e-ISSN 1309-2545      ISSN 1301-062X
TR    ENG
 

Download Current Issue.

Volume : 25 Issue : 3 Year : 2019

Current Issue Archive Popular Articles Ahead of Print Submit Your Article Login
Turkish Journal of Neurology Indexed By
 
  Search






Turk J Neurol: 20 (3)
Volume: 20  Issue: 3 - 2014
Hide Abstracts | << Back
REVIEWS
1.Driving in Parkinson’s Disease
Betül Özdilek, Ergun Uç
doi: 10.4274/tnd.04875  Pages 64 - 71
Parkinsonlu sürücüler yaşadıkları görsel, bilişsel, uyku ve hareket bozukluklarına bağlı olarak kazalar için daha riskli olarak düşünülse de, Parkinson hastalığı (PH) ile kazalar arasında açık bir epidemiyolojik ilişki henüz ortaya konamamıştır. Ancak, kontrol grubuna göre daha erken sürücülüğü bırakma eğiliminde oldukları saptanmıştır. Salt tıbbi tanı veya doktor değerlendirmesi PH’da sürücülük yeterliliğine karar vermede yeterli değildir. Hareket, bilişsel ve görsel yetenekleri değerlendirme, trafik ve sürüş simülasyon testleri PH’da sürücülük performansını anlamaya yardım ederler, ancak bunun için bizim ülkemizde ve tüm dünyada yerleşmiş standart bir yaklaşım henüz yoktur.
Bu yazıda sürüş yeteneğinin bileşenleri ile PH’da sürücülüğün değerlendirilmesi çalışmalar eşliğinde tartışılacak ve bizim ülkemizdeki durum ve iyileştirilebilmesi için neler yapılabileceği üzerinde durulacaktır. Nörodejeneratif bir hastalık varlığında hastanın hareketliliğini ve özgürlüğünü mümkün olan en uzun zaman dilimi için güvenli bir sürüşle temin etme noktasında, standart test yöntemlerin kullanılması ve belli uzmanların oluşturduğu bir ekibin doğru değerlendirme ve kararları çok büyük önem arz etmektedir.
Even though drivers with Parkinson’s disease (PD) are considered at higher for accidents due to associated visual, cognitive impairments as well as sleeping and movement disorders, no epidemiologic relationship between PD and accidents has been established. However, drivers with PD have been found to cease driving earlier than healthy controls of similar age. The medical diagnosis or the physician’s evaluation alone is not enough to decide driving fitness in drivers with PD. Evaluation of movement, cognitive and visual skills and traffic and driving simulation tests help to assess driving performance, however there are no well-established and standardized methods and guidelines to determine driver fitness in PD in Turkey or worldwide.
Components of driving skills and evaluation of driving performance in PD along with the description of the status of driving research and assessments in Turkey and proposals to advance driving assessment in Turkey will be discussed in our manuscript. Developing a standardized evaluation methods and a multidisciplinary decision process for the patients with a neurodegenerative disease is very important to maintain their safe vehicular mobility for a long time.

