e-ISSN 1309-2545      ISSN 1301-062X
TR    ENG
 

Download Current Issue.

Volume : 26 Issue : 2 Year : 2020

Current Issue Archive Popular Articles Ahead of Print Submit Your Article Login
Turkish Journal of Neurology Indexed By
  Turk J Neurol: 19 (3)
Volume: 19  Issue: 3 - 2013
Hide Abstracts | << Back
REVIEWS
1.Management of Multiple Sclerosis patient in special conditions
Ayşe Altıntaş, Uğur Uygunoğlu, Burcu Zeydan, Tülin Coşkun
doi: 10.4274/Tnd.66487  Pages 77 - 84
Multipl skleroz (MS) santral sinir sisteminde (SSS) nöroinflamasyon ve nörodejenerasyonla giden, immün kökenli, kronik inflamatuvar bir hastalıktır. Multiplskleroz’lu hastaların en sık sorduğu sorular hastalığın seyri ve tedavisiyle ilgilidir. Bu iki ana sorunun dışında, MS’de gebeliğin ve postpartum dönemin hastalıkla ilişkisi, yardımcı üreme teknikleri, pre-postoperatif sorunlar ve aşıların kullanımı gibi sık karşılaşılan ve bazılarının cevabı hala tartışmalı olan konular bulunmaktadır. Multiplskleroz’un gebelik ve fetus üzerinde zararlı etkisinin olmadığı, MS nedeniyle gebeliği sonlandırmanın gerekmediği ve gebeliğin hastalık progresyonunu etkilemediği düşünülmektedir. Gebelik süresince olan atakların daha hafif seyrettiği, postpartum dönemde oluşan atakların ise daha ciddi olduğu bildirilmiştir. Hastalık düzenleyici tedaviler ile ilgili olarak günümüzde önerilen; gebelik planlama sürecinde en az bir ay öncesinde ilaçların kesilmesi yönündedir. Konvansiyonel kontraseptiflerin kullanımına ait kontrendikasyon bulunmamakla birlikte, oral kontraseptiflerinMS’li ve mobilitesi azalmış hastalarda venöztromboemboli riskini arttırdığı bilinmelidir. Yardımcı üreme tekniklerine (YÜT) aday MS hastaları; YÜT’ün atak riskinde olası artışa neden olabileceği konusunda bilgilendirilmelidir. Spinal anestezi ile yapılan işlemler sonrasında hastalarda atak sıklığının arttığı gösterilmiştir, bu nedenle MS’li hastalarda spinal anesteziden ziyade genel anestezi tercih edilmelidir. Dikkatli anestetik madde titrasyonu, sürekli monitorizasyon ve en düşük gerekli dozu kullanmak tedavi prensipleridir. Hepatit B dışında santral sinir sistemi demiyelinizasyonunda risk faktörü olabilecek diğer aşılar için yayınlanmış araştırma sayısı çok azdır. Bu yazıda yukarda sözü edilen özel durumlarda MS’li hastalara yaklaşımı ve halen tartışmalı olan ve cevap bekleyen bazı soruları ele aldık. (Türk Nöroloji Dergisi 2013; 19: 77-84)
Multiplesclerosis (MS) is an immunemediatedchronicinflammatorydiseasecharacterizedbyneuroinflammationandneurodegeneration of thecentralnervoussystem (CNS). Thecourseandtreatment of thediseasearethemostcommonquestionsaskedbypatientswith MS. Questionsconcerningtherelationship of MS withpregnancyandthepostpartumperiod, assistedreproductiontechnology, preand post-operativeproblemsandvaccinesarealsofrequentlyasked, andsome of theanswersarestillcontroversial. It is knownthat MS has noharmfuleffect on pregnancyorthefetus. The presence of MS is not an indicationtoterminatepregnancy, anddiseaseprogression is not foundto be relatedwithpregnancy. Therelapsesduringpregnancyareknowntohave a mildcourse but on thecontrary, therelapsesduringthepostpartumperiodtendto be particularly severe. It is suggestedto stop takingdiseasemodifyingtherapies (DMT) at leastonemonthpriortothepregnancyplanningperiod. There is nocontraindicationfortheuseof conventionalcontraceptives; however it is knownthat oral contraceptivesincreasethe risk of venousthromboembolism in MS patientswithimpairedmobility. Patientswithdecreasedfertilityandwhoarecandidatesforassistedreproductiontechnologies (ART) should be informedabouttheincreased risk of relapse. It is alsoshownthatproceduresunderspinalanesthesiaincreasethe risk of relapse, so general anesthesiamay be an alternative in MS patients. Cautioustitration of anestheticdrugs, continuousmonitoringandusingthelowestpossibleeffectivedosearethetreatmentprinciples. Exceptforhepatitis B therearenoadequatepublished data aboutvaccinesthatcause CNS demyelination. Inthispaper, wediscuss how toapproachtheabovementionedparticularissues in MS patients. (TurkishJournal of Neurology 2013; 19: 77-84)

