e-ISSN 1309-2545      ISSN 1301-062X
TR    ENG
 

Download Current Issue.

Volume : 25 Issue : 3 Year : 2019

Current Issue Archive Popular Articles Ahead of Print Submit Your Article Login
Turkish Journal of Neurology Indexed By
 
  Search






Turk J Neurol: 17 (4)
Volume: 17  Issue: 4 - 2011
Hide Abstracts | << Back
FROM THE EDITOR
1.From the editor
Tülay Kansu
Page I

REVIEWS
2.Pre-operative Evaluation in Patients with Neurological Diseases, Part 2
İrem Fatma Uludağ, Muhteşem Gedizlioğlu, Yaşar Zorlu
Pages 173 - 180
Nörolojik hastalıkların varlığı, nöroşirürji dışı cerrahi girişimlerde mortalite ve morbiditeyi etkileyebilmekte, girişim öncesi yapılacak tetkikler, anestezi tercihi ve perioperatif bakım üzerinde belirleyici olabilmektedir. Bu yazıda nöroloji hastalarında, özellikle genel anestezi altında ve elektif şartlarda yapılacak girişimlerden önceki yönelimin esasları tartışılacak ve spesifik nörolojik hastalıklarda preoperatif yaklaşım için öneriler üzerinde durulacaktır.
Neurologic diseases influence the morbidity and mortality in non-neurosurgical operations and determine the required tests for the preoperative evaluation, the choice of the anesthetic medication and the perioperative care. The present review provides information about the principles of the preoperative management in patients with neurologic diseases undergoing non-neurosurgical operations and addresses some special preoperative management issues in specific neurological diseases.

ORIGINAL ARTICLES
3.MRI Measures of Hippocampus in Mild Cognitive Impairment and Alzheimer Patients
Çağatay Öncel, Bülent Özdemir, Çağdaş Erdoğan, Yılmaz Kıroğlu, Türker Şahiner
Pages 181 - 184
AMAÇ: Bu çalışmada Alzheimer hastaları, ılımlı kognitif bozukluğu olanlar ve sağlıklı kontrollerin hipokampal hacimlerini karşılaştırmayı, hipokampal hacimlerle kognitif testler arasındaki korelasyonu araştırmayı amaçladık.
YÖNTEMLER: Alzheimer hastalarına (n=20) Minimental Test, ADAS-Cog, demans kötüleşme ölçeği, ılımlı kognitif bozukluğu olanlara (n=20) Minimental test, ADAS-Cog, kontrol grubuna (n=18) ise mini mental test uygulandı. Deneklerin sağ ve sol hipokampal hacimleri, kraniyal MR bilgisayar destekli 3 boyutlu “Surf Driver” programı ile hesaplandı.
BULGULAR: Alzheimer hastalarının sağ ve sol hipokampal hacimleri IKB ve kontrol grubuna göre istatistiksel anlamlı olarak küçük tesbit edildi. IKB grubunun sağ ve sol hipokampus hacimleri kontrol grubuna göre anlamlı olarak küçük tesbit edildi. (Hipokampus hacmi; Alzheimer hastaları0.05).
SONUÇ: Alzheimer hastaları ve ılımlı kognitif bozukluğu olanlarda sağlıklı kontrollere göre “Surf Driver” yöntemi ile hipokampal atrofi tesbit ettik.


OBJECTIVE: In this study we aimed to compare the hippocampal volumes of patients diagnosed as Alzheimer’s Disease (AD), Minimal Cognitive Impairment (MCI) and the healthy objects. We also tried to demonstrate whether there was a possible correlation between the cognitive tests and the hippocampal volumes.
METHODS: Minimental State Examination, Adas-Cog and Global Deterioration Scale were administrated to the patients having Alzheimer’s Disease (n=20). We also performed Minimental State Examination, and Adas-Cog to MCI patients (n=20) and Minimental State Examination to the healthy control group (n=18).
Both right and left hippocampal volumes were measured by a three dimensioned Surf Driver programm with the support of cranial magnetic resonance imaging (MRI).

