e-ISSN 1309-2545      ISSN 1301-062X
TR    ENG
 

Download Current Issue.

Volume : 26 Issue : 2 Year : 2020

Current Issue Archive Popular Articles Ahead of Print Submit Your Article Login
Turkish Journal of Neurology Indexed By
  Turk J Neurol: 15 (2)
Volume: 15  Issue: 2 - 2009
Hide Abstracts | << Back
EDITORYAL
1.DARWIN YEAR: Is it a Challenge to Our Beliefs or an Opportunity to Familiarize Ourselves with Scientific Thinking?
Turgay Dalkara
Pages 51 - 53
Abstract

REVIEWS
2.Internuclear and Supranuclear Disorders of Eye Movement
Mehmet Karataş
Pages 54 - 63
Göz hareketleri, hareket eden görsel hedeflerin izlenmesi ve foveal fiksasyonu sağlayarak net görmemizi sağlar. Bu hareketler oküler
motor sistem tarafından gerçekleştirilir. Oküler motor sistem anatomik lokalizasyona göre infranükleer, nükleer, internükleer ve sup-
ranükleer olmak üzere bölümlere ayrılarak irdelenir. internükleer liflerin oluşturduğu medial longitudinal fasikül lezyonu sonucu geli-
şen internükleer oftalmopleji, gençlerde sıklıkla multipl skleroz sonucu bilateral olarak görülür, yaşlılarda ise vasküler hastalıklara bağ-
lı gelişir. Supranükleer oküler motor bozukluklar; konjuge bakış felçleri, tonik deviasyonlar, sakkadik ve izleme göz hareket bozukluk-
ları, verjans anormallikleri, nistagmus ve oküler osilasyonlar olarak sıralanabilir. Supranükleer bozukluklar, oküler motor nükleusların
üzerindeki lezyonlar sonucu ortaya çıkar ve tüm oküler motor hastalıkların yaklaşık %10’unu oluşturur. Okülosefalik manevra ile göz
hareketleri yapılabiliyorsa lezyon supranükleer; yapılamıyorsa internükleer, nükleer ya da infranükleerdir.
Eye movements let us fixate on and follow a moving visual target. These movements are performed by the ocular motor system that
is divided according to anatomic location into infranuclear, nuclear, internuclear, and supranuclear components. It is important to
distinguish supranuclear and internuclear from nuclear and infranuclear disturbances. Internuclear ophthalmoplegia is due to a lesion of the medial longitudinal fasciculus, caused by multiple sclerosis in younger patients, particularly when the ophthalmoplegia is
bilateral, and usually of vascular origin in the elderly. Supranuclear disorders of eye movements are characterized by gaze palsies, tonic gaze deviation, saccadic and smooth pursuit disorders, vergence abnormalities, nystagmus, and ocular oscillations. Supranuclear
disorders result from lesions above the level of the ocular motor nerve nuclei, and they account for almost 10% of all patients with
disorders of eye movements. If oculocephalic maneuvers move the eyes appropriately, the lesion causing the gaze palsy is supranuc-
lear; if oculocephalic maneuvers do not move the eyes, the lesion may be internuclear, nuclear, or infranuclear.

ORIGINAL ARTICLES
3.Use of Mitoxantrone in Early Secondary Progressive Multiple Sclerosis: An Observational Study of 48 Patients with Clinical and MRI Outcomes
Ahmet Kasım Kılıç, Aslı Kurne, Birgül Baştan, İrem Çıkrıkçı, Demet Funda Baş, Mine Buluş, Neslihan Eker, Gülşen Kışlak, Elif Bulut, Kader Karlı Oğuz, Rana Karabudak
Pages 64 - 70
AMAÇ: Merkezimizde mitoksantron endikasyon kriterleri çerçevesinde tedavi protokolüne alınan erken progresif sürece geçiş döne-
mindeki relaps ve remisyonlarla giden ve inflamasyon yanıtının devam ettiği erken sekonder progresif multipl skleroz hastalarının te-
davi yanıtları, izlemleri, ilaç yan etkileri ve manyetik rezonans görüntüleme (MRG) takibi olan hastaların sonuçlarının aktarılması amaç-
lanmıştır.