ORIGINAL ARTICLES
2.Protective Effects of Memantine Induced by Cerebral Ischemia and Reperfusion Injury in Rats
Hasan Hüseyin Özdemir, Caner F. Demir, M. Said Berilgen, Bekir Akgün, Tuncay Kuloğlu, Oktay Kapan, Selçuk İlhan, Metin Balduz
doi: 10.4274/Tnd.85866  Pages 85 - 89
AMAÇ: Hipoksi-iskemi ve reperfüzyon sonrasında gelişen apopitozisin şiddeti, beyin hasarının bir göstergesidir. Serebral iskemide hücre ölümüne uzanan olayları başlatan birçok faktör bulunmaktadır. En önemli faktörlerin başında hücre içi kalsiyum konsantrasyonundaki aşırı artış gelmektedir. N-metil-D-aspartat (NMDA) reseptörlerdeki iyon kanalları Ca+2’nın hücreye girişini artırarak hücre ölümüne neden olmaktadırlar. Memantin, NMDA reseptörünün nonkompetitif eksitatör aminoasid blokörüdür. İskemi öncesi veya sonrası memantin uygulamasının nöronal hasarı azalttığını ileri süren çalışmalar yayınlanmıştır. Bu çalışmada; memantinin iskemi sonrası, özellikle penumbra alanındaki apopitoz ile sonuçlanan nöronal hasarı azaltıcı ve beyin dokularında antioksidan ve oksidan düzeylerine olan etkilerinin araştırılması amaçlandı.
YÖNTEMLER: Deneysel araştırma; deney hayvanları her birinde 7 rat olacak şekilde üç grupta yapıldı. Kontrol grubuna hiçbir işlem yapılmadı ve normal beyin dokusunun değerlendirilmesi amacıyla kullanıldı. İskemi ve iskemi-ilaç grubundaki ratların sağ kommon karotis arteri kliplenerek geçici fokal serebral iskemi oluşturuldu. İskemi-ilaç grubuna iskemiden 30 dakika sonrasında ve 5 gün boyunca 10 mg/kg intraperitoneal memantin uygulandı. Deney sonunda tüm ratlar sakrifiye edildi. Beyin dokularında antioksidan ve oksidan düzeylerinin ölçümü yapıldı. Tüm örneklerde TUNEL yöntemiyle immunohistokimyasal olarak apopitotik hücreler belirlendi.
BULGULAR: İskemi grubu ile karşılaştırıldığında, memantin uygulanan grupta beyin dokusundaki apopitotik hücrelerin azaldığı ve oksidan düzeylerinde de iyileşme olduğu görüldü (p<0.05).
SONUÇ: Sonuç olarak, serebral iskemik dokuda memantin, serebral oksidan oluşumunu azaltarak apopitozun ve nöronal hasarın azalmasında etkili olabilir.
OBJECTIVE: The severity of apoptosis developing after hypoxia-ischemia and reperfusion is an indicator of cerebral injury. In cerebral ischemia, there are many factors initiating the events progressing to cell death. The most common leading cause is excessive increase in intracellular calcium concentration. Ion channels in NMDA receptors cause cell death by increasing Ca+2 entries into the cell. Memantine is non-competitive excitatory amino acid blocker of NMDA receptor. Studies suggesting administration of memantine before and after ischemia decreasing the neural injury have been published. In this study we aimed to examine the memantine could have decreasing effect on neuronal injury resulting with apoptosis especially in penumbra region after ischemia and its effects on antioxidants and oxidants in brain tissues.
METHODS: Experimental study was performed in three groups each of them including 7 rats. No procedure was performed in control group and it was used for evaluation of the normal brain tissue. Transient focal cerebral ischemia was performed by clipping the right common carotid arteries of the rats in ischemia and ischemia-drug groups. Ten mg/kg intraperitoneal memantine was administered in ischemia-drug group 30 minutes after ischemia and for 5 days. All of the rats were sacrificed after the experiment. Antioxidant and oxidant levels of the cerebral tissues were measured. Apoptotic cells were determined by immunohistochemically with TUNEL method.
RESULTS: When the group administered memantine was compared with ischemia group, it was observed that memantine decreased apoptotic cells in the brain tissue and provided improvement in oxidant levels (p<0.05).
CONCLUSION: In conclusion, memantine may be effective in prevention of apopitozis and neuronal injury in cerebral ischemic tissue via decreasing cerebral oxidant formations.