RESULTS: Both right and left hippocampal volumes of the Alzheimer’s Disease group were significantly smaller than the MCI and the control groups. Bilaterally hippocampal volumes of MCI group were also smaller than the control group. (Hippocampal volumes; AD < MCI < control groups). The differences between the right and the left hippocampal volumes were not significant in both AD and MCI groups. There were no significant correlations between the cognitive tests and the hippocampal volumes(p>0.05).
CONCLUSION: : Surf Driver method succesfully demonstrated the relative hippocampal atrophy in the AD and the MCI groups when compared with the healthy controls.



4.Investigation of Mean Platelet Volume in Patients with Multiple Sclerosis
Ertuğrul Uzar, Adalet Arıkanoğlu, Yavuz Yücel, Birsen Aydın, Mehmet Halis Tanrıverdi, Nebahat Taşdemir
Pages 185 - 188
AMAÇ: Multıpl sklerozlu (MS) hastalarda platelet fonksiyonlarında değişme gözlenmiştir. Ortalama trombosit hacmi (OTH) trombosit aktivitesinin bir belirtecidir ve vasküler hastalıklarda arttığı bildirilmiştir. Bu retrospektif çalışmanın amacı OTH ile MS arasında ilişkiyi araştırmaktır.
YÖNTEMLER: Hasta grubu MS atak ile başvuran 46 MS hastasından oluştu (erkek/kadın: 10/36, ortalama yaş: 34.3±9.4). MS hastalarının atak sırası ve sonrasındaki OTH değeri karşılaştırıldı. Ayrıca, MS hastalarının OTH değerleri yaş ve cinsiyet yönünden benzer sağlıklı gönüllülerin OTH değerleri ile karşılaştırıldı (ortalama yaş: 6.4±10.4, erkek/kadın: 14/24, ).
BULGULAR: MS atak sırasında (8.0±1.2) ve atak sonrasında (7.9±1.2) OTH değerleri arasında bir fark bulunmadı (p>0.05). EDSS skoru ile OTH arasında ilişki bulunmadı. MS grubu (8.1±1.3) ile kontrol grubu OTH değerleri (8.1±1.1) arasında bir fark bulunmadı (p>0.05).
SONUÇ: Sonuç olarak MS atak sırasında ve sonrasında OTH değerleri arasında bir değişiklik yoktur. Bu bulgu MS patogenezinde platelet aktivasyonunun önemli bir rolü olmadığını destekler. Fakat, MS ve OTH arasındaki ilişki prospektif olarak araştırılmalıdır.
OBJECTIVE: Alterations in platelet function have been observed in patient with multıple sclerosis (MS). Mean platelet volume (MPV) is a marker of the platelet activity and is reported to increase in vascular diseases. The aim of this retrospective study was to investigate the correlation between MPV and MS.
METHODS: The patient group consisted of 46 MS patients who were presented to MS attacks (males/females: 10/36, mean age: 34.3±9.4). In the MS patients, during the attack MPV value compared with the value of MPV after attack. Also, their MPV values were compared with those of 38 age/sex-matched healthy individuals (males/females: 14/24, mean age: 36.4±10.4).
RESULTS: No difference was found in terms of MPV values between during the attack of MS (8.0±1.2) and after MS attack (7.9±1.2), and no relation was found between MPV and EDSS parameters (p>0.05). No difference was found in terms of MPV values between the MS group (8.1±1.3) and control group (8.1±1.1) (p>0.05).
CONCLUSION: As a result, no significant change in MPV was seen between the during the MS attack and after the MS attack. This finding support that platelet activation not an important role pathogenesis in MS. But, relation between MS and MPV should investigated with prospectively.

