e-ISSN 1309-2545      ISSN 1301-062X
TR    ENG
 

Download Current Issue.

Volume : 25 Issue : 3 Year : 2019

Current Issue Archive Popular Articles Ahead of Print Submit Your Article Login
Turkish Journal of Neurology Indexed By
 
  Search






Turk J Neurol: 14 (6)
Volume: 14  Issue: 6 - 2008
Hide Abstracts | << Back
1.From the Editor: Reflections of 2008
Tülay Kansu
Pages 375 - 376
Abstract | Full Text PDF

2.PREVENTION OF ISCHEMIC STROKE Antiplatelet Agents, Carotid Endarterectomy and Angioplasty and Stenting
Harold P. Adams
Pages 377 - 387
İnme Türkiye’de en sık görülen akut nörolojik hastalıktır ve de ölüm nedenleri arasında ikinci sırada bulunmaktadır. Aynı zamanda inme günlük yaşam aktivitelerinde başkalarına bağımlılığın önde gelen bir nedenidir. İnmelerin büyük bölümü arteryel tıkanmalara, bunların önemli kısmı da ateroskleroza bağlı olarak gelişmektedir. Akut inme için yararlı tedaviler bulunmakla birlikte koruyucu yöntemler tıkayıcı beyin damar hastalıklarının tedavisinde halen en etkin stratejiyi oluşturmaktadır. İnme riskinin azaltılmasında kullanılan yöntemler hipertansiyon, diabetes mellitus, hiperlipidemi, ve sigara gibi aterosklerozu hızlandıran risk faktörlerinin tanınması ve tedavisini içerir. Buna ek olarak, arteryel hastalığı olan birçok kişinin aspirin, klopidogrel, veya aspirin/dipiridamol gibi antiagregan ilaçlarla tedavisi gerekir. Yeni antiagregan ilaçlar geliştirilmektedir. Karotid endarterektomi dikkatle seçilmiş hastalarda inme riskini azalttığı kanıtlanmış bir tedavi yaklaşımıdır. İnternal karotid arter dahil tıkayıcı intrakranyal ve ekstrakranyal arteryel hastalığı olanlarda anjiyoplasti/stentleme girişimlerinin rolü hızla genişlemektedir. Risk faktörlerinin tedavisi, antitrombotik ilaçlar ve lokal girişimleri içeren titizlikle hazırlanmış bir strateji sayesinde iskemik inme riski azaltılabilir.
Stroke is the most common acute neurologic disease and the second most common cause of death among persons living in Turkey. In addition, stroke is a leading cause of disability and human suffering. A preponderance of strokes is secondary to arterial occlusions often due to atherosclerosis. While useful therapies to treat acute stroke are available, prevention remains the most cost-effective strategy for treating patients with ischemic cerebrovascular disease. Components of management to lower the risk of stroke include identification and treatment of risk factors that accelerate atherosclerosis including hypertension, diabetes mellitus, hyperlipidemia, and smoking. In addition, most patients with arterial disease should be treated with an antiplatelet agent such as aspirin, clopidogrel, or aspirin/dipyridamole. New antiplatelet agents are being developed. Carotid endarterectomy is of proven utility in lowering the risk of stroke in carefully selected patients. The role of angioplasty and stenting for treatment of stenotic intracranial or extracranial arterial disease, including the internal carotid artery, is expanding rapidly. With a carefully developed plan addressing management of risk factors, antithrombotic medications and local interventions, the likelihood of ischemic stroke can be reduced.

