e-ISSN 1309-2545      ISSN 1301-062X
TR    ENG
 

Download Current Issue.

Volume : 25 Issue : 3 Year : 2019

Current Issue Archive Popular Articles Ahead of Print Submit Your Article Login
Turkish Journal of Neurology Indexed By
 
  Search






Turk J Neurol: 20 (4)
Volume: 20  Issue: 4 - 2014
Hide Abstracts | << Back
ORIGINAL ARTICLES
1.Anterior choroidal artery occlusions: Clinical and laboratory features
Lale Gündoğdu Çelebi, Münevver Gökyiğit, Reyyan Ezer, Özge Kiremitçi, Hülya Ertaşoğlu Toydemir, Nihan Parasız
doi: 10.4274/tnd.01328  Pages 105 - 111
AMAÇ: Anterior koroidal arter (AChA) sulama alanı, bu alanda enfarkt sıklığı ve klinik özelliklerinin çok değişken olduğu klasik bilgidir. Çalışmamızda, lezyonu AChA sulama alanına sınırlı enfarktı olan hastaların klinik ve laboratuar özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.
YÖNTEMLER: Hasta grubu, manyetik rezonans görüntülemelerinde, AChA alanına sınırlı lezyonu olan hastalar seçilerek oluşturuldu. Akut lezyonu AChA alanına ek olarak, diğer arterlerin alanlarına da yayılan hastalar, ek lezyonu olanlar, AChA alanında enfarkt ile ilişkilendirilemeyen geçici iskemik atak tanımlayanlar, başvuru öncesinde geçirilmiş beyin damar hastalığı nedeniyle sekel nörolojik bulgusu olanlar ve/veya nörolojik defisit yapabilecek eski lezyon görülenler dışlandı. Lezyonun AChA sulama alanında olduğuna karar verilirken, derin dalın sulama alanı olan talamus lateralinde talamusun sınırını çizen ve medial globus pallidusu da tutan lezyonun oluşturduğu tipik görüntü dikkate alındı. Yüzeyel dal için ise lentikülo-striat arterlerin oklüzyonlarında görülmeyen şekilde amigdala ve hipokampustan başlayıp lateral ventrikül posterior horn komşuluğuna kadar çıkan lezyon varlığı dikkate alındı.
BULGULAR: Hipertansiyon ileri derecede anlamlı fark ile en yüksek oranda rastlanan değiştirilebilir risk faktörüydü (p<0,000). 1 hasta dışında tüm hastaların muayenelerinde pür motor veya sensorimotor inme bulguları mevcuttu. TOAST etyolojik sınıflamasına göre küçük damar hastalığı olanlar, diğer etyolojilere oranla anlamlı olarak yüksek orandaydı (p<0,000). Etyolojik gruplarda risk faktörleri karşılaştırıldığında, hipertansiyon ve hiperlipidemi küçük damar hastalığı olanlarda, atrial firillasyon (AF) ise kardioemboli grubunda anlamlı derecede yüksekti (sırasıyla p=0,035; p=0,011; p=0,005). Hastaların giriş NIHSS 1-15 arasındaydı (6+ 3,2). Taburculuklarında mRS 0-4 arasındaydı (1,83+1,22). Enfarkt alanının, AChA dallarından birinin veya tamamının sulama alanında olması, gerek risk faktörleri, gerekse etyoloji ve prognoz açısından fark göstermiyordu.
SONUÇ: AChA sulama alanındaki iskemik lezyonların, MR görüntüleme yöntemleri ile tanınması mümkündür. AChA için tipik lokalizasyondaki iskemik lezyonlar, risk faktörleri, etyoloji ve prognoz açısından benzer özellikler gösteren homojen hasta gruplarında görülmektedir. Bu lezyonların tanınması, prognoz ve tedavi belirleme açısından önem taşımaktadır.
OBJECTIVE: The anterior choroidal artery (ACHA) irrigation area, this area is very volatile infarction incidence and clinical characteristics of classical knowledge. In our study, patients with infarct lesion limited irrigation area of Achan was to determine the clinical and laboratory features.
METHODS: The patient group, magnetic resonance imaging, patients with lesions limited to the area by selecting Achan was created. In addition to the acute lesion Achan, the other in the sprawling grounds of the arteries of patients, additional lesions Those who define transient ischemic attack attributable to infarct Achan, the applicant passed before the first signs of neurological sequelae due to cerebrovascular disease and / or old lesions deemed capable of neurological deficits were excluded. Acha deciding that the irrigation area of the lesion, which is a deep dive irrigation area and medial thalamus, globus pallidus delimit the lateral thalamus formed the typical image of the lesion which were taken into account. For the superficial branch of the amygdala and hippocampus lentikülo-striate arteries occlusion seen in the posterior horn of the lateral ventricle of the lesion until komşuluğuna taken into account.
RESULTS: A statistically significant difference in hypertension common modifiable risk factor for the highest rate (p <0.000). Pure motor or sensory examination in all patients except 1 patient showed signs of stroke. According to the classification of etiologic TOAST small vessel disease, significantly higher rate compared to other etiologies (p <0.000). Etiologic groups compared to the risk factors of hypertension and hyperlipidemia in patients with small vessel disease, atrial firillasyon (AF) kardioemboli group was significantly higher (p = 0.035 and p = 0.011, p = 0.005). Introduction of the patients were between NIHSS 1-15 (6 + 3.2). Between mRS 0-4 at baseline (1.83 +1.22). Infarct area, Acha is one of the branches or the entire irrigation area, both risk factors did not differ in terms of both the etiology and prognosis.
CONCLUSION: Achan irrigation area of ischemic lesions, MR imaging methods can be recognized. Localization of ischemic lesions typical for Achan, risk factors, etiology and prognosis in patient groups with similar characteristics are homogeneous. Recognition of these lesions, it is important to determine the prognosis and treatment.