ORIGINAL ARTICLES
2.The Status of the Neurology Education from Resident Perspective: A National Survey in Turkey
Hale Zeynep Batur Çağlayan, Fahrettin Ege, Birgül Baştan, Gül Yalçın Çakmaklı, İrem Yıldırım Çapraz, Ethem Murat Arsava, Mehmet Akif Topçuoğlu, İbrahim Arda Yılmaz, Ahmet Onur Keskin, Mehmet İlker Yön, Neşe Tuncer Elmacı, Kayıhan Uluç
doi: 10.4274/tnd.26576  Pages 72 - 75
AMAÇ: Türkiye’de nöroloji asistan eğitimini iyileştirmek ve standartize etmek için Tıpta Uzmanlık Kurulu Müfredat Oluşturma Sistemi Komisyonu tarafından hazırlanan ulusal bir program uygulanmaktadır. Bu çalışmada, asistanlar arası yapılmış ulusal bir anketi temel alarak, mevcut nöroloji eğitim programlarını ve çalışma koşullarını değerlendirmeyi amaçladık.
YÖNTEMLER: Tüm nöroloji asistanları; 39 soruluk bir ankete katılmaları için, çevirim-içi formuna bağlantı içeren e-posta aracılığıyla davet edildiler. Asistanların çalışma koşullarına, eğitim ve araştırma faaliyetlerine dair veriler toplandı.
BULGULAR: ÇDörtyüz elli nöroloji asistanından 136’sı (% 30•2) anketi tamamladı. Bunların içinden 119 (%88) asistan günde 8 saatten fazla çalıştığını, ve 116’sı (%85) ayda 3’ten fazla nöbet tuttuğunu bildirdi. Asistanların 112’si (%82) bölümlerindeki eğitim programından memnun değildi. Asistanların yarısı, çalıştığı kurumlarda yapılandırılmış bir eğitim program olmadığını belirtti. Her ne kadar %70’i kliniklerinde yürütülen klinik veya temel araştırmalara katıldığını bildirdiyse de, sadece %35’i yeterli bir akademik denetimden geçirildiğini belirtti. Son olarak, asistanlardan 126’sı (%94), performans sisteminin eğitimlerini olumsuz yönde etkilediğini bildirdi.
SONUÇ: Türkiye’de nöroloji eğitimindeki memnuniyetsizliğin başlıca sebepleri, yetersiz eğitim programları, standart olmayan çalışma saatleri ve sağlık alanında performansa dayalı ek ödeme sistemidir. Bu bulgular, Tıpta Uzmanlık Kurulunun geliştirmiş olduğu nöroloji eğitim programını iyileştirmek ve standartize etmek için yol gösterebilir.
OBJECTIVE: In Turkey, a national program is governed by National Board of Medical Specialties(BMS), Commision of Syllabus Creation and Standardization to improve and standardize residency training. In the present study, we aimed to assess neurology residency training programs and working conditions in Turkey based on a national survey among residents.
METHODS: All neurology residents were invited to contribute a 39 question survey via e-mail, which contained a link to the online questionnaire form (www.SurveyMonkey.com). Data on the residents’ working conditions, education and research activities was collected.
RESULTS: Of the 450 neurology residents, 136 (30•2%) completed the survey. Of these, 119 (88%) residents reported working >8 h d–1 and 116 (85%) reported they were on night duty >3 d month–1. Overall, 82% of the residents were not satisfied with the educational program in their department. Half of the residents reported that their institution did not have a structured education program. Although, 70% reported that they contributed to clinical or basic research conducted at their clinics; only 35% of them noted that they received sufficient academic supervision. Finally, 126 (94%) of the residents reported that the pay-for-performance healthcare system negatively affected their training.
CONCLUSION: The main reasons of dissatisfaction with neurology training in Turkey seem to be insufficient educational programing, nonstandardized working hours and the pay-for-performance healthcare system. The present findings can guide to standardize and improve neurology training program founded by National Board of Medical Specialties(BMS).