3.Demographic/Clinical Characteristics And Midas Scores Of 103 Consecutive Migraine Patients
Hava Dönmez, Tahir Kurtuluş Yoldaş, Elif Banu Solak, Ayşe İlksen Çolpak
Pages 388 - 393
AMAÇ: Migren iş ve iş dışındaki yaşamda önemli fonksiyon kaybına yol açan heterojen bir hastalıktır. Biz bu çalışmada migraine disability assesment scale (MİDAS)'ı kullanarak, farklı demografik ve klinik özelliklere sahip migren hastalarında özürlülüğü etkileyen özellikleri araştırmayı amaçladık.
YÖNTEMLER: Çalışmaya nöroloji polikliniğine başvuran ardışık 103 migren hastası alındı. Migren tipleri belirlenen hastaların demografik, klinik özellikleri ve MİDAS sonuçları kaydedildi. Demografik ve klinik özelliklerle MİDAS ile tespit edilen özürlülük skoru arasındaki ilişki istatiksel olarak değerlendirildi.
BULGULAR: Yüzüç hastanın 86'sı kadın, 17'si erkek hastalardı. Hastaların yaş ortalaması 37,3±9,81 (15-70) bulundu. Yirmi hasta auralı migren, 82 hasta aurasız migren ve 1 hasta baziler migren olarak değerlendirildi. MİDAS derecesi 8 hastada 1, 5 hastada 2, 21 hastada 3 ve 69 hastada 4 olarak ölçüldü. Ağrı şiddeti 4 ile 10 arasında değişiyordu, ortalama 8,60±1,38 bulundu.
SONUÇ: İstatiksel değerlendirme sonucunda ağrı şiddeti ile özürlülük arasında anlamlı pozitif bir korelasyon görüldü. Demografik özellikler, migren tipi, migren atak süresi yada migren atak sıklığı gibi özelliklerle özürlülük arasında istatiksel olarak anlamlı bir sonuç tespit edilmedi. Bizim sonuçlarımıza göre toplumumuzda migren hastalarının özürlülük oranını etkileyen en önemli özellik başağrısının şiddetidir.
OBJECTIVE: Migraine as an heterogenous disease and may cause important functional disability in professional and social life. In this study our goal was to examine the characteristics that affect the disability in migraine patients who have different demographic and clinical characeristics, by using migraine disability assesment scale (MIDAS).
METHODS: One hundred and three consecutive migraine patients who have admitted to out-patient neurology clinic were included in this study. After definition of their migraine type, patients ' demographic and clinical characteristics and MIDAS scores were recorded.Relation between demographic/social characteristics and MIDAS scores was evaluated on statistical basis


RESULTS: There were 86 female and 17 male patients. Mean patient age was 37.3±9.81 (15-70). Twenty patient had migraine with aura, 82 had migraine without aura, one had basilar migraine. MIDAS score was 1 in 8 patients, 2 in 5 patients, 3 in 21 patients and 4 in 69 patients. Mean headache intensity was 8.60±1.38 (4-10).
CONCLUSION: Statistical analysis showed a significant positive correlation between headache intensity and disability. However the relation between demographics, migraine type, migraine attack duration or frequency and disability score was insignificant. According to our results, in our society the only characteristic that affects disability score was intensity of headache.

4.The Association Between Haematological Parameters, Migraine and Tension Type Headache
Hatice Demirel, Ufuk Emre, Tuğrul Atasoy, Aysun Ünal, Handan Ankaralı
Pages 394 - 398
AMAÇ: Migren ve gerilim tip baş ağrısı (GTBA) günlük yaşam aktivitelerini etkileyen, en sık görülen birincil baş ağrılarıdır. Nöroloji pratiğinde, baş ağrıları ile hematolojik hastalıklar (anemi, polistemia, hemakromatozis) arasındaki ilişki kabul görmesine rağmen, epizodik gerilim tip baş ağrılı (EGTBA) ve migrenli hastalarda demir metabolizması ve eksikliğinin incelendiği çalışmaların sayısı sınırlıdır.
AMAÇLAR: Biz bu çalışmada migren ve EGTBA ile demir eksikliği anemisi arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçladık.

YÖNTEMLER: Çalışmaya 132 migren ve 120 EGTBA hastası dahil edildi. Tüm hastalarda tam kan sayımı, serum demir (De), demir bağlama kapasitesi (DeBK), ferritin, platelet (Plt), vitamin B12 ve folik asit düzeyleri incelendi.
BULGULAR: Migren grubunda, baş ağrısı sıklığı arttıkça DeBK düzeyinde azalma, ferritin düzeyinde artış saptandı. EGTBA hastalarında ise ağrı sıklığı arttıkça Hb, Htc, ferritin değerlerinde azalma, DeBK düzeyinde artış saptandı. Her iki grupta, hastalık süresi ve ağrı şiddeti ile hematolojik parametreler arasında ilişki saptanmadı.
SONUÇ: Bu çalışmada, primer baş ağrısı hastalarında özellikle GTBA da demir metabolizmasının incelenmesi takip ve tedavinin planlanmasında yardımcı olacaktır.
OBJECTIVE: Migraine and tension type headache (TTH) are the most common primary headaches, which affect the activities of daily living. Although the relationship between haematological diseases (anemia, polycytemia, heamochromatosis) and headache is accepted in neurology practice, studies examining iron deficiency or metabolism in patients with episodic tension type headache (ETTH) and migraine are in limited number.
OBJECTIVES: In this study we aimed to investigate the relationship between primary headaches (migraine and episodic tension type headache) and iron deficiency anemia parameters.