3.Investigation of Mean Platelet Volume and Platelet Count in the Blood of Patients with Migraine
Sefer Varol, Eşref Akıl, Mehmet Uğur Çevik, Tahsin Çelepkolu, Yavuz Yücel, Mehmet Halis Tanrıverdi, Mehmet Ufuk Aluçlu, Ertuğrul Uzar
doi: 10.4274/Tnd.88156  Pages 90 - 92
AMAÇ: Ortalama trombosit hacmi (OTH) trombosit fonksiyon ve aktivasyonunun bir göstergesidir. Migrenli hastalarda OTH ve trombosit düzeyinin araştıran az sayıda çalışma vardır. Bu çalışmada amacımız migrenli hastalarda sağlıklı kontrollere göre trombosit aktivasyonunun bir göstergesi olan OTH’nin ve trombosit sayısının artış gösterip göstermediğini geniş olgulu çalışmamızda araştırmaktır.
YÖNTEMLER: Ocak 2010 ile Ocak 2012 tarihleri arasında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nöroloji Polikliniğine başvuran International Headache Society (IHS) 2004 tanı kriterlerine göre Migren tanısı alan 193 hasta (kadın/erkek: 128/65, ortalama yaş: 31,66±9,01) ile Aile Hekimliği Polikliniği ve Kan Bankasına başvuran 119 sağlıklı olgu (kadın/erkek: 73/46, ortalama yaş: 32,27±9,88) çalışmaya alındı. Benzer yaş ve cinsiyette migren tanısı konmuş hastalar ile sağlıklı olan kontrol grubu arasında OTH ve trombosit sayıları karşılaştırıldı.
BULGULAR: Migren hastalarında OTH (7,98±1,34 fL) kontrol grubuna göre (7,85±0,96 fL) istatistiksel olarak anlamlı olmayan artış bulundu (p=0,34). Trombosit düzeyi migrenli hastalarda (267,6±74,2) kontrollere (286,9±68,3) göre anlamlı düzeyde düşüktü (p=0.02).
SONUÇ: Çalışmamızda trombosit sayısını migrenli hastalarda sağlıklı kontrol grubuna göre düşük bulurken OTH ise migrenli hastalarda kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı olmayan artış bulduk. Bu bulgular migren hastalarında istatistiksel olarak belirgin olmayan trombosit aktivasyonunu gösterebilir. Bu konuda prospektif yeni çalışmalara ihtiyaç vardır.
OBJECTIVE: Mean platelet volume (MVP) is an indicator for platelet function and activation. Studies researching MPV and platelet level on the patients with migraine are less. Our aim with this study is to search whether MPV and platelet count which are indicators for platelet activation in individuals with migraine when compared with healthy controls in a wide case series.
METHODS: 193 patients (female/male: 128/65, average age: 31, 66±9.01) who have referred to Neurology Polyclinic of Dicle University, faculty of medicine between January 2010 and January 2012 and have been diagnosed with Migraine according to 2004 diagnosis criteria of International Headache Society (IHS) and 119 healthy individuals (female/male: 73/46, averge age: 32.27±9.88) who have referred to Family Practice Polyclinic and Blood Bank were involved into the study. MPV and platelet counts between the patients diagnosed with migraine and healthy control group who are similar for age and gender were compared.
RESULTS: A statistically insignificant increase was found in MPV in patients with migraine (7.98±1.34 fL) when compared with the control group (7.85 ± 0.96 fL) (p=0.34). Platelet level was significantly lower in patients with migraine (367,6 ± 74.2) than the control group (286.9±68.3) (p=0.02).
CONCLUSION: While we have found lower platelet levels in the patients with migraine than the healthy control group, we have found statistically insignificant increase in MPV in patients with migraine than the control group. These findings may indicate an insignificant platelet activation in patients with migraine.New prospective studies are necessary on this subject.

