamus region of ET patients indicate neuron loss and cell death. Neuron loss in thalamus region that was asserted to play part in the pathophysiology of the patient may be an indicator for ET being a neurodegenerative disease.

5.Etiologic Subtypes, Risk Factors And Outcome Of Acute Ischemic Stroke With Young Patients
İnci Şule Özer, Mine Hayriye Sorgun, Sefer Rzayev, Müge Kuzu, Sabiha Tezcan, Volkan Yılmaz, Çağrı Ulukan, Hafize Çotur, Anwar Rawandi, Canan Togay Işıkay
doi: DOI: 10.4274/tnd.68725  Pages 159 - 164
GİRİŞ ve AMAÇ: İskemik inme 45 yaşın altında yaşlı popülasyona göre daha az görülmekle birlikte birey ve toplum üzerindeki etkisi büyüktür. Bu çalışmanın amacı bizim inme merkezimizde genç iskemik inme geçiren hastaların etiyolojik inme sebeplerinin, risk faktörlerinin ve izlemdeki fonksiyonel durumlarının tespit edilmesidir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu çalışmada Ocak 2011 ve Aralık 2014 tarihleri arasında akut iskemik inme nedeni ile hastanemize başvurmuş 619 hastanın dosyası incelenmiştir. Genç iskemik inme olarak 45 yaş altındaki hastalar çalışmaya alınmıştır. Hastaların demografik özellikleri, başvuru sırasındaki Ulusal İnme Sağlık Ölçeği (NIHSS) skorları, inme etiyolojisine yönelik yapılmış olan ayrıntılı tetkikleri kaydedilmiştir. İnme alt tipleri, otomatize CCS (Causative Classification System) kullanılarak belirlenmiştir. İzlem sürecindeki modifiye Rankin Ölçeği (mRS) skorları kaydedilmiştir.
BULGULAR: Bu çalışmaya alınan hastaların 32’si (%5.2) 45 yaş ve altında idi. Hipertansiyon, DM, AF ve koroner arter hastalığı, 45 yaş ve altındaki iskemik inmeli hasta grubunda 45 yaş üstü iskemik inmeli hasta grubu ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha azdı (p<0.05). Genç iskemik inmeli hastaların hastaneye giriş ortalama NIHSS skoru ve hastanedeki mortalite oranı 45 yaş üstü iskemik inmeli hastalardan anlamlı olarak daha düşüktü (p=0.006, p=0.043). Her iki grupta da en sık etiyolojik inme nedeni kardiyo-aortik inme idi. Sadece diğer nedenler, 45 yaş ve altı iskemik inme grubunda 45 yaş üstü iskemik inme grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı yüksekti (p=0.006). Ortalama takip mRS skorları 45 yaş ve altı iskemik inmeli grupta anlamlı olarak daha düşüktü (p<0.001).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bizim çalışmamızda da gösterildiği gibi 45 yaş ve altı iskemik inme hastalarının risk faktörleri, inme nedenleri, inme şiddetleri ve prognozları 45 yaş üstü iskemik inme hastalarından farklıdır.
INTRODUCTION: Stroke in people under the age of 45 years old of age is less frequent than in older populations but has a major impact on the individual and society. The aim of this study was to determine the etiologic subtypes of acute ischemic stroke with young patients.
METHODS: We reviewed the charts of the 619 patients who were admitted with acute ischemic stroke between the dates January 2011 and November 2014. An acute ischemic stroke with young patients was defined as age of 45 and under the age of 45 years old. The demographic data, the National Institutes of Health Stroke Scale (NIHSS) scores at admission and detailed investigations to determine etiologic focus were recorded. We determined etiologic stroke subtypes using the automated Causative Classification System (CCS). The modified Rankin Scale (mRS) scores were recorded in follow up period.
RESULTS: There was 32 (5.2%) young patients with acute ischemic stroke. Hypertansion, DM, AF and CAD was significantly lower in young patients compered to older than 45 years old patients (p<0.05). The mean NIHSS score at admission and mortality in hospital was significantly lower in age of 45 and under the age of 45 years old patients compared to older than 45 years old patients (p=0.006, p=0.043). The cardioaortic embolism was the most common etiologic stroke subtype in both groups. Only other causes was significantly higher in young acute ischemic stroke group compared to older than 45 years old patients group. The median mRS in follow up period was significantly lower in age of 45 and under the age of 45 years old patients compared to older than 45 years old patients (p<0.001).
DISCUSSION AND CONCLUSION: Young patients with ischemic stroke showed different risk factors, stroke etiology, stroke severity and prognosis compared to older than 45 years old patients with ischemic stroke.

