e-ISSN 1309-2545      ISSN 1301-062X
TR    ENG
 

Download Current Issue.

Volume : 25 Issue : 3 Year : 2019

Current Issue Archive Popular Articles Ahead of Print Submit Your Article Login
Turkish Journal of Neurology Indexed By
 
  Search






Turk J Neurol: 18 (4)
Volume: 18  Issue: 4 - 2012
Hide Abstracts | << Back
REVIEWS
1.Etiology and Neuropathophysiology of Coma
Aslı Kıyat Atamer, Yakup Krespi
doi: 10.4274/Tnd.30085  Pages 126 - 134
Uyanıklık ve farkındalık neokorteksin mezensefalik retiküler formasyon ve asendan projeksiyon lifleri ile sağlıklı bir bağlantıda olmasını gerektirir. Bu bağlantıyı bozan herhangi bir neden bilinç bozukluğuna yol açabilir. Bilinç bozuklukları geniş bir spektrumda yer alır ve en ağır olanı koma tablosudur. Koma sırasında hastanın uyanıklığı ile farkındalığı tamamen kayıptır ve sirkadian ritm saptanamaz. Komanın etyolojisi oldukça kapsamlıdır; karşı tarafı basınç yolu ile etkileyen tek yanlı yapısal bir lezyon kadar, ilaç veya toksin gibi iki yanlı diffüz kortikal bozukluk yaratan etkenler de komaya neden olabilir. Bu derlemede yaygın koma nedenleri üzerinde spesifik olarak durulacak ve komaya yol açan patofizyolojik mekanizmalar gözden geçirilecektir.
Awareness and wakefulness require an intact connection of the neocortex with the ascending reticular formation. Any factor disrupting these pathways is likely to cause a syndrome of unconciousness. Disorders of consciousness encompass a broad spectrum of different entities with coma being the most severe form of unresponsiveness. Awareness and wakefulness are completely absent in coma and there is no detectable sleep-wake cycle. The etiology of coma is constituting a long list; unilateral mass lesions compressing the contralateral hemisphere could as well be responsible as drugs or toxins leading to diffuse bilateral cortical damage. In this article specific causes of coma will be discussed and their likely pathophysiological mechanisms outlined.