METHODS: 132 migraine and 120 ETTH patients were included into study. Total blood count examinations, serum iron, Iron Binding Capacity (IBC), ferritin, platelet (Plt), vitamin B 12 and folic acid levels were examined in all patients.
RESULTS: In migraine group, the increased frequency of headache was correlated with elevated level of ferritin, and decreased level of IBC. In TTH patients, the increased frequency of headache was found to be correlated with decreased levels of Hb, Htc, ferritin, and increased level of IBC. In all patients, no correlation was found between the haematological parameters and duration and severity of headache.
CONCLUSION: This study emphasizes that in patients with primary headaches, especially TTH, examination of iron metabolism will be helpful in planning the treatment and follow-up.

5.Effects of bodyposition on arterial oxygenation in acute stroke patients
Ayşe Pınar Titiz, Şerefnur Öztürk, Şenay Özbakır
Pages 399 - 405
AMAÇ: İnme hastalarında akut dönemde hipoksemi, serebral hasarı artıran önemli bir faktördür. Akut inmeli hemiparezik hastalarda, hastanın vücut pozisyonu ile oksijenasyon arasında ilişki olduğunu bildiren çalışmalar, son yıllarda strok yoğun bakımlarının önem kazanmasına paralel olarak artmaya başlamıştır. Bu çalışma akut inme hastalarında pozisyonun oksijen saturasyonu ile ilişkisini araştırmak amacıyla planlandı.
YÖNTEMLER: Çalışmaya, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Kliniği’nde Temmuz 2000-Haziran 2001 tarihleri arasında izlenen akut inme hastaları dahil edilmiştir. Hastaların paretik ve sağlam taraflarına lateral dekubit pozisyonunda, başlangıç, 15., 30. ve 60. dakikalardaki O2 saturasyonu (SO2), nabız, kan basıncı değerleri, 1., 3. ve 7. günlerde kaydedildi. BBT’de lezyon özellikleri belirlendi. Klinik parametreler ( bilinç, parezi dereceleri, fonsiyonel dizabilite, koma skorları, prognoz ) kaydedildi.
BULGULAR: Çalışmaya alınan 50 hastanın ( 19 erkek, 31 kadın ) yaş ortalaması 68,32±12,02 bulundu. BBT’de 19 hastada hematom, 30 hastada infarkt, 1 hastada hemorajik infarkt tespit edildi. Strokun 1. günü SO2 değerleri başlangıç, 15., 30. ve 60. dakikada sağlam tarafına lateral dekubit pozisyonda yatan hastalarda paretik tarafına yatanlardan belirgin olarak yüksek bulundu ( sırasıyla p<0,05, p=0,002, p=0,013, p=0,024 ). Kadın hastalarda SO2 düzeyleri her iki yatış pozisyonunda da düşük bulundu (p=0,017, p=0,020 ). Hematomlu hasta grubunda SO2 değerleri infarktlı hasta grubundan daha düşüktü ( p=0,038 ). 3. gün SO2 değerleri eksitus olan hastalarda, yaşayan hastalara göre daha düşüktü (başlangıç p=0,013, 30. dakika p=0,012, 60. dakika p=0,020 ). SO2 düzeyleri aynı yatış pozisyonunda zaman ile düzelme göstermekteydi (p=0,042). Pozisyon ile nabız değerleri ilişki göstermezken, sistolik kan basıncı değerleri sağlam tarafa yatan hastalarda daha yüksek bulundu ( başlangıç p=0,013, 15. dakika p=0,009, 30. dakika p=0,017 ).
SONUÇ: Bulgularımız, sağlam tarafa lateral dekubitus pozisyonunun, medikal tedaviye ek olarak, optimal oksijen saturasyonu sağlamak üzere hastalar için en uygun yatış pozisyonu olduğunu düşündürmüştür.
OBJECTIVE: Hypoxemia is an important factor that increases cerebral damage in acute stroke patients. In conjunction with the growing importance of stroke intensive care units, there has been an increase in studies reporting on the correlation between oxygenation and the body position in acute stroke patients with hemiparesis. This study was planned to evaluate the relationship between oxygen saturation (SaO2) and position in acute stroke patients.
METHODS: : Acute stroke patients followed in the Neurology Department of Ankara Numune Hospital between July 2000 and June 2001 were included in this study.
The SaO2, pulse and blood pressure values were recorded initially, and at the 15th, 30th and 60th minutes in patients lying on either their paretic or healthy side in the lateral decubitus position on the 1st, 3rd and 7th days. Characteristics of the lesions were determined on computerized tomography (CT). Clinical parameters (consciousness, degree of paresis, functional disability, coma scores, and prognosis) were also recorded.