2.Awareness Of The Neurological Diseases: Comparisons Of The Attendies At Secondary and Tertiary Neurological Oupatient Centers In The Sample Of Ankara City.
Emrah Aytaç, Hanzade Aybüke Ünal, Ufuk Ergün, Cemile Sencer Demircan, Ceyla Ataç Uçar, Yonca Topal, Levent Ertuğrul İnan
doi: 10.4274/tnd.38247  Pages 112 - 120
AMAÇ: Ülkemizde ve tüm dünyada nörolojik hastalıklar ve buna bağlı özürlülük giderek artış göstermektedir. Nörolojik hastalıklar konusunda farkındalığın, beklendiğinden az olduğu düşünülmektedir.

YÖNTEMLER: Bu çalışmanın amacı; 2.ve 3. basamak sağlık kuruluşlarındaki nöroloji poliklinikleri başvurularında nörolojik hastalıklar hakkındaki farkındalığın araştırılması ve bu farkındalığın hastaya ait demografik özelliklerle ilişkisinin değerlendirilmesidir.

BULGULAR: Çalışmaya toplam 540 hasta dahil edilmiştir. Nörolojik hastalıklar arasında Multiple Skleroz en az tanınan hastalık iken Alzheimer hastalığı en çok tanınan olmuştur. Eğitim düzeyi artışıyla beraber hastalıkları tanıma oranı da artış göstermiştir. Gençlerde nörolojik hastalıklarla ilgili farkındalık yaşlılara göre daha fazla bulunmuştur. Günümüzde Internet/medyanın yaygın kullanımına rağmen, hastaların, nöroloji polikliniklerine başvuruda en fazla aile hekimlerinin görüşüne başvurduğunu bulduk. Bu durumu; sağlık sisteminin kullanımı ve hasta-hekim ilişkisi yönünden olumlu bir bulgu olduğu şeklinde yorumladık.
SONUÇ: Nörolojik hastalıkların erken tanısı ve özürlülüğün azaltılması için nörolojik hastalıklarla ilgili farkındalığın artırılması gereklidir.
OBJECTIVE: Both neurological diseases and related disabilities are growing all over the world and in our country. Awareness of the neurological diseases is thought to be less than the expected.

METHODS: The aim of this study is; to investigate the awareness of the neurological diseases in the secondary and tertiary neurological outpatient service attendies and to assess its correlations between the patient’s demographics.
RESULTS: A total of 540 patients were included in the study. Alzheimer disease was found to be most known neurological disease and Multiple sclerosis was the least one. The awareness of the diseases correlated with the level of education. Younger patients were seem to be more aware about the neurological diseases than the older patients. Although currently widespread usage of internet/media, we found that patients prefer mostly to take advice from their family practitioners for being to attend to the neurological outpatient services. We comment that this result is a positive finding in terms of usage of health care system and patient-physician relationships.
CONCLUSION: There is need for increasing the awareness of the neurological diseases for both early diagnosis of neurological diseases and to decrease the related disability.