5.Comparison of the Levels of Anxiety, Depression and Hopelessness of Patients with Epilepsy and Healthy Individuals
Emine Rabia Koç, Pelin Piştav Akmeşe
Pages 189 - 194
AMAÇ: Bu çalışmada epilepsi hastaları ile sağlıklı kontrol grubu arasında kaygı, depresyon ve umutsuzluk düzeylerinin karşılaştırılması amaçlandı.
YÖNTEMLER: Çalışmaya 34 epileptik ve 34 sağlıklı olgu dahil edildi. Olguların demografik özellikleri belirlendi. Hastaların nörolojik muayeneleri, elektroensefalografileri ve kraniyal manyetik rezonans görüntülemeleri değerlendirildi. Her iki grubun kaygı düzeyleri, Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri ile, depresyon düzeyleri, Beck Depresyon Envanteri ile ve umutsuzluk düzeyleri Beck Umutsuzluk Ölçeği ile değerlendirildi.
BULGULAR: Epileptik olguların yaş ortalamaları 24.56±8.49 (18-49), sağlıklı olguların yaş ortalaması 27.44±5.66 (18-40) yıl idi. Her iki grupta olguların 13’ü (%38.2) kadın, 21’i (%61.8) erkekti. İki grubun demografik bulguları arasında anlamlı farklılık bulunmadı (p>0.05).
Epileptik ve sağlıklı olguların durumluk ve sürekli kaygı düzeyleri karşılaştırıldığında; olguların durumluk kaygı düzeyi arasında anlamlı bir farklılık bulunmazken (p>0.05), sürekli kaygı düzeyi arasında (p=0.037) anlamlı farklılık bulundu. Epileptik grup ile kontrol grubunun umutsuzluk (p=0.001) ve depresyon(p=0.033) düzeyleri arasında da anlamlı bir farklılık bulundu.
SONUÇ: Bu çalışma sonuçları ile epilepsi hastalarında depresyon, sürekli kaygı ve umutsuzluk düzeylerinin yüksek olduğu gösterilmiştir. Ayrıca daha az ilaç kullanılarak sağlanacak nöbet kontrolünün hastaların sürekli kaygı düzeyini düşüreceği sonucuna varılmıştır.
OBJECTIVE: Epilepsy is characterized by sudden seizures and loss of control in patients; it leads to constantly be under stress. Psychiatric disorders, particularly depressive disorders are more frequent in patients with epilepsy than in the whole of society. In this study; we aimed to compare depression,anxiety and desperation levels between epileptic patients and healthy ones.
METHODS: 34 patients and 34 healthy controls were enrolled to the study. Demographic features of all subjects were also recorded. Neurologic examination, Electroencephalography (EEG) and cranial magnetic resonance imaging(MRI) of patients were also evaluated. State-Trait Anxety Inventory (STAI) is for anxiety, Beck Depression Inventory (BDE) is for depression, Beck Hopelessness Scale (BUO) is for hopelessness were evaluated.
RESULTS: Epileptic patients were with mean age of 24.56 ± 8.49, healthy subjects were with the mean age 27.44 ± 5.66 years. 13 of patients were female(38.2%) and 21 patients were male(%38.2) in all groups.There was no significant difference about demographic features(p>0.05). When continuous and instant anxiety levels of epileptic and healthy groups were compared, no significant difference was observed between instant anxiety levels(p> 0.05); but there was difference between continuous anxiety levels (p <0.05). Also, hopelessness and depression levels were similar between groups (p<0.05).
CONCLUSION: The results of the study showed that depression, anxiety and hopelessness levels were higher in epileptic patients when compared to healthy people. In addition, patients with seizure control with less drug use will reduce the level of trait anxiety was concluded.

CASE REPORT
6.Adult-Onset Metachromatic Leukodystrophy: Two Cases
Gaye Eryaşar, Yeşim Beckmann, Yaprak Seçil
Pages 195 - 199
Metakromatik Lökodistrofi (MLD) arilsülfataz A eksikliği ile karakterize lizozomal depo hastalığıdır. Enzim eksikliği periferik ve merkezi sinir sisteminde sülfatid depolanması ve demiyelinizasyon ile sonuçlanır. Hastalığın başlangıç yaşına göre geç infantil, juvenil ve erişkin form olmak üzere üç major klinik tipi vardır. Nadir bir hastalıktır. Nörolojik bulgu gelişmemiş hastalarda tedavide kemik iliği transplantasyonu ya da hematopoietik kök hücre nakli etkili olabilir.
Metachromatic Leukodystrophy(MLD) is a lisosomal storage disorder which is characterized with arylsulphatase A deficiency. Enzyme deficiency results with demiyelination and storage of sulphatides in central nervous system.According to onset age;the disease has three major clinical forms as late infantile,juvenile and adult form. It is a rare disorder. For the patients who did not develop neurological findings bone marrow or hematopoietic stem cell transplantation may be effective as treatment.