CASE REPORT
6.Vacuolating megalencephalic leukoencephalopathy with subcortical cysts (Van Der Knaap leukoencephalopathy): A case diagnosed in adulthood
Günay Gül, Fulya Eren, Gönül Özay, Dursun Kırbaş
doi: DOI: 10.4274/tnd.32757  Pages 165 - 167
Van der Knaap lökoensefalopatisi, subkortikal kistler ile birlikte görülen vakuolize megalensefalik bir lökoenfelalopatidir ve nadir görülmektedir. MLC1 ve GlialCAM mutasyonu ile otozomal resesif olarak kalıtılmaktadır. Hastalar çoğunlukla hayatın ilk yıllarında tanı alır ve erişkin yaşlarda ağır klinik tablolar ile prezente olurlar. Bu olguda, patolojik piramidal ve serebellar muayene bulguları olan 35 yaşında erkek hasta sunulmaktadır. Hastada manyetik rezonans görüntüleme ile bilateral anterior temporal loblarda kistik dejenerasyon, supratentoryal beyaz maddede hacim artışı ve anormal sinyal varlığı saptanmıştır. Ayrıcı tanı için yapılan diğer tetkiklerde özellik saptanmamıştır. Klinik ve radyolojik bulgular doğrultusunda Van der Knaap lökoensefalopatisi tanısı konulmuştur.
Van der Knaap leukoencephalopathy, is a rare vacuolating megalencephalic leukoencephalopathy with subcortical cysts. It is inherited autosomal recessively with MLC1 and GlialCAM mutation. Patients are usually diagnosed in the first years of childhood and the symptoms are severe in adulthood. In this case, 35 year old male patient is presented with pathological cerebellar and pyramidal findings. Magnetic resonance imaging of the patient revealed cystic degeneration in bilateral anterior temporal lobes, swelling in the supratentorial white matter and abnormal signal. There was no pathological findings in the tests that were performed for differential diagnosis. Patient was diagnosed as Van der Knaap leukoencephalopathy according to the clinical and radiological findings.

7.Intracranial Superficial Siderozis
Buket Özkara, Faik Budak
doi: DOI: 10.4274/tnd.57689  Pages 168 - 170
Merkezi sinir sistemi süperfisial siderozis hastalığı beyin ve omirilik subpial tabakasında hemosiderin birikmesi nedeniyle oluşmaktadır. İşitme kaybı, serebellar ataksi, myelopati triadı ile karakterizedir. Biz de işitme kaybı ve vertigo atakları ile tarafımıza başvuran bir siderozis olgusu sunmak istedik.
Superficial siderosis of the central nervous system results from hemosiderin deposition in the subpial layers of the brain and spinal cord. The condition is characterized by a classic triad of symptoms consisting of sensorineural hearing loss, cerebellar ataxia, and myelopathy. This case report provides an account of a female who presented with sudden vertigo attacks accompanying sensorineural hearing loss.