RESULTS: The 50 patients (19 male, 31 female) included in this study with the diagnosis of acute stroke had a mean age of 68.32±12.02. CT imaging revealed hematoma in 19 of the patients, infarct in 30 and hemorrhagic infarct in 1.
Arterial oxygen saturation (SaO2) values of the subjects recorded initially and at the 15th, 30th and 60th min from the healthy side in the lateral decubitus position in the first day of stroke were found to be higher than the paretic side (p<0.05 initially; p=0.002 15th min; p=0.013 30th min; and p=0.024 60th min). In female patients, SaO2 values were found to be lower than male patients in both recumbent positions (p=0.017 and p=0.020). SaO2 values in the hematoma group were lower than in the infarct group (p=0.038). SaO2 values of patients who died were lower than of those alive on the 3rd day (p=0.013 initially; p=0.012 30th min; p=0.020 60th min). SaO2 values in the sustained recumbent position demonstrated improvement over time (p=0.042).
There was no relation between position and the pulse rate, whereas systolic blood pressure values were found to be higher in patients lying on the healthy side (p=0.013 initially; p=0.009 15th min; p=0.017 30th min).

CONCLUSION: Our findings suggest that positioning of the patient in the lateral decubitus position on the healthy side may provide optimal oxygen saturation in addition to medical treatment.

6.A case of primary gait ignition failure
Gülay Kenangil, Dilek Necioğlu Örken, Yıldızhan Yıldız, Hulki Forta
Pages 406 - 409
Yürümeye başlama yetersizliği (YBY) klinik ve patolojik olarak iyi tanımlanmamış ve günümüze dek birçok farklı isimlerle anılmış bir tablodur. İdiopatik Parkinson hastalığı, progresif supranükleer felç, multisistem atrofi, vasküler parkinsonizm, posthipoksik pallidal lezyonlar ve normal basınçlı hidrosefali ile birlikteliği sıktır. Primer YBY nadirdir. Temel problem harekete başlama kararsızlığı ve donmalardır. Bu makalede, 69 yaşında, hastanemize yürüme bozukluğu yakınması ile başvuran ve eşlik eden diğer ekstrapiramidal bulguları olmayan, görüntüleme yöntemlerinin negatif olması ile diğer hastalıklar ekarte edildikten sonra primer YBY tanısı konulan bir hasta sunulmuştur.
Gait ignition failure (GIF) is clinically and pathologically a poorly defined term that has gone with many different names before. Coexistence with idiopathic Parkinson’s disease, progressive supranuclear palsy, multisystem atrophy, vascular parkinsonism, posthypoxic pallidal lesions and normal pressure hydrocephalus is common. Primary GIF is rare. Main problem is start hesitation and freezing. Here, we present a 69 year old woman whose chief complaint is difficulty of gait. She did not have any other extrapiramidal signs and her MRI did not reveal any abnormality. She was diagnosed as primary gait ignition failure.