4.Effect of Caffeic Acid Phenethyl Ester on Cerebellar Tissue Damage Secondary to Methanol Intoxication: Experimental Study
Adalet Arıkanoğlu, Hatice Yüksel, Cüneyt Göçmez, Ertuğrul Uzar, Abdullah Acar, Mehmet Ufuk Aluçlu
doi: 10.4274/Tnd.21939  Pages 93 - 96
AMAÇ: Metanol nörotoksisitesinde oksidatif stresin rolü olduğu daha önceki çalışmalarda bildirilmiştir. Kafeik asit fenetil esterin (CAPE) birçok deneysel çalışmada antioksidan özelliği gösterilmiştir. Bu çalışmada amacımız ratların serebeller dokusunda metanol toksisitesine karşı ortaya çıkan oksidatif strese karşı CAPE’nin koruyucu etkisi olup olmadığını araştırmaktır.
YÖNTEMLER: Bu çalışmada 40 adet rat; kontrol (n=8), yalnız Metotreksat (MTX) verilen(n=8), MTX+Metanol (n=8), MTX+Metanol+Etanol tedavisi (etanol grubu) (n=8), ve MTX+Metanol+CAPE tedavisi (CAPE grubu) (n=8), olmak üzere 5 ayrı gruba ayrıldı. Kontrol grubu dışındaki tüm ratlara metanol toksisitesi oluşturabilmek için 7 gün boyunca MTX tedavisi (0,3 mg/kg/gün intraperitoneal (i.p.) ) verildi. Kontrol grubuna herhangi bir ilaç verilmedi. 7 gün sonra metanol 3 g/kg ( i.p.) dozunda metanol, etanol ve CAPE gruplarına verildi. Metanol verildikten 4 saat sonra etanol tedavi grubuna etanol 0,5 g/kg (i.p.), CAPE tedavi grubuna 10 µmol/kg CAPE (i.p.), diğer gruplara serum fizyolojik (i.p.) verildi. 8 saat sonra ratlar dekapite edilerek serebellum dokuları çıkarıldı. Dokularda Paroksanaz-1 (PON-1), Total antioksidan kapasite (TAS) ve malondialdehit (MDA) düzeyleri ölçüldü.
BULGULAR: Yanlız MTX alan grupta kontrol grubuna göre TAS ve PON-1 düzeyinde azalma (sırasıyla p=0,001; p=0,004) ve MDA düzeyinde artış (p=0,001) saptandı. MTX+Metanol grubu yalnız MTX alan grupla karşılaştırıldığında MTX+Metanol grubunda TAS ve PON-1 aktivitesinde azalma (sırasıyla p=0,037; p=0,046) ve MDA düzeyinde ise artış (p=0,022) saptandı. Etanol tedavi grubu MTX+Metanol grubuyla karşılaştırıldığında etanol tedavi grubunda MDA düzeyinde anlamlı düzeyde azalma saptandı (p=0,001). CAPE grubu MTX+Metanol grubuyla karşılaştırıldığında CAPE tedavi grubunda TAS ve PON düzeyinde artış (sırasıyla p=0,001; p=0,001) ve MDA düzeyinde azalma (p=0,001) bulundu.
SONUÇ: Metanol intoksikasyonuna bağlı serebellumda oksidatif stres ortaya çıkmaktadır. CAPE tedavisi serebellumda ortaya çıkan oksidatif stresi etanol tedavisine göre daha fazla azaltmaktadır
OBJECTIVE: Previous studies have shown the role of oxidative stress in methanol neurotoxicity. CAPE is noted to have an antioxidant property by many experimental studies. In this study, we aim to investigate whether CAPE has a protective effect against oxidative stress observed in the cerebellar tissue in methanol intoxication
METHODS: In this study, a total of 40 rats were split into 5 groups: Control group (n=8), MTX-alone group (n=8), MTX+Methanol group (n=8), MTX+Methanol+Ethanol group (ie., ethanol group) (n=8), and MTX+Metanol+CAPE group (ie.,CAPE group) (n=8). All the rats except the control group were delivered methotrexate (MTX) therapy (0.3 mg/kg/day, via i.p. route) for 7 days in order to induce methanol toxicity. The control group received no drug therapy. Seven days later, 3 g/kg (i.p.) methanol was delivered in the ethanol and CAPE groups. Four hours after the delivery of methanol, ethanol group received 0.5 g/kg ethanol (i.p.) and CAPE group received 10 µmol/kg CAPE (i.p.), while the other groups were delivered only saline (i.p.). The rats were decapitated at 8 hours and the cerebellar tissues were removed. PON-1, TAS, and MDA levels were measured in the tissues.
RESULTS: MTX-alone group demonstrated decreased TAS and PON-1 levels (p=0.001 and p=0.004, respectively) and increased MDA level (p=0.001), as compared to the Control group. When MTX+Methanol group was compared with the MTX-alone group, MTX+Methanol group was found to have decreased TAS and PON-1 activities (p=0.037 and p=0.046, respectively) and increased MDA level (p=0.022). The Ethanol group was found to show a significant decrease in MDA level (p=0.001), as compared with the MTX+Methanol group. The CAPE group exhibited increased TAS and PON-1 levels (p=0.001 and p=0.001, respectively) and decreased MDA level, as compared with the MTX+Methanol group.
CONCLUSION: Cerebellum demonstrates oxidative stress secondary to methanol intoxication. CAPE therapy is more effective against cerebellar oxidative stress than ethanol therapy.