YÖNTEMLER: 2001-2008 yılları arasında tedavisini almış, halen almakta olan ve düzenli izlemi olan hastalar retrospektif ola-
rak değerlendirilmiştir. Hastalar progresif süreçte olup immünmodülatuar tedaviye yanıtsızdır ve immünsüpresif tedavi kontrendikas-
yonu taşımamaktadır. Aktif infeksiyonu ve kardiyak hastalığı olmayan hastalara tam kan, karaciğer fonksiyon testleri, idrar tetkiki ve
transtorasik ekokardiyografinin ardından günlük tedaviyle; 3 ay indüksiyon, sonrasında 3 ayda bir 12 mg/m2 mitoksantron verilmiş-
tir. Hastalar yan etkiler açısından kontrolde tutulmuştur.

BULGULAR: Değerlendirmeye 33 kadın ve 15 erkek hasta alınmıştır. Tedavi protokolüne alınan hastaların başlangıç ortalama yaşları 36.6
± 7.8 yıl, hastalık süreleri 9.38 ± 4.8 yıl, ortalama “expanded disease severity scale (EDSS)” 5.8, tedavi süreleri ortalama 11.16 ± 7.4
ay olarak değerlendirilmiştir. Tedavi sonunda 17 hastanın özürlülük durumunda stabilizasyon, 10 hastada EDSS’de azalma, 14 hasta-
da ise EDSS’de tedaviye rağmen artış izlenmiştir. On altı hastada tedavi ilişkili yan etki görülmemiştir. ‹zlenen yan etkiler değerlendi-
rildiğinde; 18 hastada bulantı, 1 hastada kalıcı lökopeni, 4 hastada geçici trombositopeni, 13 hastada alopesi, 1 hastada nötropenik
ateş, 18 hastada amenore izlenmiştir. MRG izlemleri olan bir alt grup hastanın tedavi sonunda lezyon yükü artışında duraklama göz-
lenmiştir.

SONUÇ: Çalışmamız mitoksantron tedavisinin etkinliğini, klinik değerlendirme ve izlem MRG bulguları ile özetlemektedir. Tedavi etkin-
liğinde zamanlama ve doğru hasta seçimi önemli olup, ilk 3 kür sonunda yanıt verebilecek olan hastaların özürlülüklerinde sınırlanma-
nın olması önemli klinik gözlemlerimizdendir.

OBJECTIVE: To report the clinical follow-up, side effects, and magnetic resonance imaging (MRI) findings of mitoxantrone treatment
in patients in the early phase of secondary progressive and exacerbating relapsing-remitting multiple sclerosis.
METHODS: Patients that completed and/or were undergoing treatment between 2001 and 2008 were included in the
study. All patients were definitive progressive multiple sclerosis patients and met ‘non-responder’ criteria for immunomodulatory the-
rapy. They did not have active infection, cardiac disease, or any contraindication for immunosuppressive treatment. Baseline comp-
lete blood count, liver function tests, and transthoracic echocardiography were performed. Mitoxantrone was given as induction the-
rapy (1 dose per month for 3 months) and then as maintenance therapy (with 3 month periods, 12 mg/m2 until to the cumulative
dose was reached). Patients were followed-up regularly for the appearance of any side effects.
RESULTS: The study included 33 female and 15 male patients. Mean age was 36.6 ± 7.8 years, mean disease duration was 9.38 ±
4.8 years, mean expanded disease severity scale (EDSS) score was 5.8, and mean treatment duration was 11.16 ± 7.4 months. Fol-
lowing the end of treatment, 17 patients were stabilized, 10 improved, and 14 progressed. There were no side effects observed du-
ring or after treatment in 16 patients. Among the other 32 patients, the observed side effects were as follows: nausea (n= 18), per-
manent leucopenia (n= 1), transient thrombocytopenia (n= 4), alopecia (n= 13), neutropenic fever (n= 1), and amenorrhea (n= 18).
MRI follow-up was performed in a subgroup of patients and showed that the lesion loads were stabilized.
CONCLUSION: We reported the efficacy, and clinical and MRI follow-up results of multiple sclerosis patients treated with mitoxantro-
ne. Patient selection and therapy timing was very important for maximum efficacy. Patients that responded to mitoxantrone treat-
ment benefited beginning with the induction phase and their disability was limited or improved.