7.Thyrotoxic Hypokalaemic Periodic Paralysis: Four New Case In Turkish Population
Aylin Akçalı, Remzi Yiğiter, Şebnem Aktaran, Sırma Geyik, Derya Sayar, Mustafa Yılmaz, Münife Neyal
Pages 410 - 414
Bilimsel Zemin: Tirotoksik periyodik paralizi (TPP), kas güçsüzlüğü, düşük kan potasyum seviyesi ve tiroid hormon yüksekliği ile karakterize yaygın olmayan bir durumdur. Özellikle Asya'da sık gözlenmekte olup, beyaz ırkta da olgu bildirimleri mevcuttur. Ailesel periyodik paralizilerde gözlenen iyon kanal defektleri TPP'lerde gösterilememiştir.
Hastalar ve METOD: Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji servisinde TPP tanısı konulan 4 olgunun klinik ve laboratuar özellikleri retrospektif olarak incelendi.
SONUÇLAR: Genellikle akşam geç saatlerde başvuran yaş ortalaması 40,5 olan 3’ü erkek biri kadın hastaların 3'ünde kuadriparezi, birinde paraparezi gözlendi. Kuadriparezik hastalardan biri 1 yılda 10 atak geçirmesine rağmen bu zamana kadar tanı almamıştı. Hastalar ortalama 45 mEq intravenöz KCl tedavisi aldılar ve ortalama 9,3 saatte klinik bulgularda düzelmeler başladı. Daha önce 10 atak geçirmiş olan hastanın, dört ekstremite proksimallerinde 4/5’lik kas gücü devam etti.
YORUM: Tirotoksikoza bağlı paralizi tanısında medikal öykü ve laboratuvar incelemeleri çok önemlidir ve tirotoksikozun tedavisi atakları önleyicidir.
Scientific BACKGROUND: Thyrotoxic periodic paralysis (TPP) is an uncommon disease and characterized by muscle weakness, hypokalaemia and high levels of thyroid hormones. Although it is frequently seen in Asian populations, it has also been reported in Caucasians. Ionic channel defects seen in hereditary periodic paralysis are not detected in TPP.
Patients and METHODS: Clinical and laboratory findings of 4 TPP patients were analyzed retrospectively.
RESULTS: The mean age of the patients was 40.5 years. Three out of four patients were male and one was female. Three of them were presented with quadriparesis and one with paraparesis. One of the patients with quadriparesis was not diagnosed with TPP previously, although he had experienced 10 attacks in a year. A mean dose of 45 mEq KCl was applied intravenously to the patients and the symptoms began to resolve over 9.3 hour period. The patient who had 10 attacks showed 4/5 proximal muscle strength in all four extremities.
CONCLUSION: Medical history and laboratory investigation is very important for diagnosis of thyrotoxic paralysis. The treatment of thyrotoxicosis prevents the attacks of TPP.

8.Normal pressure pseudotumor cerebri
Şölen Derici, Yeşim Beckmann, Yaprak Seçil, Deniz Yemenicioglu, Mustafa Basoglu
Pages 415 - 418
Psödotümör serebri (PTS) nedeni bilinmeyen intrakraniyal basınç artışıdır. Tanısı modifiye edilmiş Dandy kriterleri ile konulan hastalığın semptomları görülme sıklığına göre artmış kafa içi basıncı nedeniyle başağrısı, geçici vizyon kaybı, bulanık görme ve diplopi şeklinde sıralanabilir.
Bu çalışmada (PTS) klinik bulguları gösteren, ancak intrakraniyal basınç artışı saptanamayan bir olgu sunuyoruz. Literatürde benzer şekilde tanımlanan ikinci olgu olması nedeniyle sunulması uygun görülmüştür.
Pseudotumor cerebri is a disorder of unknown etiology. An unknown condition characterized with increased intracranial pressure. The primary problem is chronically elevated intracranial pressure, and the most important neurological manifestations are papilledema, which may lead to progressive optic atrophy and blindness and diplopia. We present a patient who developed pseudotumor cerebri without increased intracranial pressure. To our knowledge, this is the second report describing pseudotumor cerebri in a case without increased intracranial pressure.

9.CADASIL and cerebral microbleeds
Dilek Necioğlu Örken, Gülay Kenangil, Nevin Kuloğlu Pazarcı, Münevver Gökyiğit
Pages 419 - 421
Abstract | Full Text PDF

10.Turkish Neurology Board Examinations: 2004-2008
Ayhan Çalışkan, Tülay Kansu, Şerefnur Öztürk, Nilgun Araç, Sevin Balkan, İbrahim Bora, Canan Aykut Bingöl, Ufuk Can, Feza Deymeer, Muhteşem Gedizlioglu, Zeki Gökçil, Hatice Karasoy
Pages 422 - 429
Bu çalışma Türk Nöroloji Derneği (TND) tarafından son beş yılda yapılan Nöroloji Uzmanlığı Yeterlik Yazılı sınavlarına ilişkin planlama, uygulama süreci ve elde edilen sonuçları ortaya koyma amacını taşımaktadır. 2004-2008 yılları arasında uygulanan beş sınav süreci ve katılımcılardan anketler aracılığı ile alınan geribildirimlerden elde edilen veriler incelenerek tanımlayıcı tablo ve grafikler halinde sunulmuştur. Hesaplanan KR 20 katsayısı değerleri sınavların güvenilir olduğunu ortaya koymuştur.
This study aims to describe planning, application and the results of Turkish Neurology Board Examinations. Data was collected from five Board Examination process and with feedback questionnaires of the examinee between 2004 and 2008. Results were presented with descriptive tables and charts. KR 20 coefficients demonstrated that tests were reliable.



 
© Copyright 2019 Turkish Journal of Neurology
Home        |        Contact
LookUs & OnlineMakale