3.Facial and Skeletal Muscle Magnetic Resonance Imaging In Oculopharyngodistal Myopathy
Hacer Durmuş, Memduh Dursun, Serra Sencer, Feza Deymeer, Piraye Oflazer-serdaroğlu
doi: 10.4274/tnd.52385  Pages 121 - 125
AMAÇ: Okülofaringodistal miyopati (OFDM) erişkin başlangıçlı, nadir, kalıtsal bir kas hastalığıdır. Hastalarda yavaş ilerleyici okülofaringeal tutulum ve distal kaslarda zaaf gözlenir. Altta yatan genetik defektin henüz bilinmemesi nedeniyle OFDM’de tanı günümüzde klinik ve histopatolojik özelliklere dayanmaktadır. Bu çalışmada, OFDM’li hastalarda manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ile kaslardaki değişiklikleri araştırmak ve noninvazif bir yöntem ile ayrıcı tanı ipuçları sağlamak amaçlanmıştır.
YÖNTEMLER: İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı, Nöromüsküler Hastalıklar Polikliniğinden takipli, farklı hastalık şiddet ve süresine sahip, ayrıntılı nörolojik muayene yapılmış olan 10 OFDM hastasının yüz kasları ile üst ve alt ekstremite kasları 1,5 tesla Philipps Achieve cihazı ile konvansiyonel T1 and T2 ağırlıklı aksiyel kesitler alınarak görüntülenmiştir. Yağlı dejenerasyon miktarı göz önünde tutularak ekstremite kaslarına ait olan görüntüler 5 dereceli skala ile değerlendirilmiştir.
BULGULAR: Kohortumuzda semptomların başlangıç yaş birı 20,1± 8,2 (7-39 yaş arasında), ortalama hastalık süresi 14,5± 12,4 (2-41 yıl arasında) idi. Yedi hastada distal ağırlıklı zaaf (hafiften ağıra/tekerlekli sandalyeye bağılı), bir hastada proksimal ağırlıklı zaaf saptanırken, iki hastada ekstremite zaafı bulunmadı. Ekstremite zaafı bulunmayan hastaların ekstremite görüntülemeleri normal sınırlardaydı ancak bu hastaların birinde yüz kaslarında tutulum gözlendi. En erken ve en şiddetli tutulan yüz kasları zigomatik ve nasal kaslar idi. Ekstremite zaafı olan tüm hastaların görüntülerinde ise tutarlı bir şekilde ve oldukça seçici bir tutulum paterni gözlendi. Hastalıktaki zaaf dağılımı ile uyumlu olarak, distal kaslar proksimallere göre ve alt ekstremiteler üste göre daha şiddetli bir şekilde ve daha erken etkilenmişti. Alt ekstremitede grasilis, sartorius, semitendinosus kaslarının görece iyi korunduğu. semimembranosus ve biceps femoris kaslarının ise daha erken ve şiddetli etkilenen kaslar olduğu görülüyordu. Alt bacakta ise soleus ve medyal gastroknemius kaslarının, OFDM’de en erken ve en şiddetli etkilenen kaslar olduğu gözlendi.
SONUÇ: Noninvaziv bir görüntüleme yöntemi olan ekstremite MRG’de gözlenen bu seçici tutulumun OFDM’nin ayırıcı tanısında yardımcı olabileceğini düşündürmektedir.
OBJECTIVE: Oculopharyngodistal myopathy (OPDM) has been reported as a rare, adult-onset hereditary muscle disease. Patients show progressive oculopharyngeal and distal limb muscle involvement. As the genetic defect underlying OPDM is not known yet, the diagnosis currently rests upon clinical and histopathological features. This study aimed at investigating patterns of muscle alterations of OPDM patients by MRI and to search for possible clues to make differential diagnosis by using a non-invasive method.
METHODS: Facial, upper and lower extremity muscles of 10 patients with OPDM, followed by the Neuromuscular Unit, Department of Neurology, Istanbul Faculty of Medicine, who had undergone detailed evaluation with manual muscle testing and who had different disease severity were evaluated with a 1.5-Tesla Philipps Achieve MR scanner using conventional T1 and T2 weighted axial images. The degree of muscle involvement on MRI was evaluated according to a modified 5-point scale.
RESULTS: The mean age of onset was 20.1± 8.2 years (range 7- 39 years) and the mean disease duration was 14.5± 12.4 years (range 2-41 years). Seven patients showed dominantly distal (mild to severe/wheelchair bound), one patient dominantly proximal weakness and two patients had no weakness. The patients without weakness had normal imaging, but facial muscle MRI from one of them revealed mild involvement. Zygomatic and nasal muscles were the most severely and earliest involved muscles. MRI of all patients with muscle weakness showed a consistent selective muscle involvement pattern. Distal extremity muscles were more affected than proximal muscles. Earliest and most sever changes were found in semimembranous, biceps femoris and medial head of gastrocnemius and soleus muscle. Interestingly, sartorius, gracilis and semitendinous muscles and the lateral head of gastrocnemius were well-preserved in OPDM.
CONCLUSION: Muscle MRI by showing selective involvement of exteremity muscle may be a non-invasive tool in the differential diagnosis of OPDM.