ORIGINAL ARTICLES
2.Influence of Stem Cell Therapy on Statin-induced Myopathy of Skeletal Muscle in Female Rats
Ayat Allah Farouk, Fawzia El-Stoohy, Sharifa El-Arab Ali, Hanaa Abd El-Atty, Leila Rashed, Noha Abo krysha, Shaymaa Mohammed
doi: 10.4274/Tnd.88709  Pages 135 - 144
AMAÇ: Bu çalışma, statin ile indüklenen miyopati modeli ile miyopati geliştirilen iskelet kasında, kemik iliği mezenkimal kök hücrelerinin (MKH) kas rejenerasyonundaki etkisini izlemek amacıyla yapılmıştır.
YÖNTEMLER: Çalışma 80 dişi ve 10 erkek albino sıçanda yapılmıştır. Erkek sıçanlar mezenkimal kök hücre sağlamak amacı ile kullanılmış, dişi sıçanlar da 8 gruba bölünmüştür. I. Gruba, kontrol grubu olarak 0,5% karboksimetil sellülöz (çözelti), 25 mg/kg va./gün uygulanmıştır. II. Gruba 16 gün boyunca 80 mg/kg va./gün dozda simvastatin uygulanıp 16. günde kurban edilmişlerdir. III. Gruba 80 mg/kg va./gün dozda simvastatin 16 gün boyunca verildikten sonra sıçanlar ilaç kesilip 14 gün beklenip kurban edilmişlerdir. IV. Gruba 80 mg/kg va./gün dozda simvastatin 16 gün boyunca verildikten sonra sıçanlar ilaç kesilip 30 gün beklenip kurban edilmişlerdir. V. Gruba simvastatin 30 gün boyunca verilmiştir ve sıçanlar bunun ardından hemen kurban edilmiştir. VI. Gruba Simvastatin 30 gün boyunca verilmiştir ve 16. günde intravenöz MKH enjekte edilmiştir. VII. Gruba 46 gün boyunca simvastatin verilip sıçanlar ardından hemen kurban edilmiştir. VIII. Gruba ise 46 gün boyunca simvastatin verilmiş, 16. günde intravenöz MKH enjekte edilmiştir. Her deney periodunun son gününün sabahında gastrokinemus kası ve siatik sinire iğne elektromiyografisi (EMG) ve sinir ileti çalışmaları (NC) yapılmıştır. Ardından sıçanlar kurban edilip kan örnekleri alınmıştır. Her iki ekstemitenin gastrokinemius kasları diseke edilmiştir. Sağ gastrokinemius kası histolojik çalışma için işleme alınmıştır ve sol gastrokinemius kası PCR tekniği kullanılarak sry gen tespiti ile mezenkimal kök hücrelerin hedef tespiti için kullanılmıştır.
BULGULAR: Miyopati indüksiyonu ardından 14 ve 30. günlerde simvastatinin kesilmesi EMG bulgularında belirgin düzelme ile kendini gösterir şekilde iskelet kası rejenerasyonuna yol açmıştır. Buna karşın simvastinin kesilmesine ragmen kısmi iyileşmeye delalet eden hafif miyopatik değişikliklerin devam ettiği de izlenmiştir. Mezenkimal kök hücreler bir kez 16. günde enjekte edilmiştir. Mezenkimal kök hücrelerin halihazırda simvastatin almakta olan miyopatik sıçanlara nakledilmesi belirgin iyileşme ve rejenerasyona yol açmıştır. MKH enjeksiyonundan 30 gün sonra EMG’de kaydedilen iyileşme belirgin olarak 14 gün sonra gözlenenden daha iyidir. Işık mikroskopi bulguları MKH enjeksiyonundan 14 ve 30 gün sonra belirgin olarak daha iyidir.
SONUÇ: Miyopatik sıçanlarda mezenkimal kök hücre enjeksiyonu aşikar rejenerasyonla birlikte iskelet kasının işlevinde iyileşme yaratmıştır.
OBJECTIVE: Objective: this work is a trial to visualize the role of transplanted BM- MSCs in skeletal muscle regeneration after induction of myopathy using a model of statin induced myopathy. The study was carried on eighty female and ten male albino rats, male rats for isolation of MSCs and female rats were divided to 8 groups.
METHODS: Materials and Methods: : Group I: Rats were administered 0.5% carboxymethyl cellulose (solvent), 25 mg/kg b.w./day, as a control group. Group II: Rats were administered simvastatin, 80 mg/kg b.wt./day, for 16 days, then were sacrificed immediately. Group III: Simvastatin, was administered for 16 days, and then rats were sacrificed after 14 days of stoppage of simvastatin. Group IV: Simvastatin was administered for 16 days, then rats were sacrificed after 30 days of stoppage of simvastatin. Group V: Simvastatin, was administered for 30 days, then rats were sacrificed immediately. Group VI: Simvastatin was administered for 30 days, with intravenous injection of mesenchymal stem cells at 16th day of the experiment. Group VII: Simvastatin was administered for 46 days, then rats were sacrificed immediately. Group VIII: Simvastatin was administered for 46 days, with intravenous injection of mesenchymal stem cells at 16th day of the experiment. On the morning of the last day of each experimental period needle EMG and NC were recorded in gastrocnemius muscle and sciatic nerve. Then rats were sacrificed and blood samples were collected. The gastrocnemius muscles of both limbs were dissected. The right gastrocnemius was processed for histological study and the left one was used for examination of MSCs homing by detection of sry gene using PCR technique.
RESULTS: Results: Stoppage of simvastatin for 14 and 30 days after induction of myopathy caused marked improvement and regeneration of skeletal muscle as manifested by significant improvement in EMG findings. However, there was persistence of mild myopathic changes after simvastatin cessation, indicating partial recovery. MSCs were injected once at the 16th day of the experiment. The transplantation of MSCs to myopathic rats, with continuous simvastatin administration, induced significant improvement and regeneration. The improvement recorded in EMG 30 days after MSCs injection was significantly better than that observed after 14 days. The light microscopic findings were markedly improved within 14 and 30 days after MSCs injection.
CONCLUSION: Conclusions: MSCs injection in myopathic rats caused improvement of skeletal muscle function with pronounced regeneration.