3.The Reasons Of Patients With Headache Chosing The Neurosurgery Outpatient Clinic
Halil Murat Şen, Adem Bozkurt Aras, Mustafa Güven, Tarık Akman, Ayşegül Uludağ, Handan Işın Özışık Karaman
doi: 10.4274/tnd.95530  Pages 76 - 78
AMAÇ: Çalışmamızda baş ağrısı hastalarının beyin cerrahi polikliniğine başvuru sebeplerini araştırdık.
YÖNTEMLER: Çalışmamıza beyin cerrahi polikliniğine baş ağrısı şikayeti ile başvuran 100 hastayı dahil ettik.
BULGULAR: Beyin cerrahisi tercih sebepleri sorgulandı ve en fazla tercih sebebi 54 hasta ( % 54) ile beyin cerrahisi ismindeki beyin kelimesiydi. Hastaların nöroloji hakkındaki bilgi düzeyi sorgulandı ve 66 hastanın (%66) nöroloji hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadığı saptandı.
SONUÇ: Baş ağrısı maddi kayıp ve iş gücü kaybına neden olmaktadır. Hastaların yanlış bölüm tercihleri yanlış tanı ve yetersiz tedavi sonucu doktor başvurusu sayısını artırarak bu kayıpları dahada artırmaktadır. Bu durum bölüm isimlerinin ve tanıtımlarının ne derece önemli olduğunu göstermektedir.
OBJECTIVE: We aimed to investigate the preference causes of the patients who were admitted to the neurosurgery clinic with complaints of headache for admission in this clinic.
METHODS: The study population has been selected from brain surgery department outpatient clinic. One hundred patients with complaints of headache were enrolled in this study.
RESULTS: Questioned the reasons for choosing the neurosurgical and most preferred cause of including word for brain surgery of the brain named (n=54, 54%). Patients were questioned about the information of the neurology and demostrated that there was not any knowledge about neurology (n=66, 66%).
CONCLUSION: Headache causes loss of the financial and workforce. Preferences in the wrong departments of the patients, as a result of misdiagnosis and inadequate treatment, increasing the number of hospital admissions. This shows that how important names and introduction of the departments.

4.The Relationship Between Pain and Clinical Features in Multiple Sclerosis
Zehra Akpınar, Osman Serhat Tokgöz, Haluk Gümüş
doi: 10.4274/tnd.60437  Pages 79 - 83
AMAÇ: Multipl skleroz (MS), santral sinir sisteminin otoimmün - nörodejeneratif bir hastalığıdır. Ağrı prevalansının % 29-86 arasında değiştiği bu hastalıkta nöropatik, somatik ağrı tipleri bir arada veya tek olarak ortaya çıkabilir. Bu çalışmada MS’de ağrı ve diğer klinik özellikler arasındaki ilişkiyi araştırmayı amaçladık.
YÖNTEMLER: Çalışmaya MS polikliniğinde takip edilen ve ağrı şikayeti olan 100 olguyu dahil ettik. Olgulara hazırladığımız anket formunu doldurtarak ağrı tipi ve lokalizasyonunu sorguladıktan sonra vizüel ağrı skalası (VAS), Ashworth spastite skalası (ASS), Beck depresyon ölçeği (BDÖ) uyguladık.
BULGULAR: Kadın ve erkek hastalar karşılaştırıldığında yaş, hastalık süresi, atak sayısı, EDSS skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu. Olguların % 77’ sinde nöropatik ağrı; % 21’inde Lhermitte belirtisi, % 1’inde trigeminal nevralji, % 55’inde nöropatik ekstremite ağrısı vardı. Olguların % 60’ ında nosiseptif ağrı; % 12’sinde yaygın eklem- ekstremite- kas ağrısı, % 47’sinde baş ağrısı, % 1’ inde ağrılı tonik spazm mevcuttu. Sadece % 2 olguda tedaviye bağlı ağrı vardı. Ağrı skoru, spastisitesi ve depresyonu olanlarda anlamlı derecede yüksekti (sırası ile p= 0.008, p= 0.001). Yaş ve EDSS skoru ile VAS arasında orta derecede pozitif korelasyon varken (sırası ile p= 0.010, p= 0.002), hastalık süresi ve atak sayısı ile zayıf korelasyon mevcuttu (sırası ile p= 0.002, p= 0.045).
SONUÇ: Bu bulgular MS’de görülen ağrının spastisite, özürlülük, depresyon ile ilişkili olduğunu, bu klinik bulguların ağrı tedavisinde göz önünde tutulması ve bunların da tedavi edilmesi gerektiğini göstermektedir.
OBJECTIVE: Multiple Sclerosis(MS) is an autoimmune-neurodegenerative disease of the central nervous system. The pain prevalence differentiates between 29% and 86 % in this disease and besides the neuropathic, somatic pain types might emerge together or separately.
In this study we aimed to analyse the relationship between pain and other clinical featuresin MS.