7.Herpes Zoster Myelitis Presented with Brown-Sequard Syndrome
Ferah Kızılay, Gökçen Akça, Kamil Karaali, Saim Kazan, Hilmi Uysal
Pages 200 - 203
Brown Sequard Sendromu, medulla spinalisin bir yarısını bir ya da bir kaç segment boyunca etkileyen bir patoloji nedeniyle, lezyon düzeyinin altında ipsilateral derin duyu ve üst motor nöron tutulumu, kontrolateral ağrı ve ısı duyusu kaybı ile karakterize bir tablodur. En sık rastlanan nedenler spinal travmalar, medulla spinalisin radyasyon nekrozu ve spinal metastazlardır. Burada Brown Sequard Sendromu şeklinde kendini gösteren Herpes Zoster Virus myeliti olgusunu nadir görülmesi nedeni ile sunmayı amaçladık.
55 yaşında erkek olgu ani başlayan sağ kol ve bacakta güçsüzlük, sağ kolda ağrı yakınmaları ile başvurdu. Yakınmaları başladıktan 3 gün sonra sağ kol ekstansör yüzde ağrılı, kaşıntılı, veziküler ciltten kabarık lezyonlar görüldü. Nörolojik muayenede, sağ üst ve alt ekstremitede 4+/5 parezisi, sağ üst ve alt ekstremitede derin duyu kaybı ve sol üst ve alt ekstremitede ısı duyusu kaybı saptandı. Bu dönemde çekilen Servikal MR’da spinal kord içinde C5-6 seviyesinde kraniokaudal posterior kesimde yaklaşık 3cm ekspansil T2 hiperintens lezyon saptandı. Cilt lezyonları 15 gün içinde geriledi. Motor muayene bulgularında gerileme gözlenmedi. Hastanın 4 ay sonra çekilen Servikal MR’ında lezyonun büyük ölçüde gerilediği görüldü.
Brown Séquard syndrome, is caused by a lesion effecting one half of the spinal cord in a segment or more than one segments. Below the lesion level, there is loss of deep sensory and motor functions on the ipsilateral side, whereas loss of pain and temparature sensations are present on the contralateral side. Most common causes are trauma, radiation necrosis and spinal metastases. Here, we aimed to present a case of herpes Zoster virus myelitis, that was presented as Brown Séquard sydrome, which is very rare.
A 55-year-old male was presented with acute paresia of the right arm and leg. Three days after the start of these complaints, painful, itchy and vesicular blisters appeared on the extensor surface of the right arm. On neurological examination, there were 4+/5 paresis on the right arm and leg, loss of proprioception on the right upper and lower extremities, and loss of temparature sensation on the left upper and lower extremities. Servical MRI showed an expansile hyperintense lesion which was located on C5-C6 level within spinal cord, on T2-weighted images. Lesion diameter was 3 centimeters. Skin lesions showed regression within 15 days, whereas motor deficits remained stable. After 4 months, MRI showed marked regression of the spinal cord lesion.
We aimed to share the findings of this HZV myelitis case, which is very rare and its MRI findings may easily misinterpreted as a spinal mass lesion.

8.A Case of Systemic Lupus Erythematosus Presenting with the Clinical Picture of Recurrent Cerebral Venous Thrombosis and Devic-Like Syndrome
Şule Bilen, Cevdet Şahin, Erdem Gürkaş, Gürdal Orhan, Fikri Ak
Pages 204 - 207
Sistemik lupus eritematozus(SLE) genellikle santral ve periferik sinir sistemi anormalliği ile ilişkili, kompleks, multisistem tutulumlu bir hastalıktır. SLE de nörolojik tutulum kötü prognoz kriteri olarak bilinmektedir ve major ölüm nedeni olarak düşünülmektedir. 27 yaşında bayan hasta, kliniğimize rekürren serebral venöz sinüs ve optik sinir tutulumuna eşlik eden myelit tablosu ile kabul edildi. Etyolojiye yönelik olarak değerlendirildiği sırada ANA ve anti SS-A pozitifliği tespit edilmesi üzerine sistemik lupus eritematozus tanısı aldı. Endoksan ve steroid tedavisine cevabı iyi oldu.Bu makalede serebral venöz sinüs ve optik sinir tutulumu ile giden myelit gibi nörolojik klinik tablolarda başvuran hastalarda kardinal bulguları olmasa da SLE nin akla gelmesinin ve uygun ve erken immunsupresif tedavinin önemini vurgulamayı amaçladık.
Systemic lupus erythematosus(SLE) which is generally related to central or peripheral nervous system abnormality is a complex and multisystem involving disease. Neurological involvement in SLE is known as bad prognostic criteria and considered as the major cause of mortality. 27 year old female patient was admitted to our clinic with the clinical pictures of recurrent cerebral venous thrombosis and myelitis accompanying to optic nerve involvement. While she has been evaluated for the etiology she was diagnosed as systemic lupus erythematosus because of establishment of the antibodies ANA ve Anti SS-A. Her response to endoxan and steroid treatment was good.In this paper we aimed to emphasize the significances of consideration of the diagnosis of SLE and immediate and appropriate immunosupressive treatment in patients applying in the clinical pictures of cerebral venous thrombosis and myelitis with optic nerve involvement eventhough they do not have the cardinal symptoms of the disease.