3.Central and Peripheral Neurological Manifestations of Inflammatory Bowel Disease
Asli Demirtas, Münevver Gokyigit, Canan Alkım, Kemal Barkut, Ender Uysal, Mehmet Sökmen
doi: 10.4274/Tnd.40316  Pages 145 - 150
AMAÇ: Bu çalışmanın amacı inflamatuvar barsak hastalığı olan bir hasta kohortunda santral ve periferik nörolojik belirtilerin dağılım, frekans ve birlikte görülme sıklığının değerlendirilmesidir.
YÖNTEMLER: Biyopsi ile doğrulanmış IBH tanısı olan 30 ardışık hasta (15 Crohn Hastalığı, 15 Ülseratif Kolit) çalışmaya dahil edilmiş ve bir yıl boyunca takip edilmişlerdir. Tüm hastaların klinik nörolojik değerlendirme, elektrodiagnostik muayene ve nörogörüntüleme özellikleri incelenmiştir. Nörogörüntüleme bulguları yaş ve cinsiyet yönünden uyumlu sağlıklılardan oluşan bir kontrol grubu ile karşılaştırılmıştır.
BULGULAR: Çalışmayı tamamlayan 25 hasta arasında en sık rastlanan nörolojik patoloji ılımlı periferik nöropati olup distal simetrik duysal ve duysal-motor nöropati %12, mononöropati %16 oranında görüldü. Periferik nöropati kadınlarda erkeklere göre anlamlı olarak daha sıktı (p<0.05). Fokal ak madde lezyonları hastaların %20.8’inde gösterildi ve kontrol grubu ile aralarında anlamlı fark saptanmadı (p>0.05). Epileptik nöbetler ve steroid kullanımına bağlı miyopati birer hastada tespit edildi. Santral ve periferik sinir sistemi patolojilerinin birlikteliği hastalık süresi uzun olan üç hastada saptandı. Bir senelik takip sürecinde iki yeni nörolojik olay gözlendi; bir hastada kranial mononöropati ve bir diğer hastada serebral venöz tromboz gelişti.
SONUÇ: Bulgularımız inflamatuvar barsak hastalığının seyri sırasında periferik sinirlerin kadınlarda daha sık tutulduğunu göstermektedir. Bu çalışma fokal ak madde lezyonlarının IBH ile ilişkili nörolojik bir belirti olduğunu desteklememiştir. IBH’da nörolojik tutulumun niteliğini belirlemek ve ortak etiolojik yolakları araştırmak için daha büyük çaplı prospektif, randomize kontrollü çalışmaların yapılması gereklidir.
OBJECTIVE: The aim of this study is to evaluate the spectrum, frequency and coincidence of central and peripheral neurological involvement in a cohort of patients with inflammatory bowel disease (IBD).
METHODS: Thirty consecutive patients, with a biopsy proven diagnosis of IBD (15 Crohn’s Disease, 15 Ulcerative Colitis) were enrolled and were followed for a period of one year. All the patients underwent clinical neurological evaluations, electrodiagnostic examination and neuroimaging. Neuroimaging findings were compared with an age- and sex-matched healthy control group.
RESULTS: Among the 25 patients who completed the study, mild peripheral neuropathy was the most commonly encountered neurologic pathology, and included distal symmetrical sensory and sensorimotor polyneuropathy in 12% and mononeuropathy in 16%. Peripheral neuropathy predominantly affected females (p<0.05). Focal white matter lesions were demonstrated in 20.8% of the patients, which was not significantly different from the control group (p>0.05). Seizure disorder and steroid myopathy occurred once each. Concurrent central and peripheral nervous system pathologies were detected in three cases with longer durations of the disease. Two new neurological incidents were observed during the one year follow-up period and included cranial mononeuropathy in one and cerebral venous thrombosis in another.
CONCLUSION: Our findings suggest higher vulnerability of the peripheral nerves among women throughout the course of this inflammatory disease. Focal white matter lesions appear unlikely to represent another neurological manifestation of IBD. Larger controlled studies should be conducted prospectively in order to study common etiological pathways and identify the nature of neurological involvement in IBD.