5.Assessment of Early Stage Non-Motor Symptoms in Parkinson’sDisease
Haluk Gümüş, Zehra Akpınar, Orhan Demir
doi: 10.4274/Tnd.58672  Pages 97 - 103
AMAÇ: Bu çalışmadaki amacımız erken evre Parkison Hastalığında motor olmayan semptomların sıklığını araştırmak ve hastalığın morbiditesi üzerine etkisinin tartışılması amaçlanmıştır
YÖNTEMLER: Çalışmaya Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Nöroloji polikliniğinde takip edilmekte olan United Kingdom Beyin Bankası Parkinson Hastalığı tanı kriterlerine göre Parkinson Hastalığı tanısı almış ve Hoehn Yahr klinik evrelemesine göre Evre 1 ve 2 olan 80 hasta alındı.
BULGULAR: Olguların UPDRS skorları arttıkça motor olmayan semptomlarda belirgin düzeyde artma saptandı.
SONUÇ: Parkinson hastalığındaki motor olmayan belirtiler sıklıkla gözden kaçıyor olabilir. Semptomatik tedavi önemli bir kısmında başarılıdır. Bu nedenle PH’ da motor olmayan belirtilerin erken tanınması ve onların uygun olarak tedavi edilmesi çok önemlidir.
OBJECTIVE: In this study, our purpose is, in the early stage of PD, examining the frequency of occurrence of non-motor symptoms and discussing the effects of morbidity of disease.
METHODS: Selcuk University, Meram Faculty of Medicine, Neurology outpatient clinic in the study, which is followed by the United Kingdom Brain Bank criteria for Parkinson's Disease Parkinson's Disease diagnosis and clinical staging according to Hoehn Yahr stages 1 and 2 of the 80 patients were studied.
RESULTS: Cases, an increase in UPDRS scores were significantly higher non-motor symptoms.
CONCLUSION: Non-motor symptoms in Parkinson's disease can often go unnoticed. Symptomatic treatment is an important part of the success. Therefore, PH and the non-motor symptoms, early detection is important to treat them in accordance with.