4.Abnormal Vasomotor System Function in Idiopathic Generalized Epileptic Patients
Mehdi Maghbooli, Mehran Khesali Langroudi, Abdoreza Ghoreishi, Zari Shajari
doi: 10.4274/tnd.67699  Pages 126 - 131
OBJECTIVE: Autonomic dysfunction is widely recognized in both partial and generalized epilepsies. The aim of this study was to evaluate the vasomotor response in patients with generalized idiopathic epilepsy by the clinical autonomic function tests.
METHODS: 124 consecutive subjects including 62 idiopathic generalized epileptic patients diagnosed for more than 3 months receiving monotherapy and 62 matched for sex and age healthy controls were assessed in this case-control study. The evaluation of the vasomotor system was made using a questionnaire and autonomic function tests including Cold pressor, Valsalva maneuver, mental arithmetic and hand-grip tests.
RESULTS: Abnormal score of the Cold pressor test was seen in 59.7%, Valsalva maneuver in 64.5% and 33.9% in mental arithmetic test of epileptic patients. These results were different significantly in comparison to control group. If abnormal hand grip test was defined as an increase less than 11 mmHg in diastolic pressure, there was found no significant difference between two groups of case and control, also a few people in control group was reported normal. While defining abnormal test was interpreted by increase in only one parameter or none of systolic blood pressure, diastolic blood pressure or heart rate, 43.5% in case group versus 14.5% in controls had abnormal results with significantly difference.
CONCLUSION: Vasomotor dysfunction evaluated by cardiovascular tests was present commonly in the patients with generalized epilepsy. Further confirmation requires detailed reviewing of central and peripheral limbs to the breakdown of the system to be felt.

CASE REPORT
5.A Case of Neurobrucellosis That Mimicks Increased Intracranial Hypertension Syndrome
Semih Gürler, Süleyman Kutluhan, Onur Kaya, Ufuk Şahin Tığ, Orhan Akpınar, Mustafa Karabacak, Kenan Ahmet Türkdogan
doi: 10.4274/tnd.78736  Pages 132 - 136
Nörobruselloz olguları farklı ve yanıltıcı klinik semptom ve bulgular sergilemektedir. Biz aşağıda önceden migreni olup migrenden farklı bir başağrısı, epileptik nöbet, diplopi ve papilödem nedeniyle yatırılan, etyolojisinde bruselloz saptanan ve tedaviden yarar gören bir olguyu sunuyoruz.
Neurobrucellosis case have been exhibiting various and misleading clinical symptoms and signs. We presented a case that is hospitalized because of headache in a different from previously with migraine, epileptic seziure, diplopia, bilateral papilledema that we have found to brucellosis in the etiology and who benefits from the treatment.