4.Does Ability to Identify Odors Differ Among Clinical Subtypes of Parkinson's Disease?
Tuba Aydemir Özcan, Serkan Özben, Hüsniye Aylin Hakyemez, Mithat Bedir, Emel Oğuz Akarsu, Feriha Özer, Lütfü Hanoğlu, Gülüm Ivgin Bayraktar
doi: 10.4274/Tnd.79069  Pages 151 - 154
AMAÇ: Parkinson hastalığı motor disfonksiyon ile karakterize olmakla birlikte, aynı zamanda non-motor bir hastalıktır. Olfaktor disfonksiyon (OD), PH’ de görülen non-motor bir semptomdur. Bu çalışmada, PH alt tiplerinde OD disfonksiyonda farklılık varlığını araştırmayı amaçladık.
YÖNTEMLER: Çalışmaya yaş ortalaması 64.96±7.49 olan 28 PH hastası (23 kadın, 5 erkek) alındı. Hastalar Birleşik Parkinson Hastalığı Değerlendirme Ölçeği bölüm III’ e göre tremor baskın (TBT), akinetik-rijid (ART) ve miks tip (MT) olarak gruplara ayrıldı. Hastalara tremor veya PH’ li yakınları olup olmadığı soruldu. OD’ yi değerlendirmek üzere “University of Pennsylvania Smell Identification Test-40 (UPSIT)” kullanıldı. Olfaktor fonksiyonunu etkileyebilecek faktörlere sahip hastalar çalışma dışı bırakıldı.
BULGULAR: Ondört hasta TBT, 12 hasta ART ve 2 hasta MT grubuna dahil oldu. Yaş ortalaması, BPHDÖ bölüm III ve BPHDÖ toplam puanı gruplar arasında farklılık göstermedi. UPSIT skorları MT grubunda en yüksek iken ART grubunda en düşüktü, ancak istatistiksel farklılık gözlenmedi.
SONUÇ: Sonuçlarımız PH alt tipleri arasında OD farklılığı göstermemekle birlikte, ART grubundaki hastaların koku tanımada daha düşük performans gösterebileceği şüphesini uyandırmaktadır.
OBJECTIVE: Parkinson's disease (PD) is characterized by motor dysfunction, whereas it is also a non-motor disorder. Olfactory dysfunction (OD) is a non-motor symptom in PD. In this study, we aimed to investigate whether OD varies among subtypes of PD.
METHODS: Patients comprised 28 patients with idiopathic PD (23 male and 5 female) with a mean age 64.96±7.49 years. The patients were divided into tremor-dominant type (TDT), akinetic-rigid type (ART) and mixed type (MT) by means of part III of Unified Parkinson Disease Rating Scale. Patients were asked whether they had a relative with tremor or PD. University of Pennsylvania Smell Identification Test-40 (UPSIT) was used for testing olfactory function. Patients with any factor may influence olfactory function were excluded.
RESULTS: Fourteen patients were classified into TDT, 12 into ART, and 2 into MT. There were no significant differences in mean age, UPDRS part III, UPDRS total. The UPSIT scores were highest in MT group and lowest in ART group, but it did not show statistically difference.
CONCLUSION: Our results do not prove the differencies of OD between subtypes of PD, but it makes a suspicion that ART patients might have poor ability to identify odors.

5.Efficacy of Botulinum Toxin Injections in the Treatment of Various Types of Facial Region Disorders
Arzu Çoban, Zeliha Matur, Haşmet A. Hanağası, Yeşim Parman
doi: 10.4274/Tnd.26097  Pages 155 - 161
AMAÇ: Lokal botulinum toksin enjeksiyonu, çok sayıda hareket bozukluğu hastalığı için son derece etkili bir tedavi seçeneğidir ve klinik pratikte endikasyonları, etkileri ve güvenliği ile ilgili güvenilir kaynaklar vardır. Bu çalışmada yüz bölgesi hastalıklarının tedavisinde A tipi Botulinum toksini ile olan deneyimlerimizi bildirdik.
YÖNTEMLER: Botulinum Toksini polikliniğinde takip edilen hastalar retrospektif olarak değerlendirildi. A tipi Botulinum toksininin iki formu kullanıldı. A tipi Botulinum toksini enjeksiyonlarının etkinliği semptomlardaki iyileşmeye göre aşağıdaki gibi değerlendirildi: % 75-100 arası çok iyi, %50-74 arası iyi, % 25-49 arası orta, %25 ve altı ise yetersiz.
BULGULAR: Çeşitli yüz bölgesi hastalığı olan toplam 182 hasta (73 erkek, 109 kadın) çalışmaya dahil edildi. Hastalar tarafından “çok iyi” ve “iyi” olarak bildirilen etkinlik oranları Blefarospazm, Hemifasyal spazm, Fasyal sinkinezi ve Meige sendromu grubunda yüksekken; Oromandibuler distoni ve hipersalivasyon grubunda ise orta derecedeydi. En yaygın görülen yan etki ptoz idi.