CASE REPORT
6.Horner Syndrome Due to Intrathoracic Multinodular Goiter (Case Report)
Selda Korkmaz, Kemal Hamamcıoğlu, Mustafa Öztürk, Murat Aksu
doi: 10.4274/Tnd.39260  Pages 104 - 106
Horner sendromu, miyozis, pitozis, fasiyal anhidroz ve enoftalmus ile karakterizedir. Sendromun nedeni, hipotalamustan göze gelen sempatik yolaktaki bir hasardır. Okülosempatik yolağın böylesi uzun seyri, onu bir dizi patolojik sürecin hasarına yatkın hale getirir. Bu patolojik süreçler, zararsız vasküler tipte bir baş ağrısı olabileceği gibi arter diseksiyonu ya da malign karakterde bir tümör gibi yaşamı tehdit eden bir durum da olabilir. Benign ya da malign karakterde tiroit tümörleri % 1.3-7.8 gibi nadir bir sıklıkta Horner sendromuna neden olmaktadır. Multinoduler guatr gibi benign karakterli tiroit tümörlerinin erken tanısı, uygun tedavi ile geri dönüşümlü bir durum olmasından dolayı özellikle önemlidir. Burada, introtorasik multinodüler guatrın neden olduğu Horner sendromu olgusu sunulmuştur.
Horner syndrome is characterized by miosis, ptosis, facial anhydrosis and enophtalmus and is caused by a lesion along the oculosymphathetic pathway from the hypothalamus to the eye. The long course of the oculosympathetic pathway predisposes it to a wide variety of pathologic processes, ranging from harmless vascular headaches to life-threatening conditions such as carotid artery dissection or malignancy. Thyroid neoplasms, benign or malign, are among unusual causes of Horner syndrome and represent 1.3 - 7.8% of cases. Especially, early diagnosis of benign thyroid neoplasms such as multinodular goiter has particular importance because of its reversiblity with appropriate treatment. We report a case of Horner syndrome which has been developed as a complication of intrathoracic multinodular goiter.