6.Occipital Neuralgia With Atypic Symptoms: A Case Report
Gökçen Gözübatık-çelik, Eser Buluş, Derya Uluduz, Baki Göksan
doi: 10.4274/tnd.32154  Pages 135 - 137
Oksipital nevralji, büyük ve küçük oksipital sinirlerin bulunduğu arka oksipital bölgede hissedilen paroksismal bir başağrısıdır. Ağrı sıklıkla unilateral, zaman zaman şiddeti artarak elektrik çarpmasına benzer özellik gösteren, sürekli yanıcı batıcı karakterdedir. Oksipital sinir alanı üzerine bası ile ağrı tetiklenir ve ağrıya duyarlılık eşlik edebilir. Oksipital nevralji sıklıkla idyopatik nedene bağlı olmakla birlikte nadiren enfeksiyonlar, osteoartrit veya vaskülit gibi enflamatuar hastalıklar, kök veya sinir basıları, travma, diyabet veya gut gibi sistemik hastalıklar ve C2-C3 sinir kökünü etkileyen tümörler gibi sekonder nedenlere bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Özellikle atipik klinik sergileyen oksipital nevralji olgularında sekonder nedenler göz önünde bulundurulmalıdır.
Bu bağlamda, ileri yaşta yeni başlayan ve medikal tedavilere dirençli bir oksipital nevralji olgusunu sunarak atipik olgularda ayrıntılı etyolojik araştırmanın gerekliliğini vurgulamayı amaçladık.
Cranial neuralgia is a rare form of headache disorders characterized with transient and unilateral attacks. Inflamatuar diseases and cervical compression are amongst the most common etiological factors even so idiopathic forms might be observed. International Classification of Headache Disorders (ICHD-2)made the classification of cranial neuralgias in 18 different groups. Occipital neuralgia, being a subgroup of cranial neuralgies, is a headache that involves anatomically at major, minor or third occipital nerve areas sometimes accompanying with sensory deficits or dysesthesia. Occipital neuralgia includes aching burning or throbbing headache that is often unilateral and continuous with intermittent shocking and shooting pain on the occipital nerve area. Patients with occipital neuralgia can be divided into those with structural causes and those with idiopathic causes. Structural lesions are cervical disc diseases, trauma, compression of the cervical discs. Tumors rarely metastasize to the paravertebral region and compression of the cervical nerve roots may result in occipital neuralgia.
Our aim is to present a case with late onset medical refractory occipital neuralgia due to metastatic prostate cancer, emphasizing that relevant medical history should alert clinicans to the possibility of metastasis causing occipital neuralgia.

7.A Rare Cause of Headache and Increased Intracranial Pressure: Primary Leptomeningeal Melanomatosis
Aslan Tekataş, Yağmur İ. Gemici, Sedat Alpaslan Tuncel, Bekir Çağlı, Ebru Taştekin, Ercüment Ünlü, Yahya Çelik
doi: 10.4274/tnd.26122  Pages 138 - 140
Primer leptomeningeal melanomatosis, leptomeningeal melanositlerden kaynaklanan merkezi sinir sistemi‘nin oldukça nadir görülen bir neoplazmıdır. Ensefalit yada menenjit yanında fokal nörolojik defisit, nöbet, nöropsikiyatrik semptomlar veya kafaiçi basınç artışı semptomları ile presente olabilmektedirler. Tanı, görüntüleme teknikleri, beyin omurilik sıvısının sitopatolojik incelemesi ve biyopsi ile konulabilmektedir. Leptomeningial tutulum diffüz olmadığı için biyopsi yanlış negatif çıkabilir. Bu çalışmada baş ağrısı, ateş ve bilinç bulanıklığı gibi genel leptomenenjit kliniği ile baş vuran ve aylar sonra nörolojik ek belirtiler eklenen bir hasta sunuldu. Ilk biyopsi normal olarak yorumlanmış ve ikinci biyopsi pozitif olarak saptanmıştır. Oldukça nadir rastlanan bir tümör olduğu ve ikinci biyopsi ile tanı konulabildiği için bu vaka sunulmaya değer görülmüştür.
Primary leptomeningeal melanomatosis is a rare central nervous system neoplasm originating from leptomeningeal melanocytes. The cases can be presented with focal neurologic deficit, seizure, neuropsychiatric symptoms or increased intracranial pressure symptoms along with encephalitis or meningitis. Diagnosis can be made upon imaging studies, cytopathologic examination of cerebrospinal fluid and biopsy. Biopsy can return false negative since the leptomeningeal involvement is not diffuse. In this study, a case is presented who admitted to hospital with leptomenengitis symptoms such as headache, fever and altered state of consciousness and developed additional neurologic signs after months. First biopsy came out as normal while the second one did as positive. This case has been found worth presenting since this is a tumor of rare existence and the diagnosis was made upon the second biopsy.