METHODS: 100 cases,of whom are followed in MS polyclinic and who have complaints of pain, have been included to this study.By ensuring the forms that we prepared to be filled by the cases, we examined the pain type and localization. Thereafter we applied Visual Pain Scale (VPS), Ashworth Spasticity Scale (ASS) and Beck Depression Scale(BDS).
RESULTS: When female and male patients are compared, significant difference has not been observed statistically among age, disease period and EDDS scores. 77 % of the cases have suffered from neuropathic pain, 21 % of the cases have displayed Lhermitte symptoms, trigeminal neuralgia has been observed in 1 % of the cases and 55 % of the cases have had complaints of neuropathic extremity pain. In 60 % of the cases nociceptive pains, in 12 % of the cases joint-extremity-muscle pain, in 47 % headache and in 1 % painful tonic spasms have existed. Pain depending on the treatment has been observed only in 2 % of the cases. The pain score has been detected significantly on patients with spasticity and depression (p= 0.008, p= 0.001 in return). While there has been reasonable positive correlation between age, EDDS score and VPS (p= 0.010, p= 0.002 in return), poor correlation has been obtained between disease period and number of attacks (p= 0.002, p= 0.045 in return).
CONCLUSION: These findings indicate that MS pain is related with spasticity, disability and depression and these clinical findings should be taken into account during pain treatment and the above factors should be treated.

CASE REPORT
5.Wernicke’s Encephalopathy Following Gastrointestinal Surgery; MRI and DWI Findings
Betül Kızıldağ, Arzu Canan, Halil Murat Şen, Şükrü Taş, Öztekin Çıkman, Emine Dağıstan
doi: 10.4274/tnd.16023  Pages 84 - 86
Wernicke ensefalopatisi, (WE) tiamin eksikliği sonucu oluşan, okuler bozukluk, bilinç değişikliği ve ataksi ile kendini gösteren klinik bir antitedir. Sıklıkla kronik alkol kullanımı ile birlikte görülmekle beraber son yıllarda bariyatrik cerrahilerin bir komplikasyonu olarak da karşımıza çıkabilmektedir. Klasik klinik bulgular hastaların küçük bir bölümünde izlenebildiğinden ve erken tiamin replasmanının hastalığın prognozunda belirleyici olması nedeniyle erken tanıda manyetik rezonans görüntüleme (MRG) önem taşımaktadır. Bu yazıda gastrointestinal cerrahi sonrasında kronik alkol kullanımı olmayan bir hastada gelişen WE’nin MRG ve difüzyon ağırlıklı görüntüleme (DAG) bulguları sunulmuştur.
Wernicke’s encephalopathy (WE) is a neurologic disorder resulting from thiamine (vitamin B1) deficiency and characterised by the ocular signs, altered consciousness, and ataxia. It is usually associated with chronic alcohol abuse. Recently, it could be a complication of bariatric surgery. The classical clinical triad occurs in a small group of patients, and early replacement of thiamine is an important prognostic factor. Hence, a magnetic resonance imaging (MRI) is useful to support the diagnosis. In this case, we report MRI and diffusion weighted imaging findings of WE in a patient without history of alcoholism after gastrointestinal surgery.

6.Cerebral Hydatid Cyst: A Case Report
Tuğçe Angın, Mehmet Çelebisoy, Ayşegül Noyan Karatepe, Mustafa Fazıl Gelal, Hatice Kübra Şirin
doi: 10.4274/tnd.38243  Pages 87 - 90
Kist hidatik ekinokokkus larvalarınının sebep olduğu parazitik bir hastalıktır. Kist hidatik olgularında merkezi sinir sistemi tutulumu nadirdir. Kistler büyük boyutlara ulaşana kadar ciddi semptom vermezler. Klinik semptomlar, santral sinir sistemindeki lezyonun lokalizasyonuna ve boyutuna bağlıdır. Baş ağrısı ve kusma en sık görülen semptomlardır. Klinik tanı epidemiyolojik bulgular, öykü, klinik bulgular, ultrasonografi (US), bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans görüntülemede (MRG) tespit edilen morfolojik lezyonlar ve serolojik testler ile konur. Temel tedavi yaklaşımı cerrahidir. Cerrahi yaklaşımda amaç kist rüptüre olmadan çıkarılmasıdır. Bu yazıda nadir görülen multipl intrakraniyal yerleşimli belirgin klinik veren erişkin bir olgu görüntüleme bulguları ile sunulmuştur.
Hydatid cyst is a parasitic disease caused by larvae of Echinococcus. Central nervous system involvement is rare in patients with hydatid cyst. Cysts are asymptomatic until they reach large sizes. Clinical symptoms of central nervous system depends on the size and location of the lesion. The most common symptoms are headache and vomiting. Clinical diagnosis is confirmed by epidemiological evidence, medical history, clinical findings, serological tests and lesions determined with ultrasonography (US), computed tomography (CT) and magnetic resonance imaging (MRI). Surgery is the primary treatment modality. The purpose is to remove the cyst without rupture in surgical approach. In this article, a rare case of an adult with multiple intracranial lesions presenting with obvious clinical symptoms has been reported with imaging findings.