7.Multiple System Atrophy (MSA-C) Presenting with Cognitive Affective Cerebellar Syndrome and Psychosis
Aslı Demirtaş Tatlıdede, Haşmet A. Hanağası, Murat Çabalar, Vildan Yayla
doi: 10.4274/Tnd.65668  Pages 107 - 110
Serebellumun iyi bilinen motor fonksiyonlarının yanında kognisyon ve emosyon ile ilişkili şebekelerdeki kritik modülatör rolü nöroanatomik inceleme, fonksiyonel nörogörüntüleme ve klinik araştırmalardan elde edilen yeni kanıtlarla desteklenmektedir. Serebellar posterior lob ve vermis lezyonlarını takiben ortaya çıkan kognitif affektif serebellar sendrom primer olarak yürütücü fonksiyonlar, dil ve vizuospasyal işlevleri kapsayan kognitif bozuklukların yanı sıra duygulanımın da etkilendiği çeşitli psikiyatrik bozuklukları içerir. Dejeneratif serebellar hastalıklarda kognitif ve affektif semptomlar sıklıkla görülürken psikotik belirtiler oldukça nadirdir. Bu yazıda serebellar ataksi belirginleşmeden kognitif affektif serebellar sendrom ve psikoz bulguları ile ortaya çıkan sıra dışı bir multisistem atrofi (serebellar alt tipi, MSA-C) olgusu psikotik davranış ve serebellar patoloji ilişkisi yönünden incelenmiştir. Bu olguda görülen zengin semptomatoloji serebellumun kognisyon, affekt, düşünce ve algıya dair bilgilerin işlenmesinde kritik bir rol oynayabileceğini işaret etmekte ve serebellar disfonksiyonun bazı nöropsikiyatrik semptomların altında yatabileceği bilgisini desteklemektedir.
Besides its well-established motor functions, the modulatory role of cerebellum in the neural networks subserving cognition and emotion has been supported by several lines of evidence obtained from neuroanatomical investigations, functional neuroimaging and clinical research. Damage to cerebellar posterior lobe and vermis may lead to a cognitive affective cerebellar syndrome primarily comprising cognitive disorders characterized by executive dysfunctioning, language and visuospatial impairments in addition to disorders of affect and other psychiatric impairments. Cognitive and affective symptoms have often been reported in neurodegenerative cerebellar diseases while psychotic symptoms occur less frequently. In this article, we describe an extraordinary case of multiple system atrophy (MSA-C), who presented with cognitive affective cerebellar syndrome and psychotic symptoms before cerebellar ataxia was evident. The wide variety of symptoms observed in this case underlines the critical role of cerebellum in modulation of networks engaged in cognition, affect, thought and perception, and provides further evidence regarding the contribution of cerebellar dysfunction to several neuropsychiatric symptoms.

8.Isolated Brainstem Involvement in Posterior Reversible Encephalopathy Syndrome
Tarkan Ergün, Hatice Lakadamyalı
doi: 10.4274/Tnd.66934  Pages 111 - 113
Posterior reversible ensefalopati sendromu (PRES) baş ağrısı, değişken metal durum, epilepsi, görme bozuklukları ve tipik olarak beynin posterior dolaşım alanındaki geçici değişikliklerle karekterize klinik ve radyolojik bir antitedir. Parietooksipital bölge en sık tutulan yerdir. Daha az sıklıkta supratentorial beyaz cevherdeki lezyonlara ek olarak beyin sapı, bazal ganglionlar ve serebellumda da tutulum izlenebilir. Ancak izole beyin sapı tutulumu oldukça nadirdir. Biz burada difüzyon ağırlıklı MR görüntüler ile tanısı konan izole beyin sapı tutulumu yapan PRES olgusunu sunduk.
Posterior reversible encephalopathy syndrome (PRES) is a clinical and radiologic entity characterized by headache, variable mental status, epilepsy, visual disturbances, and typical transient changes in the posterior cerebral perfusion. Parieto-occipital region the most commonly involved site. Less commonly, brainstem, basal ganglia, and cerebellum are involved besides the supratentorial white matter areas. However, isolated brainstem involvement is very rare. We here present a case of isolated brainstem involvement in posterior reversible encephalopathy syndrome which was diagnosed by diffusion-weighted MR imaging.