8.Focal Hand Dystonia as a Sign of Demyelinating Attack in Multipl Sclerosis: 'Report of Three Cases’
Özge Öcek, Aslı Köşkderelioğlu, Melike Gücüyener, Gülsüm Ekim, Rıfat Reha Bilgin, Muhteşem Gedizlioğlu
doi: 10.4274/tnd.96977  Pages 141 - 143
Distoninin bazal ganglion hastalığı olduğu bilinmesine rağmen, distonik semptomlar sensoriyal ve motor yolların farklı bölgelerindeki lezyonlara bağlı olarak da gelişebilir. Bu makalede servikal spinal kordda somatosensoriyal yolların hasarına bağlı olduğu düşünülen paroksismal fokal el distonisi ile başvuran üç MS (multipl skleroz) hastasını sunmaya değer bulduk. Hastalarımızdaki distonin aktif demiyelinizan servikal plaklar ile ilişkili olduğunu düşündük. 22-45 yaş arası kesin relapsing remitting MS tanılı iki kadın ve bir erkek hasta sağ ellerini kullanmada güçlük şikayeti ile başvurdu. Her üç olgunun da sağ elinde ısrarlı kontraksiyonlar ile anormal distonik postür ve parmaklarında minör koreiform hareketler vardı. Olguların servikal MRG tetkikinde C2-3 düzeyinde kontrast tutulumu olan demyelinizan lezyonlar gözlendi. Bir hastanın kraniyal MR tetkikinde sağ lateral ventrikül arka bacağı komşuluğunda ve sağ parietal kortekste 2 yeni kontrast tutan plak izlendi. Bazal ganglionlarda, yeni ya da kontrast tutulumu olan plak saptanmaması nedeniyle el distonisinden servikal spinal korddaki lezyonun sorumlu olabileceği düşünüldü. Bir hastada klinik semptom ile ilişkili olarak sağ median somatosensoryal uyartılmış potansiyel (SEP) yanıtı elde edilemedi. Tüm hastalar 5-10 gün boyunca 1 gram intravenöz metilprednizolon ile tedavi edildi. Yaklaşık 1 ay içinde şikayetleri tamamen düzelen hastaların kontrol MRG tetkikinde önceki aktif lezyonların tamamen gerilediği izlendi.
Although it is known that dystonia is a basal ganglia disease, dystonic symptoms have been observed in association with lesions of various sites located in sensory and motor pathways. We report three cases of paroxysmal focal hand dystonia, which may be due to the damage of the somatosensorial pathways in the cervical spinal cord. We suggest that the dystonia in our patients may be related to these active demyelinating cervical plaques. Two female and one male patients with definite relapsing remitting MS between the ages of 22 to 45 were admitted with serious disability while using their right hands. In all three cases abnormal posture in the right hand and involuntary sustained contractions together with minor choreiform movements of the fingers were observed. Cervical MRI showed contrast-enhancing demyelinating lesions at the level of C2-3 in all. In one of the patient’s cranial MRI revealed also two new contrast-enhancing plaques on the neighbourhood of right posterior lateral ventricle and parietal cortex. No new or enhancing lesion was detected in the basal ganglia; indicating that the cervical spinal cord lesions were responsible for hand dystonia. In one of the patients, the right median SEP response was absent in accordance with the clinical symptom. All three patients were treated with 1 gram intravenous methylprednisolone a day for 5-10 days. Approximately one month later clinical symptoms have been completely disappeared and control cervical MRI revealed resolution of the active lesions in all.

IMAGES IN CLINICAL NEUROLOGY
9.Seizure After Laminectomy Associated with Pneumocephalus
Miraç Ayşen Ünsal Çakmak, Şevki Şahin, Nilgün Çınar, Bilal Kelten, Sibel Karşıdağ
doi: 10.4274/tnd.46034  Page 144
Abstract | English Full Text

OTHER
10.Neurology News
Murat Kürtüncü
Pages 145 - 146
Abstract | English Full Text

11.Referee Index

Page E1
Abstract | English Full Text

12.Subject Index

Page E2
Abstract | English Full Text

13.Author Index

Page E3
Abstract | English Full Text



 
© Copyright 2019 Turkish Journal of Neurology
Home        |        Contact
LookUs & OnlineMakale