SONUÇ: Bu sonuçlara göre, Botulinum toksini tedavisinin Blefarospazm, Hemifasyal spazm, Fasyal sinkinezi ve Meige sendromu için oromandibuler distoni ve hipersalivasyon grubuna göre oldukça etkili bir tedavi yöntemi olduğu söylenebilir.
OBJECTIVE: Local injection of botulinum toxin is a highly effective treatment option for a wide range of movement disorders and there are reliable sources of information on its indications, effects and safety in clinical practice. In this study, we report our experience with botulinum toxin in the treatment of facial region disorders.
METHODS: Patients who had been followed in the Botulinum Toxin Outpatient Clinic of the Neurology Department were retrospectively evaluated. Two preparations of botulinum toxin type A (BT-A) were used. The efficacy of BT-A injections was rated according to the improvement in symptoms as follows: marked - 75-100% improvement, good - 50-74%, moderate - 25-49%, and insufficient - less than 25% symptom relief.
RESULTS: One hundred eighty-two patients (73 male, 109 female) with various facial region disorders were included. The efficacy rates for patients who had very good and good improvement were high in the treatment of blepharospasm, hemifacial spasm, facial synkinesis, and Meige syndrome and moderate for oromandibular dystonia and hypersalivation. Ptosis was the most common side effect.
CONCLUSION: According to our results, botulinum toxin was very effective treatment for blepharospasm, Meige syndrome, hemifacial spasm and facial synkinesis, whereas it demonstrated good efficacy in oromandibular dystonia and hypersalivation.

CASE REPORT
6.Carotid Artery Dissection and Cerebral Infarction Secondary to Blunt Trauma
Burcu Gökçe, Â. Kemal Erdemoğlu
doi: 10.4274/Tnd.26234  Pages 162 - 167
Travmatik internal karotid arter diseksiyonu baş veya boynun künt travmalarından sonra meydana gelebilir. Hastalar asemptomatik olabilir veya klinik bulgular saatler veya günler içerisinde ilerleyen başağrısı, geçici iskemik atak, inme, Horner sendromu ve şuur bulanıklığını içerebilir. Erken tanı ve tedavi sağlanır ise prognozu iyi seyirlidir. Olgularda ilerleyen dönemlerde serebral iskemi ve nörolojik defisit gelişebileceğinden şüpheli hasta grubunda karotis diseksiyonu akla gelmeli ve hastaların tanı ve tedavi için uygun şekilde araştırılması gereklidir. Görüntüleme bulguları eşliğinde sunduğumuz olgu araç içi trafik kazası sonrası 6.saatte gelişen künt post-travmatik internal karotid arter diseksiyonu olan bir olgudur. Hastalığın klinik özellikleri, nöroradyolojik tanı metotları ve tedavi yöntemleri literatür gözden geçirilerek tartışıldı.
Traumatic carotid artery dissection may appear after blunt head or neck trauma. Patients were either asymptomatic or clinically symptoms may include loss of consciousness, hemiparesis, aphasia and Horner syndrome, these typically occurring after an interval of hours to days. Patients were either asymptomatic or clinically symptoms may include headache, transient ischemic attack, stroke, Horner Syndrome and loss of consciousness, these typically occurring after an interval of hours to days. Prognosis is good if an early diagnosis and treatment were established. As cerebral ischemia and neurological deficits may develop in subsequent periods, it is essential that the carotid artery dissection should be kept in mind for possible cases in order to evaluate and diagnose it properly. In this article, we present a case of internal carotid artery dissection including diagnostic neuroimaging, which occurred after 6 hours of blunt trauma and subsequent cerebral infarction following a car accident. Clinical features, neuroradiological diagnostic methods and treatments options are discussed with the relevant literature.