4.Choosing Old and New Antiepileptic Drugs in Epilepsy Treatment
Semai Bek, Tayfun Kaşıkçı, Güray Koç, Gencer Genç, Zeki Gökçil, Zeki Odabaşı
Pages 71 - 77
AMAÇ: Son dönemdeki çalışmalar incelendiğinde, epilepside alternatifsiz olarak kullanılan klasik antiepileptik ilaçlar son 2 dekad içe-
risinde yerlerini yeni antiepileptik ilaçlara teslim ediyor görünmektedir. Bu çalışmaların saha pratiğini yansıtıp yansıtmadığını değerlen-
dirmek amacıyla bu çalışma planlanmıştır.

YÖNTEMLER: 2001-2007 yılları arasında polikliniğimize epilepsi tanısı ile başvuran hastaların kayıtları retrospektif olarak ince-
lendi.

BULGULAR: : Toplam 1358 hasta verisi değerlendirildi. Bin yüz yirmi (%82) hasta tekli, 238 (%18) hasta çoklu antiepileptik ilaç tedavisi
kullanmaktaydı. Tedavi başlangıç tarihine göre gruplandırıldığında; 2000-2007 yıllarında ilaç başlanan 603 hastanın 552 (%86)’si kla-
sik, 92 (%14)’si yeni; 1995-1999 yıllarında ilaç başlanan 483 hastanın 467 (%95)’si klasik, 24 (%5)’ü yeni; 1994 ve öncesinde ilaç baş-
lanan 272 hastanın 270 (%99)’i klasik, 3 (%1)’ü yeni ilaç kullanmaktaydı.

SONUÇ: Tekli antiepileptik ilaç kullanan hastaları, tedaviye başlanma tarihlerine göre gruplandırdığımızda; yeni antiepileptik ilaçların
kullanım oranlarının %10’lara doğru artış gösterdiğini görmekteyiz, ancak yine de klasik antiepileptik ilaçlar tedavi seçiminde halen ilk
sırada yer almaktadır. Çoklu antiepileptik ilaç tedavisi altında olan hastalarda ise yeni antiepileptik ilaçların son yıllarda kombine teda-
vide klasik ilaçlara ek olarak kullanılmasında belirgin oranda artış izlenmektedir.
Anahtar Kelimeler: Antiepileptik ilaçlar, epilepsi, tedavi.

OBJECTIVE: According to recent studies old antiepileptic drugs used without alternative in the treatment of epilepsy, seems to leave
their place to new antiepileptic drugs during last two decades. The present study aimed to investigate whether the results of those
studies hold any truth in clinical practice.
METHODS: Medical records of patients that present to our clinic with the diagnosis of epilepsy between 2001 and 2007
were investigated retrospectively.
RESULTS: Data on 1358 patients were evaluated. Among them, 1120 (82%) patients had monotherapy and 238 (18%) patients had
polytherapy. The results were grouped by initial treatment dates: 552 of 603 (86%) patients used old antiepileptic drugs and 92
(14%) used new antiepileptic drugs between 2000 and 2007; 467 of 483 (95%) patients used old antiepileptic drugs and 24 (5%)
used new antiepileptic drugs between 1995 and 1999; 270 of 272 (99%) used old antiepileptic drugs and 3 (1%) used new antiepi-
leptic drugs prior to 1994.
CONCLUSION: When the patients that received monotherapy were grouped by initial treatment dates the rate of new antiepileptic
drug use was 10%, although old antiepileptic drugs were still the first choice. There was a significant increase in the use of new an-
tiepileptic drugs as adjuvant treatment in patients with polytherapy in the last years.

CASE REPORT
5.A Case of High-Grade Basilar Artery Stenosis with Spontaneous Recovery
E. Murat Arsava, Okay Sarıbaş, Saruhan Çekirge, Turgay Dalkara
Pages 78 - 81
Sağ hemiparezi ve dizartri ile merkezimize başvuran 31 yaşında bir erkek hastada yapılan tetkikler sonucunda yüksek dereceli baziler ar-
ter stenozu saptanmıştır. Yapılan etyolojik araştırmalarda stenozun kesin nedeni bulunamamıştır. Medikal tedavi ile izlenmesi kararlaştı-
rılan hastanın takip eden dönemde tekrarlayan bir şikayeti olmamıştır. Altı ay sonra kontrol amacıyla yapılan anjiyografide stenozda dra-
matik bir düzelme gözlenmiştir. Bu olgu, özellikle etyolojik nedeni tam aydınlatılamayan, klinik tablosu stabil olan ve yaşı genç olan bazi-
ler arter stenozu olgularında, endovasküler tedavi yöntemlerine başvurmadan önce medikal tedavi ile izlemin önemini vurgulamaktadır.
High-grade basilar artery stenosis was detected in a 31-year-old man that presented with right hemiparesis and dysarthria. The exact
etiology of the stenosis could not be determined. The patient was treated medically and remained asymptomatic during a 6-months
follow-up period, and follow-up angiograms showed a dramatic improvement in the high-grade stenosis. This report aimed to draw
attention to the importance of follow-up for high-grade basilar artery stenoses with medical therapy prior to using endovascular app-
roaches, especially in young patients with a stable clinical course and unknown etiology.