9.Tuberculous Meningitis Presented with Bilateral Sensorineural Hearing Loss: Acute Deafness
Kürşad Çetin Akpınar, Hakan Doğru, Kemal Balcı
Pages 208 - 210
Tüberküloz menenjit ekstrapulmoner tüberkülozun en ciddi formudur, yüksek mortalite ve morbidite oranlarına sahiptir. Tüberküloz menenjit daha çok baş ağrısı, bilinç değişikliği, ateş, ense sertliği ve nöbet gibi semptomlarla presente olmaktadır. Sekizinci kranial sinir tutulumu tüberküloz menenjit vakalarında nadiren bildirilmiştir. Literatürde tek taraflı sensorinöral işitme kaybı gelişen çok az sayıda tüberküloz menenjit vakası bulunmakla birlikte akut sağırlık yapan iki yanlı sensorinöral işitme kaybı vakası bildirilmemiştir. Sensorinöral işitme kaybı ile tüberküloz menenjit arasındaki ilişki de çok net bir şekilde ortaya konamamıştır. Bu yazıda, akut gelişen, iki yanlı sensorinöral işitme kaybı ile başvuran 64 yaşında bir tüberküloz menenjit olgusu sunulmuştur.
Tuberculous meningitis is the most severe manifestation of extrapulmonary tuberculosis with a high mortality and morbidity rates. It is usually presented with headache, fever, consciousness disturbances and convulsions. Eigth cranial nerve involvement is rarely reported in patients with tuberculous meningitis. There are only a few cases who presented with unilateral sensorineural hearing loss in the literature and the relationship between sensorineural hearing loss and tuberculous meningitis remains unclear. Acute deafness due to bilateral sensorineural hearing loss is not reported in the literature. We presented a 64 year old man who presented with an acute onset bilateral sensorineural hearing loss associated with tuberculous meningitis.

10.If You See It Once, You Do Not Forget: Lhermitte-Duclos Disease
Elif Aktaş, Kemal Arda, Nazan Ciledag, Bilgin Kadri Aribas, Basak Gulpinar
Pages 211 - 213
Lhermitte- Duclos hastalığı (LDH) tipik MR bulguları ile karakterize patogenezi bilinmeyen nadir bir hastalıktır. Cowden sendromu ile ilişkili olabilir. Bu nedenle diğer eşlik eden tümörleri dışlamak için preoperatif tanısı önemlidir. Bu makalede LDH olan iki olgumuzu ve tipik MR sinyal özelliklerini sunuyoruz.
Lhermitte- Duclos disease (LDD) is a rare disorder of unknown pathogenesis, characterized by typical magnetic resonance (MR) findings. LDD can be associated with Cowden’s syndrome. So preoperative diagnosis is important for excluding the other associated tumors. Herein we present two cases of LDD and describe typical MR signal characteristics.

IMAGES IN CLINICAL NEUROLOGY
11.Hereditary Spastic Paraparesis with Thin Corpus Callosum: Characteristic MRI Findings
Eser S Sanverdi, Kader K Oguz
Pages 214 - 215
Abstract | Full Text PDF



 
© Copyright 2019 Turkish Journal of Neurology
Home        |        Contact
LookUs & OnlineMakale