8.A Rare Guillain Barre Syndrome Variant: Facial Diplegia Paresthesia
Emel Oguz Akarsu, Destina Yalçın, Reyhan Sürmeli, Ahmet Demir, Gülin Sünter, Yunus Diler
doi: DOI: 10.4274/tnd.70456  Pages 171 - 174
Guillain-Barre Sendromu (GBS) akut başlangıçlı, asendan ekstremite güçsüzlüğü ve arefleksi ile karakterize otoimmun bir polinöropati sendromudur. GBS’nun birçok nadir görülen varyantı tanımlanmıştır. Fasiyal dipleji, ekstremitelerde parestezi ile seyreden hastalar GBS varyantı fasiyal dipleji ve parestezi (FPD) olarak sınıflanır. Bu hastalarda motor kayıp yoktur veya çok azdır. Refleksleri korunmuş, bazen artmış olan hastalar da tanısal zorluğa yol açabilir. Hafif olgularda tedavi tartışmalıdır. Bu çalışmada klinik ve elektrofizyolojik özelliklerine dayanarak, fasiyal dipleji ve parestezi tanısı konan, refleksleri korunmuş gebe bir hasta sunulmuş ve bu nadir varyantın, özellikle gebelik sırasındaki tedavi seçenekleri tartışılmıştır.
Guillain-Barre Syndrome (GBS) is an autoimmune polyneuropathy syndrome with acute onset, characterized with ascending muscle weakness and areflexia. Many rare variants of GBS have been defined. Patients with facial diplegia and paresthesia in extremities are classified as a localised GBS variant and called facial diplegia with paresthesia (FPD). Muscle weakness is either absent or insignificant in these patients. Atypical presentations with preserved, and at times, brisk reflexes, can be a diagnostic dilemma. Treatment in mild cases is also controversial. We describe a female pregnant patient with preserved reflexes, diagnosed facial diplegia with paresthesia, based on clinical and electrophysiological features and try to highlight the treatment options of this rare variant, particularly during pregnancy.

9.Uneventful Recovery From a Suicide Attempt with Tetrabenazine: A Case Report
Ece Bayram, Fatma Nazlı Mercan, Muhittin Cenk Akbostancı
doi: DOI: 10.4274/tnd.58224  Pages 175 - 176
Huntington hastalığı olan hastalarda istemsiz koreiform hareketler, demans, psikiyatrik bozukluklar ve davranışsal anormallik şikayetleri görülür. İntihar meyli, hastalıkta oldukça sık görülür ve bu hastalardaki üçüncü en sık görülen ölüm sebebidir. Tetrabenazin, Huntington hastalığında görülen korenin tedavisi için kullanılan bir ilaçtır ve sık yan etkilerinden birinin depresyon olması nedeniyle hastalarda intihar riski yükselebilir. Bu, tetrabenazin alarak intihara kalkışmış ve tedavi sonrası iyileşmiş bir hastanın olgu sunumudur.
Huntington's disease patients suffer from involuntary
choreiform movements, dementia, psychiatric disorders and behavioral
abnormalities. Suicidality is very frequent in this disease being the third most
common cause of death. Tetrabenazine is a drug to treat chorea in
Huntington's disease and depression being one of the common side effects of
tetrabenazine may increase suicidality rate in this disease. We hereby report a
case in which the patient had a suicide attempt taking tetrabenazine and
recovered after treatment.

IMAGES IN CLINICAL NEUROLOGY
10.Isolated Complete Horizontal Gaze Palsy and Multiple Sclerosis
Hakan Tekeli, Mustafa Tansel Kendirli, Mehmet Güney Şenol, Rıfat Erdem Toğrol, Mehmet Fatih Özdağ, Serkan Demir
doi: DOI: 10.4274/tnd.93899  Pages 177 - 178
Abstract | English Full Text

FRONTIERS IN NEUROLOGY
11.Frontiers in Neurology
Tuncay Gündüz, Halil İbrahim Akçay, Murat Kürtüncü
Pages 179 - 181
Abstract | English Full Text

MEETING HIGHLIGHTS
12.Meeting Highlights

Page 182
Abstract | English Full Text

OTHER
13.Referee Index

Page E1
Abstract | English Full Text

14.Subject Index

Page E2
Abstract | English Full Text

15.Author Index

Page E3
Abstract | English Full Text



 
© Copyright 2019 Turkish Journal of Neurology
Home        |        Contact
LookUs & OnlineMakale