6.Horner’s Syndrome Following Herpes Zoster Ophthalmicus
Berker Bakbak, Ali Rıza Cenk Çelebi, Cumhur Şener
Pages 82 - 84
Altmış yaşında kadın hasta sol üst kapağında düşüklük şikayeti ile başvurdu. Sekiz hafta önce herpes zoster oftalmikus nedeniyle te-
davi aldığı öğrenildi. Nöro-oftalmolojik muayenesinde sol gözde miyozis ve sol kapakta pitozis saptandı. Apraklonidin ve hidroksiam-
fetamin testleri sonrası postgangliyonik Horner sendromu tanısı koyuldu. Herpes zoster oftalmikus nedeniyle gelişen Horner sendro-
munun nadir olması ve tanıda damla testlerinin önemini vurgulamak amacıyla olgunun sunulması uygun görüldü.
A 60-year-old woman presented with the complaint of left upper eyelid ptosis. Eight weeks earlier she was treated with antiviral
agents for herpes zoster ophthalmicus. Neuro-ophthalmic examination revealed pitozis and miyozis in her left eye. Based on aprac-
lonidine and hydroxyamphetamine test results the patient was diagnosed as postganglionic Horner’s syndrome. The rarity of Hor-
ner’s syndrome following herpes zoster ophthalmicus and the importance of topical agents in its diagnosis are emphasized.

7.A Pregnancy Case with Idiopathic Intracranial Hypertension that Improved with Diet
Güner Koyuncu Çelik, Mehmet Borazan
Pages 85 - 88
İdiyopatik intrakraniyal hipertansiyon; hidrosefali ya da herhangi bir kitle lezyonu olmaksızın intrakraniyal basıncın artışı ile karakterize bir
sendromdur. Sıklıkla obez adölesan kızlarda, genç kadınlarda ve sıklığı normal popülasyonla aynı olmak üzere gebelerde görülür. Gebe-
likte herhangi bir trimestırda görülen idiyopatik intrakraniyal hipertansiyon ve tedavisinin gebeliğe etkisi, gebeliğin de hastalığa etkisini
değerlendirmek, tedavi önerilerini gözden geçirmek amacıyla idiyopatik intrakraniyal hipertansiyonlu bir gebe olgusu sunulmuştur.
Idiopathic intracranial hypertension is a syndrome characterized by an increase in intracranial pressure, without hydrocephaly or a mass
lesion. It is most commonly encountered in obese adolescent girls, young women, and pregnant women. Its prevalence rate in all 3
groups is the same. Herein we present a pregnancy case with idiopathic intracranial hypertension and an evaluation of the effects of
idiopathic intracranial hypertension during any trimester and the effects of its treatment on pregnancy, as well as the correlation bet-
ween idiopathic intracranial hypertension and pregnancy. Moreover, treatment options are assessed in light of the literature.