9.Acute Pancreatitis Case Presented with Epileptic Seizure
Uygar Utku, Besime Utku
doi: 10.4274/Tnd.54227  Pages 114 - 115
Nöbetle Başvuran Akut Pankreatit Olgusu
Akut pankreatit, pankreasın akut bakteriyal olmayan inflamatuvar bir durumu olarak tanımlanır. 53 yaşında bayan hasta acil servisimize geçirdiği ilk jeneralize tonik-klonik nöbet atağı ile getirildi. Özgeçmişinde özellik yoktu. Rutin kan tahlillerinde düşük kalsiyum seviyesi saptandı (5.8 mg/dL normal aralık 8.8-10.2 mg/dL). Amilaz ve Lipaz serum değerleri daha sonra yüksek saptandı.Batın BT’de acute pankreatit düşündürecek pankreatik ödem ve inflamasyon vardı. Bu olgu jeneralize tonik-klonik nöbetle başvuran erişkin hastada nadir fakat önemli bir ayırıcı tanıyı ortaya koymak amaçlı sunulmuştur.
Acute pancreatitis, defined as the acute non-bacte¬rial inflammatory condition of the pancreas. A 53-year-old woman was admitted to our emergency service after a first episode of generalized tonic-clonic seizure. There was no past medical history. The initial laboratory findings showed a low serum calcium level (5.8 mg/dL normal value 8.8-10.2 mg/dL). High Amylase-802 U/L, Lipase-489 U/L levels. CT abdomen showed pancreatic edema and inflammation suggestive of acute pancreatitis. This case report demonstrates a rare but important differential diagnosis in generalised tonic-clonic seizures of adult onset.

IMAGES IN CLINICAL NEUROLOGY
10.Sporadic Creutzfeldt-Jakob Disease
Eylem Değirmenci, Taner Değirmenci, Çağdaş Erdoğan, Duygu Aras, Yılmaz Kıroğlu, Attila Oğuzhanoğlu
doi: 10.4274/Tnd.88598  Page 116
Abstract | English Full Text

11.A Case of Possible Cerebral Amyloid Angiopathy Presenting with Diffuse Cerebellar Hemosiderosis
Selen Gür Özmen, Özlem Güngör Tunçer, Reha Tolun, Yakup Krespi
doi: 10.4274/Tnd.99815  Pages 117 - 118
Serebral amiloid anjiyopati (SAA) kortikal, subkortikal ve leptomeningeal arterlerde beta-amyloid proteinin birikimiyle oluşur ve lober intraserebral kanamanın nedenlerinden birisidir. Patoloji çalışmalarında bu birikim serebellumda da saptanmaktadır ve serebellar kanamaların SAA tanısını dışlatmadığı bilinmektedir. SAA’da günümüzde kesin tanı otopsiye dayandırılmakla birlikte kana duyarlı MR sekanslarında subaraknoid veya yüzeyel kortikal hemosideroz görüntüsünün klinikte bu tanıyı desteklediği düşünülmektedir. Sunulacak olguda saptanan yoğun serebellar hemosideroz santral sinir sistemi superfisyal siderozunda tipik bir bulgu olmakla birlikte SAA bu durumun nadir bir nedeni olduğundan istisnai bir durum oluşturmaktadır.
Cerebral amyloid angiopathy (CAA) is caused by deposition of beta-amyloid protein on the walls of cortical, subcortical and leptomeningeal arteries and it is one of the causes of lobar intracerebral hemorrhage. The beta-amyloid protein deposits can be found in the cerebellum as well as the cerebrum. Cerebellar hematomas do not exclude the diagnosis of CAA. Definitive diagnosis of CAA is established by pathological examination at autopsy, however its diagnosis may be suggested by subarachnoid or superficial cortical hemosiderosis in blood sensitive MRI sequences. This case with an intense cerebellar hemosiderosis typical for superficial siderosis (SS) of the central nervous system is reported as a rare example of CAA as the underlying cause.

LETTERS TO THE EDITOR
12.Comment on ‘Intracranial Lipoma and Epilepsy: A Case Report
Halit Yaşar, Semih Alay
doi: 10.4274/Tnd.27147  Page 119
Abstract | English Full Text

EDITORYAL
13.Neurology News
Halil İbrahim Akçay, Murat Kürtüncü
Pages 120 - 121
Abstract | English Full Text



 
© Copyright 2020 Turkish Journal of Neurology
Home        |        Contact
LookUs & OnlineMakale