7.HaNDL Syndrome Presenting During Pregnancy: A Case Report and Review of the Literature
Yüksel Kaplan, Özden Kamışlı, Hamit Çelik
doi: 10.4274/tnd.92489  Pages 91 - 94
HaNDL sendromu (Headache associated with Neurologic Deficits and cerebrospinal fluid Lymphocytosis) ani başlangıçlı baş ağrısı, geçici nörolojik defisit, BOS’ta lenfositoz ile karakterize kendini sınırlayan bir sendromdur Bu sunumda, gebelik sırasında HaNDL sendrom oluşan olguyu literatür eşliğinde tartışmayı amaçladık.
20 yaşında kadın hasta, 5 gün önce başın arkasından başlayıp tümüne iki yanlı yayılan, şiddetli, zonklayıcı baş ağrısı olmaya başlamıştı. Ağrıya bulantı, kusma ve fonofobi eşlik etmişti. Ağrı başladıktan 2 gün sonra, 1.5 saat içinde tamamen düzelen akut konfüzyonel tablodan geçmişti. Bu ataktan 2 gün sonra konfüzyonel durum tekrar etmiş ve sol hemiparezi eklenmişti. Meningoensefaliti düşündürecek bulgular yoktu. Hasta 11 haftalık gebeydi.
Nörolojik muayenede hasta konfüzeydi. İki yanlı papil ödem ve hafif sol hemiparezisi mevcuttu. Nöroradyolojik incelemeleri normaldi.
Hastaya lomber ponksiyon (LP) yapıldı. Açılış basıncı yüksek, protein düzeyi hafif yüksek, glikoz düzeyi eş zamanlı kan şekeriyle orantılıydı. Mikroskopik hücre bakısında lenfositik pleositoz olduğu saptandı. Hastanın klinik bulguları 8.günde tam olarak düzelmişti.
İnflamatuar, infeksiyoz ve otoimmün faktörlerin rolü olabileceği ileri sürülmüş olsa da HaNDL sendromunun etyolojisi net olarak bilinmemektedir.
Ayrıca, bu sendromla ilişkili olabilecek risk faktörleri ve medikal durumlar da bilinmemektedir. Bu olguda, HaNDL sendromunun gebelikle ilişkili veya tesadüfi bir birliktelik gösterdiğini ayırt etmek oldukça zordur. Bu sendromla ilişkili risk faktörleri ve medikal durumların tanımlanması için geniş çalışmalara ihtiyaç olduğunu düşünmekteyiz.
Headache associated with neurological deficits and cerebrospinal fluid lymphocytosis (HaNDL) is a self-limited syndrome characterized by sudden-onset headache with a temporary neurological deficit and cerebrospinal fluid (CSF) lymphocytosis. We aimed to disscus a case of HaNDL syndrome presenting during pregnancy with relevant literature.
A 20-year-old female presented with a 5-day history of severe, bilateral throbbing headache accompanied by nausea, vomiting, and phonophobia. Approximately 2 days after the pain developed, she became acutely confused for less than 90 minutes. 2 days after this episode, she experienced again confusional state and left hemiparesis. There were no symptoms consistent with meningoencephalitis. She was pregnant and at 11 weeks gestation. A neurologic examination showed confusional state, bilateral papilledema, and mild left hemiparesis. The neuroradiological examination was normal. The cerebrospinal fluid revealed lymphocytic pleocytosis, mildly elevated protein, and increased opening pressure.
She recovered completely after 8 days.
The precise etiology of HaNDL is unknown, although an inflammatory or infectious origin and autoimmune factors have been proposed. Moreover, the risk factors and medical conditions associated with HaNDL are unknown. It is obviously difficult to determine whether the pregnancy was coincidental or associated in this case. We believe that comprehensive studies are needed to clarify the risk factors and medical conditions associated with HaNDL.