7.Neurosyphilis: Various Presentations
Kezban Aslan, Hacer Bozdemir, Şebnem Bıçakcı, Turgay Demir, İlker Öztürk, Tamer Çelik
doi: 10.4274/Tnd.46794  Pages 168 - 172
Nörosifiliz, Treponema pallidum ile infekte olan olguların yaklaşık % 5’inde gelişmektedir. Spiroketin, inokulasyondan birkaç saat veya gün sonra sistemik olarak yayılmaya başladığı bilinmektedir. Santral sinir sistemine erken invazyon, semptomatik olmasa da, sifiliz ile infekte olan bir çok hastada gözlenebilmektedir. Burada farklı yakınmalar ile baş vuran ve etyolojik incelemeleri yapıldığı sırada nörosifiliz tanısı almış üç hasta sunulmuştur. Olgular; çift görme, baş ağrısı ve bulanık görme, ayaklarda uyuşma ve incelme yakınması ile başvurdular.
Neurosphylisis develops in about 5 % of untreated patients infected with Treponema pallidum. Spirocet, disseminates systemically hours to days after inoculation. Early invasion to central nervous system can be seen in infected patients without symptomatic. In these lecture we presented three patients with different complain. The patients have had; diplopia, headache and blurred vision, numness and slimming of legs.

8.From Bad to Worse: Intravenous Thrombolysis in Tandem Occlusion
Serdar Tütüncü, Annerose Ziegler, Jochen Fiebach, Heinrich Audebert, Christian Nolte
doi: 10.4274/Tnd.77044  Pages 173 - 174
Bu olgu sunumumuzda distal serebral orta arter (AOS) ve ipsilateral internal karotis arter (IKA) tıkanıklığı (tandem-oklüzyon) olan bir iskemik inme geciren hastamızın intravenöz tromboliz uygulandıktan sonra IKA tıkanıklığı giderilmesine rağmen yeni proksimal AOS tıkanıklığı oluşduğundan semptomlarının ağırlaşdığını rapor ediyoruz. Bu talihsiz seyrin serebral arterlerin intrakranyal bölümdeki seyirleri ile alakalı değerlendirip böyle özel durumlarda intravenöz trombolize ek olarak intravasküler terapi kullanarak daha iyi sonuçlar elde edilebileceğini tahmin ediyoruz.
We report a stroke patient with tandem occlusion of both the distal middle cerebral artery (MCA) and the ipsilateral internal carotid artery (ICA) who clinically deteriorated after intravenous thrombolysis in spite of recanalization of the ICA because of new proximal MCA (main-stem) occlusion. We discuss this unfortunate course (clinical deterioration in spite of partial recanalization) in the light of the characteristics of human brain vasculature and argue in favour of a more aggressive reperfusion strategy in this special setting.

9.Cerebellar Infarction Complicated with Acute Hydrocephalus: A Case Report
Caner F. Demir, Hasan H. Özdemir, İrem Taşcı, Metin Kaplan, Fatih Karaboğa
doi: 10.4274/Tnd.68915  Pages 175 - 176
Akut hidrosefali posterior dolaşım iskemik inmelerinde nadiren meydana gelir. Bu yazıda serebellar infarkt ve sekonder obstrüktif hidrosefalili bir hasta sunulmuştur. Hastada tekrarlayan bilgisayarlı tomografi (BT) akut obstrüktif hidrosefali düşündüren ciddi üçüncü ve lateral ventriküllerdeki dilatasyonu gösterdi. Erken şant uygulaması ile hasta nörolojik olarak hızla düzelme göstermiş ve sonrasında desteksiz yürüyebilmiştir.
Acute hydrocephalus is a rare manifestation of posterior circulation strokes. A patient with cerebellar infarct and secondary obstructive hydrocephalus is described. Repeated CT showed severe third and lateral ventricular dilation suggestive for obstructive hydrocephalus. Following the shunt placement, he recovered and walks without assistance.

OTHER
10.The First Accreditation in Neurological Specialization Training-Impressions from Istanbul University’s Faculty of Medicine, Department of Neurology Accreditation Process
Şerefnur Öztürk
Pages 177 - 179
Abstract | English Full Text

11.Standing Out in Neurology
Murat Kürtüncü
Pages 180 - 182
Abstract | English Full Text

12.Epilepsi Patient with Four Sewing Needles in his Brain
Hakan Tekeli, Mehmet Güney Şenol, Mustafa Tansel Kendirli, Fatih Özdağ
Page 183
Abstract | English Full Text

13.Referee Index

Page E1
Abstract | English Full Text

14.Subject Index

Page E2
Abstract | English Full Text

15.Author Index

Page E3
Abstract | English Full Text



 
© Copyright 2019 Turkish Journal of Neurology
Home        |        Contact
LookUs & OnlineMakale