8.Mucormycosis Involving the Central Nervous System with Bilateral Ophthalmoplegia: A Case Report
Yakup Türkel, Murat Terzi, Tuba Yazıcı, Nilgün Cengiz
Pages 89 - 93
Mukormikoz, Mucorales Mucoraceae ailesinden, Rhizopus, Mucor ve Absidia’nın oluşturduğu, birçok sistemi tutan hastalıkların ortak
ismidir. En sık görülen klinik form rino-orbitoserebral tutulumdur. Mukormikoziste burun ve sinüsler infeksiyonun başlangıç bölgeleri-
dir. Orbital ağrı, ani görme kaybı, kemozis, periorbital selülit, oftalmopleji ve propitoz görülebilir. Bu yazıda santral sinir sistemi tutu-
lumu olan ve bilateral oftalmopleji ile gelen bir olgunun klinik ve radyolojik görüntüleri sunulmuştur.
Mucormycosis is the common name for diseases caused by fungi of the genera Rhizopus, Mucor, and Absidia of the family Mucora-
les: Mucoraceae, which affect many systems. Rhino-orbitocerebral infection is the most common form. In mucormycosis the nose
and sinuses are the initial regions of infection. Orbital pain, sudden loss of vision, chemosis, periorbital cellulitis, ophthalmoplegia,
and proptosis can be seen. We report the clinical and radiological findings of a mucormycosis case that presented with ophthalmop-
legia and central nervous system involvement

9.A Case of Wernicke’s Encephalopathy Induced by Pyloric Stenosis
Serkan Özben, Hüsniye Aylin Hakyemez, Hürtan Acar, Feriha Özer
Pages 94 - 97
Wernicke ensefalopatisi, tiamin eksikliğine bağlı gelişen nörolojik bir sendromdur. Ciddi mortalite riski taşımakla birlikte özellikle er-
ken dönemde tiamin tedavisine iyi yanıt vermektedir. Genellikle alkolizm ile ilişkili olduğu ve klinik triadın hastaların %10-20 gibi az
bir kısmında görüldüğü için özellikle alkolizm öyküsü olmayan olgularda tanıda güçlük yaratmaktadır. Bu yazıda intihar amaçlı çama-
şır suyu (sodyum karbonat) içen ve buna bağlı pilor stenozu gelişen, sonrasında konfüzyon, oftalmoparezi ve ataksi tablosuyla karşı-
mıza çıkan bir hastayı sunmayı amaçladık.
Wernicke’s encephalopathy is a neurological syndrome that develops due to thiamine deficiency. Although it has a significantly high
mortality rate, it responds well to thiamine treatment, especially in its early stages. Because of its common association with alco-
holism and the fact that its clinical triad is seen in only a small portion of patients (10-20%), diagnosis is difficult, especially in cases
without a history of alcoholism. Herein we present a patient that drank bleach (sodium carbonate) in an effort to commit suicide and
developed pyloric stenosis, which was followed by confusion, ophthalmoparesis, and ataxia

SHORT COMMUNICATION
10.Paraneoplastic Encephalitis Associated with Anti-Ma2 Antibodies and Mesothelioma-Like Poorly Differentiated Lung Cancer
Can Ebru Bekircan, Amber Eker, Öztürk Ateş, Kader Karlı Oğuz
Pages 98 - 101
Paraneoplastik ensefalit bulguları olan ve anti-Ma2 antikorlarının varlığı saptanan 47 yaşında bir kadın hastada hikaye ve toraks bilgi-
sayarlı tomografi bulgularıyla yüksek olasılıklı malign mezotelyoma tanısı koyulmuştur. Plevral iğne biyopsisinde yüksek dereceli neop-
lastik infiltratif hücreler tespit edilen hasta immünoterapiye rağmen kaybedilmiştir. Hücre tipi kesin ayırt edilememesine rağmen, kö-
tü diferansiye akciğer kanseri ve mezotelyoma düşünülen bu hastada, anti-Ma2 pozitif paraneoplastik ensefalit ile mezotelyoma bir-
likteliğinin ilk kez görülmesi nedeniyle bildirilmesi uygun görülmüştür.
We report a case of paraneoplastic encephalitis associated with anti-Ma2 antibodies. Medical history and thorax computed tomog-
raphy findings suggested malignant mesothelioma. Pleural biopsy results were compatible with high-grade neoplastic infiltration. Alt-
hough the biopsy could not differentiate the type of neoplasm, mesothelioma was considered a strong possibility in this poorly dif-
ferentiated lung carcinoma. To the best of our knowledge this is the first case report of paraneoplastic encephalitis associated with
anti-Ma2 antibodies and mesothelioma.

IMAGES IN CLINICAL NEUROLOGY
11.A Case of Spinal Plexiform Neurofibromatosis
Ülgen Kökeş, Fazilet Hız, Tuğba Eyiipgil
Pages 102 - 103
Abstract



 
© Copyright 2020 Turkish Journal of Neurology
Home        |        Contact
LookUs & OnlineMakale