8.A Case of Spontaneous Spinal Epidural Hematoma Mimicking Stroke
Emine Rabia Koç, Burcu Acar, Zübeyde Aytürk, Duran Berker Cemil, Dilek Kösehan, Atilla İlhan
doi: 10.4274/tnd.54036  Pages 95 - 97
Spontan spinal epidural hematom travmatik olmayan miyelopatinin nadir bir sebebi olup farklı klinik bulgular ile gelebilmektedir. Fokal nörolojik bulguları olan ve serebral inme olarak değerlendirilen hastalarda ayırıcı tanıda özellikle göz önünde bulundurulmalıdır. Farklı etiyolojilere işaret eden klinik bulguları ortaya koymak için anamnezin iyi bir şekilde dökümente edilmesi büyük önem taşır. Bu yazıda sol kol ve bacakta ani olarak gelişen güçsüzlük, ense ve omuz ağrısı şikâyeti olan, kortikal ve kraniyal sinir tutulumu bulgusu saptanmayan 80 yaşındaki kadın hasta sunulmuştur. Hastaya klinik bulguları eşliğinde yapılan servikal manyetik rezonans görüntüleme sonrasında spinal epidural hematom tanısı konuldu. Cerrahi müdahale sonrasında hastanın şikâyetlerinde kısmi düzelme izlendi. Spontan spinal epidural hematom farklı klinik bulgular ile gelebileceğinden yanlışlıkla serebral inme tanısı alabilmektedir. Bu sebeple ense, boyun, sırt ağrısı ve fokal nörolojik bulgu ile gelen hastalarda özellikle kortikal ve kraniyal bulguların yokluğunda ayırıcı tanıda mutlaka akla getirilmelidir.
Spontaneous spinal epidural hematoma is an uncommon cause of acute non-traumatic myelopathy and may present with various clinical phenotypes. Focal neurological symptoms can result in overlooking this differential diagnosis in patients presenting with neurological deficits and assuming the diagnosis of a stroke. Therefore, a thorough documentation of patient history is of great importance, since this can reveal symptoms suggestive of a different etiology. Here, we present a case of an 80-year-old female who was admitted with a hemiparesis without cortical or cranial neurological abnormalities. She mentioned of preceding shoulder and neck pain. Diagnosis of epidural hematoma was made by cervical magnetic resonance imaging. Symptoms resolved partially after surgical intervention. Our case illustrates the variation in the clinical presentation of spontaneous spinal epidural hematoma which can be misdiagnosed as stroke. Therefore, in patients with preceding neck, shoulder or interscapular pain and focal neurological deficits, this diagnosis should be included in the differential, particularly when cortical and cranial signs are lacking.

9.Differential Diagnosis of Optic Neuritis: the Optic Disc Drusen
Erkingül Shugaiv, Elif Aksoy Güzeller, Sait Alim
doi: 10.4274/tnd.56514  Page 98
Abstract | English Full Text

OTHER
10.Neurology News
Murat Kürtüncü
Pages 99 - 100
Abstract | English Full Text

11.Turkish Neurological Society - Diagnostic Guidelines for Brain Death*

Pages 101 - 104
Abstract | English Full Text



 
© Copyright 2019 Turkish Journal of Neurology
Home        |        Contact
LookUs & OnlineMakale